Anasayfa / Atatürk / Atatürk’ün Adalet, Hukuk ve Mahkemelerin Bağımsızlığı ile İlgili Sözleri

Atatürk’ün Adalet, Hukuk ve Mahkemelerin Bağımsızlığı ile İlgili Sözleri

ADALET, HUKUK VE MAHKEMELERİN BAĞIMSIZLIĞI

Her halde dünya bir hak vardır. Ve hak kuvvetin üstündedir.1919

Bir kurumun muhasebesi namusudur. 1919

Sorumluluk yükü her şeyden, ölümden de ağırdır. 1925

Ancak hatalarını kabul edenler, affedilmeye layık olurlar. Çünkü bunlar hatalarını anlamış, pişman olmuş, bir daha aynı hatayı istememeye karar vermiş kimselerdir. Fakat suçlarını saptırmaya ve savunmaya kalkışanlar aynı yolda devam edecekler demektir ki, bunları hoş görüp affetmek kesinlikle uygun değildir. 1925

Hükümet, memlekette kanunu egemen kılmak ve adaleti iyi dağıtmakla yükümlüdür. Bu nedenle adalet işi çok önemlidir… Adli siyasetimizde izlenecek amaç, öncelikle halkı yormaksızın süratle, isabetle, emniyetle adaleti dağıtmaktır. İkinci olarak toplumumuzun bütün dünya ile teması normal ve zorunludur. Bunun için adalet seviyemizi bütün medeni toplumların adalet seviyesi derecesinde bulundurmak zorunluluğundayız.

Bu hususları tatmin için mevcut kanun ve usullerimizi bu görüşle iyileştirmekte, canlandırmak ve yenilemekteyiz, ve buna devam edeceğiz. 1922

Bizim milletimiz ve hükümetimiz adalet fikir ve adalet anlayışı konusunda hiçbir medeni milletten aşağı değildir. Belki tarih bu konuda yüksek olduğumuza tanıklık eder. Bu sebeple bizim de yürürlükteki adli yasalarımızın bütün medeni milletlerin yürürlükteki yasalarından eksik olması uygun değildir.

Mücadelelerimizin amaçladığı tam bağımsızlık kavramının adli bağımsızlığımı da kapsaması doğaldır. Bu nedenle; her bağısız devletin vazgeçilmez bir hakkı olan adaletin dağıtımı vazifesine kimseyi karıştıramayız. 1922

Adaletin Düzenlenmesi…

Adliyenin yeniden düzenleme ve teşkilatlanmasına verdiğimiz önemi, nasıl ifade etsek azdır… Önemli olan nokta; adliye anlayışımızı, adli kanunlarımızı, adli teşkilatımızı, bizi şimdiye kadar şuurlu şuursuz etki altında bulunduran, çağın gereklerine uymayan bağlardan bir an önce kurtarmaktır.

Millet, her gelişmiş memlekette olan adli ilerlemenin memleketin ihtiyaçlarına uygun olan esaslarını istiyor. Millet, süratli ve kesin adaleti sağlayan medeni usulleri istiyor. Milletin arzu ve ihtiyacına bağlı olarak adliyemizde her (türlü) etkilerden cesaretle silkinmek ve hızla ilerlemeye atılmakta asla tereddüt etmemek lazımdır.

Medeni hukukta, aile hukukunda takip edeceğimiz yol ancak medeniyet yolu olacaktır. Hukukta işleri oluruna bırakmak ve hurafelere bağlılık; milletlerin uyanmalarını engelleyen en ağır bir kâbustur. Türk milleti, üzerinde kâbusu bulundurmaz. 1924

Adalet tarafsızlıkla Mümkündür!

Adalet bir devletin esası olduğuna göre; mahkemelerin söz ile değil, gerçekten tarafsızlığını sağlamak her işin başında gelmelidir. Hak sahiplerine zorluk çıkarmak, resmi dairelerde işlerini takip eden kimseleri bugün git, yarın gele diye birtakım zorluklara uğratmak, hükümet otoritesi maskesi altında halkı ezercesine davranmak, uygun olmayan işlemelere kalkışmak gibi durumlar kesinle önlenmelidir. 1930

Biz yurt emniyeti içinde kişilerin emniyetini de layık olduğu derecede göz önünde tutarız. Bu emniyet, Türkiye Cumhuriyeti kanunlarının, Türk hâkimlerinin garantisi altında, en ileri şekilde mevcuttur… Adalet örgütümüzün ve kanunlarımızın, daima bu yönden incelemelerle, Türkiyelin dinamik hayatına, tam uygunlukları sağlanmalarıdır… Güvenlik ve adalet işleri ile ilgili usullerde ve kanunlarda, kolaylık, çabukluk, açıklık ve kesinlik esas olmalıdır. 1937

Uzmanlarca bilinen bir gerçektir ki, kanun koyucular bir takım seçkin özelliklere sahip olmak mecburiyetindedirler.

