Anasayfa / Sanat / Edebiyat / Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ‘Saatleri Ayarlama Enstitüsü’ Romanına Dair

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ‘Saatleri Ayarlama Enstitüsü’ Romanına Dair

Saatleri Ayarlama Enstitüsü / Ahmet Hamdi Tanpınar

Türkiye’de ‘batılılaşmak’ olgusu aydınlar tarafından ele alınmış önemli bir konudur. Türk siyasi ve kültür tarihi bu anlamda aydınlara büyük görevler yüklemiş, halkın bilinçlenmesi, Doğu-Batı sentezi yapabilmesi fikrini doğurmuştur.

Sanatçılar, ‘Doğu’ ile ‘Batı’ arasında sıkışan bireylerin ‘gelişememe’ durumlarını nedenleriyle bu konuyu ele almıştır.

Eserleriyle yol göstermek isteyen sanatçılar, yarattıkları karakterlerle bu ikilemin arasındaki bireylerin yaşamlarından kesitler sunmuştur bize. Ancak asılı anlatmak istedikleri ne doğulu ne batılı olmaktır. Böyle bir seçime zorlamak gibi bir amacı hiçbir zaman taşımamışlardır. Yazarlar, bireylerin sadece giyim-kuşam anlamında batılı ancak düşünme anlamında doğulu davranmasını, batılılaşmak kelimesinin gerçek anlamını irdelemiştir.

İşte bu noktada da bu durumu anlatma başarısı ön plana çıkmıştır.

Başarı bu ülke topraklarında ‘ölümle’ eşzamanlanmıştır adeta. Çoğu zaman bir yazarın anlaşılabilmesi, eserlerinin gündeme gelebilmesi için maalesef ki ölümlerinden sonraya ertelenmiştir.

Nitekim Tanpınar için de aynı şey geçerli olmuştur.

Saatleri Ayarlama Enstitüsü gibi bir şaheseri ortaya koyan yazar, aynı dönemlerde sağlığıyla ilgili ciddi sıkıntılar yaşamıştır. Ancak O, sağlığına rağmen Türk modernleşme sürecindeki çelişkileri ‘kendi olmayı başararak’ ortaya koymuştur. Üstelik sadece tek bir eserinde bu konuyu gündemine almamış, her eserinde Türk insanının bu sıkışmış ruhunu iğneleyici bir üslupla ve başarıyla sunmuştur.

saatleri-ayarlama-enstitusu-romanina-dair-1

Tanpınar, bu durumu basite indirgeyerek değil, derin gözlemler yaparak ortaya koymuştur. Örneğin Osmanlının son dönemini ve çağdaş Türk toplumunun ilk dönemlerini ‘kimlik problemi’ olarak değerlendirirken bu durumu bir ‘medeniyet krizi’ olarak yorumlamıştır.

İşte bu yüzden ‘Saatleri Ayarlama Enstitüsü’ romanını dört ayrı bölüme ayırarak ‘medeniyet krizi’ni gözler önüne sermek istemiştir. Bu eser, bir anlamda Türk insanının ve kültürünün panoraması olmuştur. Ancak Tanpınar’ın bu panoramayı sunarken gösterdiği çözüm yolu ne tarihi reddetmek ne de tarihi yüceltmektir.

Türk toplumunun çağdaş kalabilmesini gerçekçi sebeplere bağlayarak çözümler üretmiştir. Kendini aydın olarak nitelendiren insanların kültürel duyarsızlığından ve körlüğünden derhal kurtulmaları gerektiğini savunmuştur.

Cumhuriyet’in ilanı ile yaratılacak kültürün sağlam ilerleyebilmesi için geçmişin temellerinin bilinmesi gerektiğini yani ‘tarihi süreklilik’ kavramını insanlara aşılamaya çalışmıştır.  Öncelikli olarak kendi kültürümüzü bilmemiz gerektiğini sonra Batı kültürünün değerlerini anlamamızı ve ardından da bunları analiz etmemiz gerektiğini her fırsatta ortaya koymuştur Tanpınar. Çünkü kendi değerlerimizi reddederek ‘batılı’ olamayacağımızı gözlemlemiştir.

