Anasayfa / Atatürk / Başöğretmen Atatürk’ün Eğitime Bakışı

Başöğretmen Atatürk’ün Eğitime Bakışı

Başöğretmen ATATÜRK

Cumhuriyet’imizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK, Kurtuluş Savaşı’nı ve  inkılapları, hep sabırlı, ikna edici, güven verici öğretmenliği sayesinde başarmıştır. Kurtuluş Savaşı’ndan sonra kendisine “Memleketi kurtardınız, şimdi ne yapmak istersiniz?” diye bir soru yöneltildiğinde ;

Eğitim Bakanı olarak millî irfanı yükseltmeye çalışmak en büyük emelimdir” cevabını vermiştir.

Çocuklarımıza çağdaş bir eğitim vermek, ülkemizin geleceği için çok önemliydi. ATATÜRK bu nedenle eğitime büyük önem vermiştir. Daha Kurtuluş Savaşı sırasında bir konuşmasında eğitim ile ilgili olarak:

“Tüm köylülere okumak, yazmak, vatanını, milletini, dinini, dünyasını tanıtacak kadar coğrafi, tarihî, dinî ve ahlaki bilgiler vermek, dört işlemi öğretmek, millî eğitim programımızın ilk hedefidir. Bu hedefe varmak, eğitim tarihimizde kutsal bir aşama teşkil edecektir” demiştir.

Eğitim İçin Yapılanlar…

Bu doğrultuda ATATÜRK eğitimi bir çatı altında toplayarak çağdaş bir eğitim için 03 Mart 1924 tarihinde Tevhidi Tedrisat Kanunu’nun (Eğitimin-Öğretimin Birleştirilmesi) hazırlanmasını sağlamıştır. Daha sonra ise eğitimin önündeki en önemli engel olan Arap harflerinin Türk diline uygun alfabe ile değiştirilmesi için 01 Kasım 1928 tarihinde Harf İnkılabı’nı gerçekleştirdi.

ATATÜRK yeni alfabeyi ulusuna öğretmek için yurdun dört bir yanına giderek ulusuna öğretmenlik yapmıştır. Dünyada, bunun başka örneği yoktur.

Sabırlı, özverili ve hoşgörülü olmak en büyük erdemdir. ATATÜRK’ün yeni harfleri halkına öğretmek için sabırla nasıl çalıştığını Sinop’a gerçekleştirdiği bir gezide şu olayda görebiliriz:

ATATÜRK, bir okul bahçesinde kara tahta önünde önce öğretmenlere, ardından memurlara sonra da halktan bazı kişilere sesli ve sessiz harfleri öğretiyordu. Bir ara karşısında duran bir adamı yanına çağırdı:

– “Adın ne? Ne iş yaparsın?”

– Adam, “Bekir, arabacıyım, Paşam.”

-”Okuma yazman var mı”

-”Yok Paşam, senden öğrenmeye geldim.”

Elli yaşlarında olan bu adama,  ATATÜRK, önce A, O, Ö, U, Ü harflerini okuyup yazmayı, sonra da T harfini öğretti. Sonra AT ve OT yazdı. Bekir Ağa heceledi, sonra okudu. ATATÜRK çok memnun olmuştu ve “Bu millet üç ay içinde okuyacak ve yazacak.”dedi.

Bu olayda ATATÜRK’ün fonksiyonel eğitim denen ve kısaca, kişinin kendi işi, mesleği, uğraş alanı ile ilgili konulardan başlayarak dil ve okuma, yazma öğrenmesi diye tanımlanan ve son 20-30 yıldır çeşitli ülkeler ve UNESCO tarafından üzerinde durulan bir yöntemin, ATATÜRK tarafından yıllar önce bizzat uygulanması sizlere ne düşündürür acaba?

Çocukların TBMM’den İstekleri

İstanbullu çocuklar, 23 Nisan 1929 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne iletilmek üzere şu isteklerini bildirmişlerdir:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na,

Büyük Türk milletinin muhterem vekilleri, biz Çocuk Bayramı’nı kutlayan dört bin çocuk, aşağıdaki ihtiyaçlarımızı kabul için milletin büyük vekillerine üracaat ediyoruz.

1. Her çocuğa eşit gıda, sağlık ve hayat isteriz.

2. Çocukların dilenmesini yasaklayan kanunların şiddetle tatbik edilmesini isteriz.

3. Çocukları evlerde, okullarda, sokaklarda, her yerde dövenlere karşı tarafsız davranmanızı, çocuklara işkenceyi yasaklayacak ve cezalandıracak bir kanun çıkarmanızı isteriz.

4. Küçük çocukların hamallığına, yük taşımasına mani olmanızı isteriz.

5. Çocuk sinemaları isteriz.

6. Fakir, zengin her çocuk için izci teşkilatı isteriz.

7. Her çocuğa okul isteriz.

8. Sokaklarda yatan çocuklara çatı isteriz.

9. Fakir çocukları koruma için Çocuk Esirgeme Kurumu’nun her tarafa yayılmasını ve kuvvetlenmesini isteriz.

Türk çocuklarının bu isteklerinin Türkiye Büyük Millet Meclisine yaptığımız bu ilk müracaatımızın geri çevrilmemesini rica eder, hepinize hürmetlerimizi bildiririz.”

Dört bin çocuk adına.

Kâtip Sevim                  Reis Burhanettin

Ne kadar duyarlı ve ne kadar güzel istekler, değil mi?

İşte Atatürk’ü Bursa’ya gelişinde karşılayan çocuklardan birisi, ona bir çiçek buketi sunduğunda, ATATÜRK’ün bu sevimli çocuğu bağrına basarak, ona ve diğer çocuklara da hitaben şunları söylemesi ne kadar da anlamlıydı:

‘Küçük hanımlar, küçük beyler!

Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı,

bir mutluluk pırıltısısınız!

Memleketi asıl aydınlığa boğacak sizsiniz.

Kendinizin ne kadar mühim, kıymetli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız.

Sizlerden çok şeyler bekliyoruz…’

Çocuklarımıza iyi bakabileceğimiz, onları koruyup, iyi bir gelecek bırakabileceğimiz günler diliyoruz.

Kaynak: Küçük Hanım, Küçük Beyler, Anıtkabir Komutanlığı Yayınları

Hakkında istanbul1881

istanbul1881
İstanbul. Tek renkle ifade edilemeyecek kadar zengin, tek kokuyla anlatılmayacak kadar çekici ve asla kaybedilemeyecek kadar değerli... İstanbul 1881, İstanbul’un büyüleyici renkleri ve baş döndüren kokularını saygı duyduğumuz ve kaybetmek istemediğimiz tarihi değerlerle harmanlayarak yaratıldı. Ayrıntılı bilgi için tıklayın.

Lütfen kontrol edin

Atatürk’ün İnsan ve Kadro Yetiştirme Politikası

Atatürk’ün İnsan ve Kadro Yetiştirme Politikasına Yakından Bakış! Atatürk, Osmanlı Devleti zamanında yetişmiş eski kültürün …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.