O özelliklerden birincisi şudur: Kanun teklif eden, kanun yapan, kanun koyan bir insan, insanlığın bütün hislerini, bütün ihtiraslarını herkesten daha çok anlar ve bilir. Fakat nefsini herkesten fazla ve tamamen, bütün kapsamı ile bunlardan ayırmak kudret ve kabiliyetine sahip olmalıdır. Bu seçkin özelliğe sahip olmayan insanlar, toplum için kanun yapmak hak ve yetkisinden men edilir. Kanunlar hislere dayanarak ve uyularak yapılamaz. 1921

Kanunlarımız milli ihtiyaçlara ve hukuk ilminin esinlenmelerine göre yeni baştan düzeltilecek ve tamamlanacaktır.

Bütün kanunlarımızın düzenlenmesinde, her çeşit teşkilatta milli egemenlik esasları içinde hareket edilecektir. 1923

Günümüzdeki ilerlemeler milletlerin medeni ihtiyaçlarını genişletir, çoğaltır ve aydınlatır ve bu medeni ihtiyaçlar ile uyumlu olarak medeni hakların oluşmasını gerektirir. Her devletin ait olduğu toplumun medenileşme derecesiyle uyumlu, hukuki hükümleri vardır. Dünyada mevcut tüm medeni devletlerin medeni kanunları hemen hemen birbirinin çok benzeridir. 1922

Yeni Hukuk Nesli Doğuyor!

Tamamen yeni kanunlar meydana getirerek eski hukuk esaslarını kökünden kaldırma teşebbüsündeyiz. Yeni hukuk esasları ile alfabesinden eğitime başlayacak yeni bir hukuk neslini yetiştirmek için bu meseleleri açıyoruz. Bütün bu yaptıklarımızda dayanağımız milletin beceri ve yeteneği ve kesin iradesidir. Bu teşebbüslerde arkadaşlarımız, yeni hukuku, bizimle beraber bahsettiğim anlamda anlamış olan seçkin hukukçularımızdır. 1925

Devlet halinde teşkilatlanmış bir insan toplumu Anayasasında, adalet kuvvetinin bağımsızlığının önemini açıklamaya gerek yoktur. Milletlerin yargı hakkı bağımsızlığının birinci şartıdır. Adalet kuvveti bağımsız olmayan bir milletin devlet olarak varlığı kabul edilemez. 1920

Her şey kanun yapmaktan ibaret değildir. Aksine her şey o kanunları uygulamak ve uygulattırmaktan ibarettir. Uygulayan, yerine getiren, daima karar verenden daha kuvvetlidir. 1920

Bugünün ihtiyaçlarına uygun kanun yapmak ve onu iyi uygulamak refah ve ilerleme sebeplerinin en önemlilerindendir. 1925

Hâkimler, hem vatandaşların hürriyetini düşünmeli, hem de devlet otoritesinin güçlü kalmasına dikkat ve riayet etmelidir. 1931

Bizim milletimizin adalet ve hususundaki derecesi hiçbir zaman diğer milletlerden aşağı kalmamıştır. Adaleti belki onlardan daha iyi sağlamıştır. Biz en gelişmiş ve medeni devletin kanunlarına eşit ve benzer kanunlar yapabiliriz. Eski ihtiyaçlara göre yapılmış şeyleri, ihtiyaç arttıkça yenilemek lazımdır. 1923

Kanun Millet Meclisi’nden çıkar. Millet en doğru bir meclisle temsil edilir!…

Programa ve prensip sahibi partilerin davranışı önemlidir. Doğal olarak mecliste bulunan partiler, kanunları kendi programları, fikirleri doğrultusunda çıkarmak isteyeceklerdir… Kanun çıkarırken görüşme çeşitli programların, düşüncelerin, görüşlerin çarpışması halinde olacaktır. Mecliste çoğunluğu sağlamış olan partinin belirli görüşleri yürür…

Meclis kanunları, bakanlar kurulu ve bünyesindeki adalet bakanlığı aracılığı ile uygular.1923