Bu gözlemlerini de Saatleri Ayarlama Enstitüsü romanında elli yıllık bir dönemde toplumumuzun ne gibi değişimlere uğradığını ve bu değişimlerin toplumda yarattığı bunalımları sunmuştur.

ahmet-hamdi-tanpinar-saatleri-ayarlama-enstitusu

Eser;  ‘Büyük Ümitler’ , ‘Küçük Hakikatler’, ‘Sabaha Doğru’ ve ‘Her Mevsimin Bir Sonu Vardır’ bölümleriyle Tanzimat öncesinden başlayarak Cumhuriyet dönemini anlatmıştır.

Ana kahramanımız Hayri İrdal, bir gözlemci gibi toplumu incelemiş ve söz ettiği dönem özelliklerini eleştirmiştir. Kimi zaman eleştirdiği toplumun bir üyesi olmakla birlikte kimi zaman da ‘yalnız’ ve ‘hayat dışı tavırları’ ile eleştirdiği toplumdan kesin bir şekilde ayrılmıştır. Doktor Ramiz, Hayri İrdal’ın toplumun dışında kaldığını ‘Hakkımızdaki kanaati herkesin kanaati idi. Yani bana hep bazı hususi meziyetleri de bulunan biçare bir meczup, kabiliyetsiz bir adam, bir hayat dışı gözü ile baktı.’ cümleleriyle ortaya koymuştur.

Hayri İrdal’ın Fatih Rüştiyesindeki öğrencilik yıllarıyla ilgili ağzından dökülen ‘İnsan işlerine uzaktan bakmayı oradan öğrendim.’ sözleri hayat dışı olma durumunu açıklığa kavuşturmuştur.

Eserde sunulan dört bölümün başlığı, söz ettiği yılları simgelediği için ayrı bir önem taşımaktadır.

Tanpınar, birinci bölüme ‘Büyük Ümitler’ adını vermiştir. Bu bölüm, Tanzimat öncesini anlatmıştır. Eserin en önemli bölümü olarak nitelendirilebilir. Yazar, Hayri İrdal’ı kendi ailesi ve babasının dostlarıyla olan iki ayrı çevrede anlatmış, bu iki çevrenin ortak özelliğinin hurafelere, batıl inanışlara sıkı sıkı bağlı olmaları olarak sunmuştur.

Hayri İrdal’ın babasının dedesi bir cami yaptırma isteğine kapılmış, bu hayal doğrultusunda varını yoğunu satmış, yine de başaramayınca bu dileğini oğlunun gerçekleştirmesini vasiyet etmiştir. Ancak oğlu da bu konuda başarılı olamayınca toplanan malzemelerin bir kısmı (ayaklı duvar saati, kapı perdeleri, yazı levhaları, yer hasırları gibi) eve getirilmiştir. Ev halkı ayaklı duvar saatine ‘Mübarek’ adını takmıştır. Ancak Hayri İrdal’ın annesi varını yoğunu bir cami uğruna harcadıkları için saatten hoşlanmamış hatta saatin uğursuz olduğuna inanmıştır.

ahmet-hamdi-tanpinar-saatleri-ayarlama-enstitusu-1

Aile ortamı saati kutsallaştırırken babasının çevresi bambaşka hurafelerin peşinden koşmuştur. Babası; arkadaşları Abdüsselam Bey, eczacı Aristidi Efendi ve Seyit Lütfullah’la  dua yoluyla Kayser Andronikos’un hazinesini bulacağına inanmıştır. Gaipler dünyasından hazineye ulaşacağını iddia eden Seyit Lütfullah’a bel bağlamıştır Hayri İrdal’ın babası. Bir anlamda akıl dışı çarelere başvurarak çözümler üretmek ve dedesinin vasiyetini yerine getirmek istemiştir.

Yazar, ikinci bölüme ‘Küçük Hakikatler’ adını vermiştir. Bu bölüm Tanzimat dönemine ışık tutmuştur. Hayri İrdal’ın savaştan dönmesini, Emine ile evlenmesini, yaşadığı sıkıntıları, öylesine kurduğu bir cümle nedeniyle geçirdiği hastane günleri, karısının ölümü ve ikinci kez evlenmesi üzerine kurulmuştur bu bölüm.

