Anasayfa / Atatürk / Atatürk ve Tarihin İzleri

Atatürk ve Tarihin İzleri

‘’Türk Büyükleri’nin Anıtları, Heykelleri yapılmalıdır’’

Atatürk ile anıların yer aldığı kitabından sıklıkla alıntılar yaparak, sizlere aktardığımız çalışmasıyla Afet İnan’ı bir kez daha sevgi ve saygıyla anarak, kendi ifadelerinden, Atatürk ve sanat konusundaki fikirlerini paylaşıyoruz:

‘1935 yılında Türk Tarih Kurumu, Mimar Sinan’ın eserleri üzerinde bir çalışma programı hazırlamıştı. Bu Türk büyüğü için yazılacak eser, evvela belgelere dayanan bir biyografisi, O’nun bizzat inşa ettiği veya onun zamanında inşa edilen eserlerin röleveleri, resimleri ve nihayet dünya çapındaki bu büyük mimarın yaşadığı yüzyıldaki dünya mimari eserleriyle kıyaslama ve analiz yapan bir incelemesi olacaktır. Türk Tarih Kurumu koruyucu başkanı Atatürk’e, bu konular anlatılarak düşünce ve onayı alınmıştı.

İstanbul’a her gidişimde Mimar Sinan’ın eserlerine ait bir şeyler okuyarak camilerini ve diğer tesislerini ziyaret eder, saatlerce hayran kalarak onları meydana getiren dahi mimarımızı düşünür ve on altıncı asır mimar, mühendis ve işçilerimizin ebedileştirdikleri anıtlarımızı, en büyük ulusal heyecan ile seyrederdim.

Mimar Sinan heykeli

Bir gün, Ayasofya Camii yanındaki Mimar Sinan’ın yaptığı ve depo olarak kullanılan hamamdan söz edilmişti. Onu General Kazım Dirik ile gezmeye gittiğim zaman, General burayı bir halı müzesi haline getirmeyi önermişti. Bu münasebetle Florya’da Atatürk’ün yanında bulunanlar arasında bu konular görüşülürken, Mimar Sinan’a bugünkü neslin bir şükran ifadesi olmak üzere, onun heykelinin yapılması gerektiği üzerinde durulmuştu.

Heykelin dikilmesi lazım gelen yer için çeşitli alanlar ile sürüldü. Benim aklıma, yeni gezdiğim Ayasofya ile Sultanahmet arasındaki park gelmişti. Çünkü oradaki kendi mütevazı eserinin yanına ve büyük destek duvarlarıyla Ayasofya’yı asırların mukavemetine hazırlayan büyük Türk Mimarı’nın anısını ebedileştirecek olan bu alanı ona layık bir yer buluyordum. Atatürk, bu parkı beğenmişti, fakat çeşitli düşünceleri dinlemekle beraber, Sinan anıtının dikileceği yer üzerinde, kesin bir şey söylemedi. Bu münasebetle 2 Ağustos 1935 günü, Türk Tarih Kurumu’na hitaben, ‘’Sinan’ın heykelini yapınız’’ diye yazarak imzasını attı. Bir de asıl kendisi, Süleymaniye’de bir Sinan Sitesi geliştirmek ve onun yaptığı bütün eserleri restore ettirerek, yeni ihtiyaçlara göre kullandırmak istemiştir. Bu düşünceler ilerlemiş ve bazıları uygulanmıştır.

Mimar Sinan heykel

Özellikle heykel işini, Türk Tarih Kurumu ele alarak İstanbul’dan başka Ankara’da Hacettepe Parkı’na ki o zaman daha park yapılmamıştı, kayalık yamaçlarında bir amfiteatr yapılarak ve burada Mimar Sinan için bir açık hava kürsüsü kurarak, her yıl onun Ankara’daki eserinin, Cenabi Ahmet Paşa Camii’nin karşısında, Türk mimar ve mühendislerinin onu anması önerilmişti. Bu amaçla, hükümet ile de temas ederek Türk Tarih Kurumu adına bu yerleri gezdik. Bu arada özellikle asıl caminin askeri depo olarak kullanılmaktan çıkarılarak onarılmasını Atatürk’ten rica ettik.

İsmet İnönü hükümeti bu isteğimizi yerine getirdi ve camii depoluktan çıkararak yeni baştan onarıldı. Ancak heykel ve açık hava kürsüsünü gerçekleştirmek için o zaman maddi olanak bulamadık ve üzerinde çalışamadık. Atatürk’ün ölümünden sonra Türk Tarih Kurumu bu iş üzerinde durmuştur. Açık hava amfiteatrı gerçekleşemeyince, sadece heykeli üzerinde çalışılmış ve yer olarak da Ankara’da Sağlık Bakanlığı’nın karşısında, Lozan Meydanı’ndaki çamlığın bittiği yere konulmasına hükümetçe karar verilmişti.

Bu amaçla Türk Tarih Kurumu, Sinan’ın heykeli için sanatkarlar arasında müsabaka açmış ve Milli Eğitim Bakanlığı ile bu konuda temasa geçmiştir. Fakat 1945’te kazanan model uygun olmadığından gerçekleştirilmemiştir.

Mimar Sinan Heykeli

Türk Tarih Kurumu, o günden itibaren (1935-1953), Y. Mimar Saim Ülgen’e Koca Sinan’ın hemen bütün eserlerinin rölevelerini yaptırmıştır. Asıl tasarlanan ve planlaştırılan büyük eser ise yazı, belge ve planları ile hazırlanmakta olduğundan, ümit ederiz ki yayınlanacaktır.

Bu anılardan söz etmeme neden, Atatürk zamanında konuşulmuş konuları, duymayanlara bildirmek ve o zaman tasarlanan düşüncelerin, olanak bulunduğunda, gerçekleşmesine yardım ve teşebbüs etmek içindir.

Büyük Fatih Sultan Mehmet’e her zaman hayranlığını belirten, Atatürk, o büyük Türk devlet adamı için İstanbul’da ebedi kalabilecek bir abidenin ve hatta heykelinin yapılmasını daima söylemiş ve arzu etmiştir. Bu yer için, Ayasofya Camii yanındaki meydan Kızkulesi, Rumelihisarı veya Fatih’tin gemilerini kızakla geçirdiği deniz kıyısı ileri sürülmüştür. Atatürk, Fatih Sultan Mehmet için, O’nun şanına layık bir abide eser düşünmüş ve özellikle Kızkulesi’nden her geçtiği zaman, burada böyle bir anıtı görmeyi çok arzu ettiğini belirtmiştir. Fethin beş yüzüncü yıldönümü, böyle bir heykel ve anıtın dikilmesi için çok iyi bir idi. Her ne zaman olursa olsun, Büyük Fatih’in şahsında sembolleşen Türk kuvvet ve kudreti için Türk ulusunun bir şükranının ifadesini ebedileştirmek, çok yerinde bir hareket olacaktır. Nitekim Atatürk’ün son yılında İstanbul’da, Barbaros’un heykelinin yapılması bu düşüncelerin bir ürünüdür.

Memorial_of_Sultan_Mehmed_II_the_Conqueror,_Fatih_Park,_Istanbul

Bugün Türk denizcilerinin, sembolü olan büyük ataları Barbaros için dikilen bu anıttan ne kadar memnuniyet duydukları meydandadır. İstanbul’a ve oraya giden her Türk, Barbaros’u ve o yüzyılın Türk denizcilerini bu abidenin önünde ulusal bir heyecanla seyretmiyor mu? Çocuklarımızın gözünde canlanan bu tarih sayfalarını, hangi yazı bu kadar beliğ bir surette ifade edebilmiştir?

barbaros-heykeli

Barbaros heykeli

İşte bunun için, her sahada sadece devlet adamı olanlar için değil, fakat Türk’e ve bu fırsat ile tarihe eser veren değerlerimizi ebedileştirmekle, biz bu yurda daha kuvvetle sahip olduğumuza ve bu suretle de ulusal benliğimizin kuvvetleneceğine inanıyorum. Tarih, tarihe hizmet etmiş olanları yaşatmakla vazifesini görür.

Kaynak: Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler, Afet İnan, yeni baskıyı hazırlayan Arı İnan

Hakkında istanbul1881

istanbul1881
İstanbul. Tek renkle ifade edilemeyecek kadar zengin, tek kokuyla anlatılmayacak kadar çekici ve asla kaybedilemeyecek kadar değerli... İstanbul 1881, İstanbul’un büyüleyici renkleri ve baş döndüren kokularını saygı duyduğumuz ve kaybetmek istemediğimiz tarihi değerlerle harmanlayarak yaratıldı. Ayrıntılı bilgi için tıklayın.

Lütfen kontrol edin

Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi ve Büyük Nutuk

Büyük Nutuk ve Gençliğe Hitabe  “1919 yılı Mayıs’ının 19’uncu günü Samsun’a çıktım. Ülkenin genel durumu …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.