Adli siyasetimizin temel esası, zamanın değişmesi ile hükümlerin de değişmesi gerekeceğinin inkâr edilemez olduğu kuralıdır. 1922

Hukuki hükümler zaman ve ortam (yer) içinde toplumların uğradıkları değişikliklere göre değiştiklerinden, on dört yüzyıl önceki zamanın ve ortamın ihtiyacına göre lüzumlu ve yeterli görülmüş olan esaslar yerine, bugün birçok çeşitli kanunlar ve usuller konulması zorunluluğu görülmüştür. Bunlar bile kalıcı olmayıp zamanla değişmeye mahkûmdurlar. 1933

İnsanlar huzur ile, vicdan hürriyeti ile çalışmak ihtiyacındadır…. Bu ise Efendiler, sosyal toplumu idare eden devlet ve hükümette adaletin mutlak egemen olmasıyla mümkündür… Hükümet için esas olan kurallardan biri adalettir demiştim. Bunu geçekleştirecek yargı organlarıdır. Bir memlekette adalet mevcut olmazsa, o memlekette anarşiden başka bir şey yoktur.

Orada hükümet yoktur, orada hiçbir şey yoktur. Adalet kanunlarla dağıtılır. O halde bu memlekette adaletin emniyetle ve süratle dağıtılıp dağıtılmamakta olduğunu anlamak için bir defa var olan kanunlara, hukuk kitaplarına bakmak lazımdır. Diğer taraftan da bunun memleket içindeki uygulamasına ve sonuçlarına bakmak lazımdır…

Kanunlarımızı inceleyelim ve bunların dayanak noktalarını öncelikle memleketimizin durumuyla, şartlarıyla ve milletimizin gerçek sosyal ve vicdani ihtiyaçlarıyla ve fakat aynı zamanda gelişen dünya ile ilişkilerin meydana getirdiği zorunlulukları da göz önüne alarak düzeltmek, yararlı hale getirmek ve canlandırmak lazımdır.

Efendiler, biz Türkiye halkını insanlık dünyasından ayırarak kendi başımıza yaşayamayız. Bütün dünya ile bütün insanlıkla beraber yaşarız ve yürürüz! Ve hiç olmazsa onlarla bir hizada yürümeye mecburuz.

Buna göre her hususta olduğu gibi özellikle yargıda da zamanın gereklerini daima göz önünde tutmak ve yeni yapacağımız bütün şeyleri ona göre yapmak zorundayız. 1923

Mahkemelerin mutlak dokunulmazlığı ve bağımsızlığı üzerine söz yoktur!

Vilayetlerin idari otoriteleri ile yargı organları arasında zararlı bir dayanışma eksikliği ve bundan fazla olarak bu iki teşkilat arasında karşılıklı güvensizlik ve nüfuz rekabet ve hatta bir çeşit çekememezlik hemen her yerde göze çarpıyor. Mevcut kanunlar, kurallar ve usuller her ne olursa olsun gerçek görüşün bir ifadesi olan bu durumu derhal düzeltmek lazımdır. Mesele sadece valilerin savcıları vazifeye göndermelerine mani olduğu söylenen yeni kanun hükümlerinin şekil olarak değiştirilmesinden ibaret değildir.

Belki hükümette içişleri ve adalet bakanları tarafından temsil edilen iki dairenin vatanın her tarafında tek kuvvet gibi hareket etmelerini sağlayacak bir anlayışın bir an önce yerleştirilmesi gereklidir. Mahkemelerin mutlak dokunulmazlığı ve bağımsızlığı üzerine söz yoktur. Fakat bir valinin siyasi ve idari gerekçelerle savcıları derhal harekete geçirmesi hazırlık ve ilk soruşturmalar sırasında, İnkılaba ve devletin kuvvet ve emniyetine ait olan küçük, büyük her meselede görüşlerini dinletebilmesi önemli bir ihtiyaç halinde kendim gösteriyor. İçişleri ve adliyenin yalnız merkezde ve hatta yalnız vilayetlerde değil merkeze bağlı yerlerde ve şehir, kasaba sokaklarında göstereceği kuvveti ve süratli bir işbirliği manzarası bütün tedbirlerimizin başında gerçekleştirilmesi zorunlu olan bir iştir… 1931

Adalet Mülkün Temelidir…

Şimdi halkın devlete ve inkılap esaslarına saygı göstermesini sağlayacak noktaları belirtelim:

Devlet otoritesinin ve bütün ana meseleleri ile beraber rejimin daha sıkı ve yakından savunmasını temin edecek yasal önlemlerin alınması zamanı gelmiştir. İçişleri ile yargı organları işbirliğinin gereği hakkında birinci seyahat notlarımızda belirtilen görüşler bu seferki gözlemlerimizle daha da kıymetlenmiş ve kuvvetlenmiştir.

