Anasayfa / Atatürk / Atatürk’ün Öğüt ve Uyarıları

Atatürk’ün Öğüt ve Uyarıları

Düşünce ve Davranışları ile Atatürk

Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Yayınları’nın Düşünce ve Davranışları ile Atatürk Kitabı’ndan alıntı yaptığımız yazımızı sizlerle paylaşıyoruz:

İnsanlık bugün ulaştığı mesafeyi, düşünce ve duygularını gelecek üzerine kurmuş ve yaşamlarını bu amaca adamış düşün adamalarına borçludur. Geçmişe takılıp kalanlar ise, hem düşün adamlarının zorluklarını oluşturmuşlar hem de uygarlıkta alınan mesafeyi azaltmışlardır. İnsanlığın ve özellikle geri bıraktırılmış ülke halklarının çektikleri, çekmeye devam edecekleri her türlü acının nedeni bu tür anlayış sahipleridir. XXI. Yüzyıla girdiğimiz bu günlerde İslam ülkeleri halklarının geri kalmışlıkta başı çekmelerinin nedenini bu durumdan hareketle değerlendirmelidir.

İslam halklarının kurtuluş sırrının yukarıdaki sorunun yanıtında saklı olduğuna inanan ATATÜRK düşünen, sorgulayan, gelişim ve değişimin peşine koşan insanları yaşamı boyunca desteklemiş v onlara sonsuz bir saygı duymuştur. Çıkarlarını kaybetmek endişesiyle her türlü değişime karşı çıkan bencil ikiyüzlülerin ise daima karşısında olmuştur. Kendi çıkarları için halkça yüce kabul edilen dini ve manevi değerleri istismar edenlerin verebilecekleri zararlar huşunda halkı uyarmıştır. Hatta uyarmakla kalmamış yaptığı devrimlerle buna engel olamaya çalışmıştır.

Atatürk’ün Vizyonu

Değişimin dışında her şeyin değiştiği bu evrende ATATÜRK’ ün aşağıdaki sözleri belki de değişmeyen tek hakikat olarak kalacaktır. Bu anlamda bu sözlere Türk ulusu için hem bir uyarı hem yarını kurmak ve yaratmak huşunda bir ölçüttür. Bu konudaki sorumlulukları Türk ulusunun hiçbir ferdinin kaçma hakkı yoktur.

‘’Gözlerimizi kapayıp tek başımıza yaşadığımızı düşünemeyiz. Memleketimizi bir çember içine alıp dünya ile alakasız yaşayamayız. Aksine yükselmiş, ilerlemiş, medeni bir millet olarak medeniyet düzeyinin üzerinde yaşayacağız. Bu hayat ancak ilim ve fen ile olur. İlim ve fen nerede ise oradan alacağız ve her millet ferdinin kafasına koyacağız. İlim ve fen için kayıt ve şart yoktur.’’

‘’Hiçbir tutarlı kanıta dayanmayan bir takım geleneklerin, inanışların korunmasında ısrar eden milletlerin ilerlemesi güç olur; belki de hiç olmaz. İlerlemede geleneklerin kayıt ve şartlarını aşamayan milletler, hayatı, akla ve gerçeklere uygun olarak göremez. Hayat felsefesini geniş bir açıdan gören milletlerin egemenliği ve boyunduruğu altına girmeye mahkûmdur.’’

‘’Ben, manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü zorluklar karşısında, belki gayelere tamamen eremediğimizi, fakat asla taviz (ödün) vermediğimizi, akıl ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir. Zaman süratle ilerliyor, milletlerin, toplumların, kişilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini inkâr etmek olur. 

Benim Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve ilim rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar.’’

NEDEN ATATÜRK İSMİ?

İsimler; bireylerin kimlikleri olmanın yanında onların hangi ulusa mensup olduğunu da yansıtan bir işleve sahiptirler. Bu nedenle ulusların geleceğe uzanan boyutunda çok önemlidirler. Geçmişte eserleriyle uygarlık tarihine büyük katkılar sağlamış birçok Türk bilim adamı, Arap ismi taşıdıklarından dünya onları Arap olarak tanımaktadır.

Dolayısıyla onların uygarlığa yapmış oldukları katkıları başkaları sahiplenmiştir. Türk’ü ise ilim ve irfan bilmezlikle suçlayıp ‘’barbar’’ gibi haksız yakıştırmalarla tanımlamışlardır. Türk araştırmacılar bugün onların Türk olduklarını ispat etmekle meşguller. Bu tarihsel ve hayati yanılgıyı ve yanlışı düzeltme ihtiyacını hisseden Mustafa Kemal, işe kendi ismini değiştirip ATATÜRK adını alarak başlamıştır. Aşağıdaki anekdot buna güzel bir örnektir:

Demin bir sözü yanlış söyledim, ‘’Gazi’yi, Büyük Millet Meclisi, kanunla ‘’ATATÜRK’’ yaptı, dedim. Bu söz eksiktir. O, kendini ‘’ATATÜRK’’ yaptı. Kanun, bu gerçeği kabul etti. O günlerde, soyadı kanunu çıkacaktı. Bir akşam yemeğinde, Gazi,’’ ATATÜRK’’ adını alacağım, dedi. İtiraz ettiler:

  • Memleket, dünya, tarih ‘’Gazi Mustafa Kemal’i tanıyor. Ona nasıl dokunulur. 

ATATÜRK şöyle yanıtladı:

  • En tanınmış Türkler, yabancı isimler taşıyorlar. İbni Sina gibi, Elbiruni gibi… Bu yabancı isimlerin karşısında, bunların Türk olduklarını kanıtlamamamız gerekiyor ve kanıtlamak için de uğraşıp duruyoruz. Buna son vereceğim ve bu işe kendi adımla başlıyorum!

Ve Gazi Mustafa Kemal o gece Atatürk’tü. Ertesi gün kanun bu değişikliği onayladı.

Kaynak: Düşünce ve Davranışları ile Atatürk, Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Yayınları

Hakkında istanbul1881

istanbul1881
İstanbul. Tek renkle ifade edilemeyecek kadar zengin, tek kokuyla anlatılmayacak kadar çekici ve asla kaybedilemeyecek kadar değerli... İstanbul 1881, İstanbul’un büyüleyici renkleri ve baş döndüren kokularını saygı duyduğumuz ve kaybetmek istemediğimiz tarihi değerlerle harmanlayarak yaratıldı. Ayrıntılı bilgi için tıklayın.

Lütfen kontrol edin

Ortamı Mis Gibi Kokokutan Dekoratif Mumlar

Hem dekoratif, hem mis kokulu: İşte Kokulu Mumlar Dekorasyonun önemli öğelerinden kokulu mumları sizler için …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.