Anasayfa / Atatürk / Alp Armutlu’nun Kaleminden Nutuk Yıldızı

Alp Armutlu’nun Kaleminden Nutuk Yıldızı

Nutuksuz ve Sanatsız Kalan Bir Milletin Hayat Damarlarından Birisi Kopmuş Demektir.

Nutuk Yıldızı Eğitimini hazırlayan ve sunan Alp Armutlu‘nun hazırladığı yazıyı sizlerle paylaşıyoruz:
‘Aslında ben sadece Nutuk Yıldızı Gösterisi hakkında bir yazıyı kaleme alacaktım, ancak 03.03.2018 Cumartesi tarihinde ziyaret ettiğim muhteşem bir sergi kaleme alacağım yazının akışını değiştirdi ve benim de hayata daha umutla bakmama neden oldu. 
İstanbul1881’in sosyal medya hesapları, bloğu ve internet sitesi  aracılığı ile Nutuk Yıldızı Gösterisi’ni takip edenler hatırlayacaklardır; ilk gösteriyi 10 Kasım 2017 Cuma akşamı Kadıköy Belediyesi’nin katkılarıyla CKM’de düzenlemiştik. İlk heyecan, ilk performans ile yaklaşık 3 yıllık bir emek ve 2.500 – 3.000 km gezinim sonrasında büyük bir heyecanla hazırlanan gösterinin “Gösteri Süresi” hakkında kararsızlık yaşadık.
Toplam 2 saat olması gereken gösteri süresi provalarda bizlere daha da uzun gelmişti, dedim ya heyecanlıydık, bu nedenle provaları biraz nefes almak ve biraz da gösteriye konsantre olmak için kestik. Gösteriye saatler kala şöyle bir karar verdim, sahneye çıkacağım, sahnelediğim ilk gösterinin bir protip olduğunu dürüstçe tüm seyircilerimize söyleyeceğim ve aflarına sığınarak uzun veya kısa da olsa bu ilk gösteriyi onların bana aktaracağı heyecan noktalarını dikkate alıp, buna göre gösteriyi göre tamamlayacağım. 

İlk Heyecan

Kafamda bu hazırlıklar ile birlikte CKM’nin yolunu tutum, heyecanım vardı ancak seyirciye karşı dürüst davranmaya karar verdiğim için artık rahattım. Kendimi normalden daha uzun sürecek bir gösteriye hazırladım. CKM Salonunda yerimi aldım, tahmin ettiğimden daha fazla tanıdık ve tanımadık Nutuk sevdalıları toplanmaya başladı. Gelenlere gösteri öncesinde kısa bir merhaba dedim, ayaküstü tanıdıklarımla sohbet ettim. Salondan koridora doğru çıktım ve Süleyman Saim Tekcan hoca ile karşılaştım, yaklaşık 2,5-3 senedir birbirimizi tanıyorduk, gönderdiğim davetiye üzerine kırmadı, vakit ayırdı ve geldi. Çok mutlu olmuştum. Hocam dedim ayağınıza sağlık bizler için büyük heyecan.
Sen dedi, nasıl bir gösteri hazırladın bilmiyorum, ancak önem veriyorum. 10 Kasım nedeniyle CKM’de etkinliğe katıldım, o etkinlikten izin aldım buradayım. Gösterinin sonuna kadar kalamayacağım ancak buradayım dedi. Kendisine salona kadar eşlik ettim, bir kaç yeni gelen tanıdığa merhaba dedim, sahne arkasına geçtim. Nedenini bilmediğim bir şekilde heyecanlıydım, hafif bir şekilde terlediğimi de söyleyebilirim, peçeteler ile terimi silerken heyecanımın artmakta olduğunu da hissediyordum. Bir an önce sunuma başlamalıydım. Süleyman Saim Tekcan hoca vakit ayırmış izlemeye gelmiş, tahminimden daha fazla insan var, koltuklarında hazır bekliyorlar. 
Cuma akşamının şehirsel yorgunluğu ve 10 Kasımların duyguları ile  sahneye adım attım. Herkese sıcak bir merhaba dedim. Gösteriye başladım, 1 saat geçti, 1.5 saat geçti ve tam 2 saatte sadece ilk bölümü tamamladım, 1-2 tanıdığım yanında gelen çocuklarının uykusu geldiği için gösteriden ayrılmak zorunda kaldılar, 1. Bölüm sonunda başka ayrılan olmadı ve 2. Bölüme başladım, sahnede sunum yapanlar bilirler, izleyiciler arasında kendinize belirlediğiniz insanlar veya köşe noktaları vardır, sunumunuzu anlatırken bu insanlara anlatmak daha kolayınıza gelir, aslında 1. bölümden beri kırmızı boyun atkısı ile seyrettiğim, anlatımımı kendisine zaman zaman yönlendirdiğim Süleyman Hoca’ya bakarak Nutuk’u sahne üzerinde ilk kez anlatmaya başladım, aklımda hocanın gösterinin sonuna kadar kalamayacağım cümlesi, Cuma akşamı olması sebebiyle haklı olarak yorgun biz şehirli yaşam savaşçıları: İstanbullular, arada gözlerini dinlendirenler, ilgisini sabitlemeye çalışanlar ile gözlerini hiç kırpmadan beni dinleyen Süleyman Hoca’nın ilgili bakışları ile gösteriyi tam 4 saatte tamamladım, 4 saat bana Nutuk anlatılsa inanın ben de uyuklayabilirdim.  
Gösteriyi tamamladım, Süleyman Hoca ve tüm dinleyiciler inanılmaz bir çoşku ile alkışladılar, 4 saattir konuştuğum için neden bu kadar alkışladıklarını tam anlamadım, herkese çok teşekkür ettim ve herkes adına da beni o gece yalnız bırakmayan Süleyman Hoca’ya sahnede ayrı bir teşekkürü gerçekleştirdim, gördüm ki insanlar bu teşekkürü de alkışladılar, sahneden indim yanına gittim, hocam dedim gitmediniz, gözünüzü kırpmadınız, sağolun dedim. Büyük bir iş başardın seni tebrik ederim, eminim süreyi ayarlayacaksın, anlattıkların muhteşem, faydalı iş yapıyorsun diyerek bizi yüreklendirdi. 
Neticede bugün Nutuk Yıldızı Gösterisi ilk gün gerçekleştirdiğim 4 saatlik performans yerine toplam 1 saat 55 dakika, 4 saatlik uzun sürelerden bugünlere çalışarak, izleyicinin ilgisini çeken yerleri dikkate alarak dinamik bir sunum haline geldik.  Emeği olan ve bizi hiç yalnız bırakmayan tüm akrabalarıma, dostlarıma ve arkadaşlarıma sonsuz teşekkürler. 

Döngüsel Seyir, Süleyman Saim Tekcan

   
Geçtiğimiz Cumartesi günü heyecanla hazırlandık, çok önemli bir sergi için yola çıktık. Geldik Tophane-i Amire binasının önüne, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin muhteşem yeri, dikkatinizi çekmek isterim Güzel Sanatlar Fakültesi değil, Güzel Sanatlar Üniversitesi. Serginin adı “Döngüsel Seyir“, tarihi merdivenlerden İstanbul manzarasını izleye izleye 5 Kubbeli Salon’un bulunduğu yere geldik, heyecanla içeriye girdik, muhteşem bir sergi salonu, tıklım tıklım, sağ tarafta Süleyman Saim Tekcan Hoca ziyaretçileriyle konuşuyor, elini öpen var, sarılan var, gülen var, iki elini dua eder gibi birleştirip selam veren yabancı misafirleri var, bizi gördü, “Geldiler” dedi, “Benim Atatürkçü evlatlarım, nasıl oldu gösterinin süresi?” dedi, 1 saat 55 dakika hocam, başarılar diledi, kalabalığa engel olmamak için çok kısa bir sohbet ile yanından ayrıldık.
Bu muhteşem salon içinde hayran hayran gezinmeye başladık, geçmişte yapılan her eser, bu Cumhuriyetin geleceğine ışık veriyor, Ortadoğu coğrafyasında belki zorlu engeller ile yürüdüğümüz bu günlerde sanat bize Süleyman Siam Tekcan aracılığı ile umut yüklüyor. Hoca’nın renk verdiği her bir ata bugün biraz daha dikkatli baktım, malum Süleyman Hoca at figürleriyle dünya çapında bir sanatçı, farklı disiplinlerde aynı güzellikte at eserleri. Hocaya daha önceleri sormuştum, hocam dedim, hangisi Mustafa Kemal’in atı? Hoca bir gülümseme ile çok naif bir cevap verdi, evladım renk verdiğim her bir at aslında “Sakarya”. 
Sanatsız kalmayın. 

Hakkında istanbul1881

istanbul1881
İstanbul. Tek renkle ifade edilemeyecek kadar zengin, tek kokuyla anlatılmayacak kadar çekici ve asla kaybedilemeyecek kadar değerli... İstanbul 1881, İstanbul’un büyüleyici renkleri ve baş döndüren kokularını saygı duyduğumuz ve kaybetmek istemediğimiz tarihi değerlerle harmanlayarak yaratıldı. Ayrıntılı bilgi için tıklayın.

Lütfen kontrol edin

Atatürk ve Gençlik

Atatürk Neden Gençlere Önem Veriyordu? Gençlik kavramının özünde ‘gelecek‘ saklıdır. Özgür düşünme yeteneği dogmaların etkisi …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.