İzmir’de meydana gelen olaylar esnasında güvenlik kuvvetlerine saldırı, matbaa yıkma, parti binasına saldırı, işçiyi greve kışkırtma, hükümetin manevi şahsiyetine saldırı ve dil uzatmada bulunmak ve seçime hile karıştırmak suçlarından dolayı (90) kişi adliyeye teslim edilmiş ve adliyece bunlardan yalnız ikisinin tutuklu olarak mahkemesine lüzum gösterilerek diğerlerinin çeşitli şekillerle serbest bırakıldığı polis raporuna dayanılarak ilden bildirilmiştir.

Bir Örnek…

Hakaret, yıkma, saldırı gibi ağır suçlarla o hava içinde adliyeye gönderilenlerin serbest bırakılması benzer saldırılarının devamını elbette teşvik etmek olacaktır. Adliyemizin gözü önünde günlerce süren bu gürültülere bu hareket şekli en hafif deyimi ile adalet teşkilatımızın devletin kuvvet ve emniyeti konusunda duyarlı olmadığımı belirtmeye yeterlidir.

Bu konuda kendisinden bilgi istenen İzmir Savcılığı, olaylar üzerinde duyarlı olduğunu ve fakat adliyeye sevk edilenlerden bir kısmının tutanaklarında suç unsuru olacak şeylerin bulunmadığını söylemektedir. Aynı özellikteki suçların işlemlerinin ve yargılamalarının süratli yapılması ceza usulü mahkemeleri kanununun duruşma bölümü gereği iken gördüğümüz çeşitli yerlerde adliyenin ilgisizliğini ve vazifesini yapmamış olduğunu tespit eden bazı durumları özetleyebiliriz…

Bütün bu görüşler adliyemizin, halkı, hükümetin kovuşturmasından kurtarmak gibi yanlı ve zararlı bir anlayışla hareket etmekte olduğunu anlatır.

Yukarıdaki örneklerde tespit edilen kusurlardan dolayı suçlu sorgu hâkimleriyle beraber, hakemler de ceza görmelidirler. Suçlular karşısında, birlikte hareket eden bütünleşmiş bir idare ve ceza sistemini kurmak ve işletmek lazımdır. Bu amaçla tamamlanması gereken kanuni tedbirler şöyle özetlenebilir.

Bir Cumhuriyeti ve rejimi koruma kanunu yayınlanmalıdır.

Bu kanunda, bizzat Cumhuriyet aleyhinde fiilen hareket veya harekete teşvik veyahut bu konuda söz ve yazı ile telkin, ağır ceza yaptırımlarında bağlanmalıdır.

Gerek bu suçlar ve gerekse devlet ve hükümet otoritesini küçük düşürecek, hakarete uğramasına neden olacak hareketlerin yargılamaları mutlaka tutuklu olarak yapılmalı ve savcıların, sorgu hâkimlerinin, mahkemelerin takip edeceği yollar, duruşma zamanları açık olarak belirtilmelidir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü kanunu yeniden gözden geçirilmeli, askerin müdahalesi esasları ayrıntılarına kadar açıklanmalıdır. Askerin müdahalesi ancak ateş etmek için olmalıdır. Müdahale isteği, idare amirleri tarafından bu esas göz önünde tutularak yapılmalıdır. 1931

Kaynak: Atatürk’ün Görüş ve Direktifleri

Hakkında istanbul1881

istanbul1881
İstanbul. Tek renkle ifade edilemeyecek kadar zengin, tek kokuyla anlatılmayacak kadar çekici ve asla kaybedilemeyecek kadar değerli... İstanbul 1881, İstanbul’un büyüleyici renkleri ve baş döndüren kokularını saygı duyduğumuz ve kaybetmek istemediğimiz tarihi değerlerle harmanlayarak yaratıldı. Ayrıntılı bilgi için tıklayın.

Lütfen kontrol edin

Öğretmenler Günü İçin Atatürk Hediyeleri

Öğretmenlerimize En Güzel Hediye: Atatürk Posterleri Okul duvarlarımızı süsleyecek, öğretmenlerimize en güzel hediye Atatürk posterleri, …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.