Bu bölümde yer alan kıraathane ortamıyla Doğu-Batı arasında sıkışan toplumun aynası olmuştur yazar. Bu nedenle mekanı, mekanda vakit geçiren insanları uzun uzun betimlemiştir. Böylece kılık kıyafet ve zihnen bocalayan bireyleri sunmuştur bize.

Bu  bölüm Hayri İrdal’ın velinimetim olarak nitelendirdiği Halit Ayarcı ile tanışması ile sonlanmıştır. Hayri İrdal’ın böylece hayatında yeni bir dönem başlamıştır.

Yazar, üçüncü bölüme ‘Sabaha Doğru’ adını vermiştir. Cumhuriyetinin döneminin başlarını konu edinmiştir. Üçüncü bölümde yazar; makam, mevki ve paranın toplumda neden olduğu değişimlere örneklerle uzun uzun yer vermiştir. Zira Hayri İrdal, Halit Ayarcı ile tanışmadan ve kitaba da adını veren Saatleri Ayarlama Enstitüsü kurulmadan önce toplumun küçük gördüğü, aşağıladığı biriyken; Saatleri Ayarlama Enstitüsü açıldıktan sonra çok yükseklere gelmeyi başarmış bir birey konumunda sunulmuştur. Bu bakış açısını ortaya koyarak eleştirilerini aslında eleştirmek istediği doğru yere yönlendirmiştir Tanpınar.

Yazar aslında bu eserle Hayri İrdal’ın hayatı üzerinden Batı taklidi yaşamı benimsemiş insanları eleştirmiştir.

Halit Ayarcı bu duruma ‘Yeninin bulunduğu yerde başka meziyete gerek yoktur.’ cümleleriyle dikkat çekmiştir.

Yazar, dördüncü bölüme ‘Her Mevsimin Bir Sonu Vardır’ adını vermiştir. Bu bölümde Cumhuriyet döneminin devamını anlatmıştır. Bu bölümde bütün olayların çözülmesi, Saatleri Ayarlama Enstitüsü  lağvedilmesi konu edinmiştir.

Yazar toplumun makama göre değişen bakış açısını çok çarpıcı bir biçimde sunmuştur. Saatleri Ayarlama Enstitüsünün kapatılacağını öğrenen insanlar Hayri İrdal’ın evinde Hayri İrdal’a ve ailesine demediğini bırakmamış ancak Halit Ayarcı bir kurtarıcı gibi gelip kararın durdurulduğunu bildirdiği anda çevresindeki bütün insanlar ‘insanlık maskesini’ takınarak Hayri İrdal ve ailesine duyduğu hayranlığı anlatma telaşesine kapılmıştır.

Doğu-Batı ikilemini konu edinen onca eserin arasında Saatleri Ayarlama Enstitüsü, ‘Tan’ ve ‘pınar’ sözcüklerini kendine soyadı olarak seçen ve bu bilinçli seçimle sanat anlayışını bir anlamda soyadında sunan Ahmet Hamdi Tanpınar’ın başarılı bir gözlemci olmasına ve dil ustalığına borçludur.

Kaynakça: Ahmet Hamdi Tanpınar, 19. Asır Türk Edebiyatı

Berna Moran, Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış

Hakkında istanbul1881

istanbul1881
İstanbul. Tek renkle ifade edilemeyecek kadar zengin, tek kokuyla anlatılmayacak kadar çekici ve asla kaybedilemeyecek kadar değerli... İstanbul 1881, İstanbul’un büyüleyici renkleri ve baş döndüren kokularını saygı duyduğumuz ve kaybetmek istemediğimiz tarihi değerlerle harmanlayarak yaratıldı. Ayrıntılı bilgi için tıklayın.

Lütfen kontrol edin

Zeynep Gümrük’ün Sergisi 31 Mayıs 2018 Tarihine Kadar Devam Ediyor!

Zeynep Gümrük ‘Doğadan Denemeler Sergisi’ Piola’da Devam Ediyor! Kartal İstimbotu’nun restorasyon çalışmalarına kaynak oluşturmak amacıyla …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir