Anasayfa / Atatürk / Atatürk’e Göre Devlette Egemenlik ve Egemenliğin Kullanılması

Atatürk’e Göre Devlette Egemenlik ve Egemenliğin Kullanılması

Atatürk’ün egemenlikle ilgili özlü sözlerini ve görüşlerini sizlerle paylaşmak isteriz.

Atatürk

Devlet ve egemenlik

Devletin sahip olduğu kuvveti ifade ederken, bu kuvveti kendine özgü diye niteliyoruz. Gerçekten de, devleti oluşturan milletin üzerinde etkisini sürdüren kuvvet, kişi olarak hiç kimse tarafından verilmiş değildir. O, bir siyasi nüfuzdur ki devlet kavramının özünde vardır. Devlet onu halk üzerinde uygulamak ve milleti dışa ve diğer milletlere karşı savunmak yetkisine sahiptir. Bu siyasi nüfuz ve kudrete ‘’İrade veya Egemenlik’’ denir.

1929 (14-388:389)

Kuvvet birdir ve o milletindir.

(1937 (4-389)

Egemenlik hiçbir sebep ve şekilde terk ve iade edilemez, emanet edilemez! (bırakılamaz.)

Bu egemenliği tekrar geri alabilmek için, almak için kullanılmış olan araçları kullanmak gereklidir.

1923 (4-196)

Egemenlik, hiçbir anlam, hiçbir şekil ve hiçbir renkte ve yönde ortaklık kabul etmez.

1927 (2-700)

Egemenlik Asıl Konudur!

Atatürk

Korku üzerine egemenlik kurulamaz.

1930 (6-87)

Bence, kamuoyunu aydınlatmada ve doğru yolu göstermede bir program yapmak lazımdır. Mesela, egemenlik nedir? Ve bu millet egemenliğini kendisinde mi tutmalı, yoksa başka birine verip, onun yol göstermesi ile mi hareket etmeli?Bunu tarihin yardımı ile çok kuvvetli ifade edebilirsiniz. Geçirdiğiniz felaketleri birer birer saymalı.

Milletin geleceğinin sorumluluğunu üzerinde bulunduran insanların bu millete yaptığı her çeşit kötülüğü saymalı. Sonra hükümet şeklinin niteliğini anlatmak lazımdır…

Kuvvetlerin ayrımı düşüncesi, esastan yoksundur. Kuvvetler ayrımı esasını ortaya koymuş olan insanlar bile aslında kuvvetler birliğine inanmaktadırlar. Fakat kuvvetler birliğini sağlamaktan aciz oldukları için mevcut şekilleri esas kabul ederek, zorbalarla zulüm altındaki milletlerin yaptıkları pazarlık sonucunda ortaya atılmış bir görüştür. Gerçekte kuvvetler birliği vardır ve bu kuvvetin asıl kaynağı millettir. Bu nedenle bunun asıl sahibi de millettir.

Millet bu kuvvetini en iyi, en zararsız nasıl kullanabilir. Gerçekte kuvvet sahibi olan bütün kişilerin bir araya gelip, o kuvveti kullanması gerekir. Ancak bu maddeten mümkün değildir. O halde en az ve çok da fazla olmayan Meclis aracılığıyla bunu uygulamaktan daha pratik bir çare yoktur. 

(37-74:75)

Millet egemenliği kayıtsız şartsız elinde tutmayı kendi vicdanına karşı söz verip yemin ettikten sonra, şunun ve bunun gereğidir diye şuna veya buna verilebilecek en basit bir hak bulunuz, vazife bulunuz ve yetki bulunuz. Kimse bulamaz…

Ondan sonrası idare usulü, halkın geleceğini şahsen ve fiili olarak idare etmesi esasına dayanır. Bildiğiniz gibi bir idare ve bir de egemenlik vardır. İdare, kalp ve vicdanın eğilimi ve isteğidir. Bir insanda olduğu gibi, insanlardan oluşan sosyal toplumda da irade mevcuttur. İrade alınamaz ve irade verilemez.

Fakat iradenin uygulama vasıtası olan egemenliği verebilen bir insan ya da egemenliğini kaybeden bir insan ya da bir toplum egemenlikten yoksun olunca (ki egemenlik iradenin göründüğü ve belirdiği yerdir) o halde iradesi felç olur. Bundan dolayı egemenliğini verebilmek için iradesinin felç olmamasına razı olmak gerekir.

Bundan dolayı veremez. Egemenliğini verebilmek için, iradesinin, arzusunun, eğilimlerinin felçli kalmasını kabul etmek lazımdır. Ölmeyi kabul etmek demektir. Bundan dolayı bir millet egemenliğini veremez. Yalnız alınır ve zorla alınır. Millet egemenliğini elinde tutuyor ve ancak egemenliğinden gerektiği kadarını uygulamak üzere Millet Meclisinin tümünü görevlendiriyor. Fakat bir tek adama bu yetki verilemez.

1923 (37-69)

Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir!

Bizim hükümetimizin şeklini ve esasını anlamayanlar veya anlamak istemeyenler vardır. Bu tereddüdü gidermek için Anayasanın ruhunu iyi incelemek lazımdır.

Gerçekte, Anayasanın özellikle bazı maddelerinin bilinmesi gereklidir. Mesela birinci maddeyi beraber inceleyelim. Madde, iki fıkrayı kapsıyor. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Bu, birinci fıkradır. Efendiler! Bilirsiniz ki irade denilen bir şey vardır. Bir insanın iradesi olduğu gibi inşalardan oluşan herhangi bir sosyal toplumun da iradesi vardır, irade vicdanın eğilimi, arzusu demektir. Yani bu manevi bir şeydir.

Tanrının istediğini Tanrıya bırakarak şeriat dili ile ifade etmek isterseniz buna insanın sahip olduğu irade deyiniz! Bu manevi olan iradenin meydana çıkması ve görünmesi için bir araç gereklidir ve vardır ki, ona egemenlik derler! Egemenliğine sahip olmayan bir insan veya bir toplum hiçbir zaman iradesini kullanamaz!

Egemenliğini herhangi birisine bırakan bir insan kendi iradesinin kullanılacağından ve uygulanacağından emin olamaz. Bunun için insanlar, milletler kendi iradelerini, kendi vicdanlarının eğilimini yapmak ve uygulamak isterlerse egemenliklerini mutlaka ellerinde tutmak zorundadırlar.

Atatürk

Şimdiye kadar milletimizin başına gelen bütün felaketler kendi talih ve geleceklerini başka birisinin eline terke etmesinden kaynaklanmıştır.

En yakın bir örneği hatırlayalım! Mesela Birinci Dünya Savaşı’na girmek milletin iradesi ile mi olmuştur? Milletin Birinci Dünya Savaşı’na girmek için içten gelen bir isteği var mıydı? Ben zannediyorum ki yoktu. Çünkü Birinci Dünya Savaşı’na girmeden önceki devirlerin her biri felaket ile sonuçlanan safhalar ile dolu idi.

Kesin zorunluluk olmadıkça millet harp olsun istemezdi. Öyle olmakla beraber harbe girmiş ise, kabahat kendisinin değildir, diyebilir miyiz? Hayır. Kabahat maalesef kendisindedir. Çünkü egemenliğini başka ellere vermiştir.

Muharebeye girdikten sonra da ordularımızın Romanya’da, Makedonya’da, oyalandırmasını İran Vahaları’nda ve Kafkas Dağları’nda perişan edilmesini milletin iradesi uygun görüyor muydu? Elbette hayır! Fakat bunlar hep meydan geliyordu!

Çünkü millet egemenliğini kendi elinde bulundurmuyordu. Birinci Dünya savaşından sonra iyi kötü bir ateşkes yapıldı ve bu şekilde milli onur az çok kurtarıldı sanılıyordu. Fakat sonra Kilikya düşman tarafından işgal edildi. Çanakkale ve İstanbul’a düşman girdi. İzmir Yunanlıların hücumuna uğradı. Bu nasıl oldu?

Şu şekilde oldu; Millet egemenliğine sahip değildi ve milletin egemenliğini zorla alanlar milletin iradesini değil, kendi iradelerini uyguluyorlardı. Düşmanla beraber hareket ediyorlardı!

Pekala, biliyorsunuz ki mücadelemizin başlangıcında millet birbiriyle boğazlaştı. Kan döküldü. İstanbul’dan Ayaş’a kadar yerlerde, Konya’da, Yozgat’ta birçok yerlerde feci sahneler oldu. Bu vurdumduymazlık nereden geliyordu? Yıllarca ve yüzyıllarca egemenliğini kullanmamaktan ve egemenliğini kullananların aldatmalarına alışa gelmekten ileri geliyordu.

Bu kadar acı tecrübeler geçiren milletin (ki artık namus ve hayatını korumaya karar vermiştir) bundan sonra egemenliğini bir kişiye vermesi kesinlikle mümkün olmayacaktır.

Atatürk

Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir ve milletin kalacaktır! Sonraki cümlede, idare usulü halkın geleceğini bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına dayanır denilmektedir. Bundan bütün milletin işini gücünü bırakıp devlet idaresiyle uğraşacaktır anlamı çıkarılmasın! Bu elbette fiilen mümkün değildir. Gerçekten bugünkü sosyal hayatın, vatanlarının genişliği ve hayatın devamının sağlanmasındaki meşguliyetin çokluğu göz önüne alınırsa, buna hem imkan ve hem de lüzum yoktur.

Maddedeki ikinci fıkra yönetim usulündeki prensibimizi ifade etmektedir. Buna göre milletin geleceğine yalnız ve ancak millet egemen olacaktır. Milleti temsil eden milli iradeyi millet namına sınırlı ve belirli bir zaman için manevi şahsiyetinde toplayan Millet Meclisi bile en sonunda millet tarafından yenilenebilir. Esas olan millettir. Egemenlik onun olduğu gibi idare hakkı da onundur.

Kaynak: Atatürk’ün Görüş ve Direktifleri, Türkiye Tekstil Sanayi İşverenleri Sendikası

Hakkında istanbul1881

istanbul1881
İstanbul. Tek renkle ifade edilemeyecek kadar zengin, tek kokuyla anlatılmayacak kadar çekici ve asla kaybedilemeyecek kadar değerli... İstanbul 1881, İstanbul’un büyüleyici renkleri ve baş döndüren kokularını saygı duyduğumuz ve kaybetmek istemediğimiz tarihi değerlerle harmanlayarak yaratıldı. Ayrıntılı bilgi için tıklayın.

Lütfen kontrol edin

Ortamı Mis Gibi Kokokutan Dekoratif Mumlar

Hem dekoratif, hem mis kokulu: İşte Kokulu Mumlar Dekorasyonun önemli öğelerinden kokulu mumları sizler için …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.