Anasayfa / Atatürk / Doğa tutkunu Atatürk

Doğa tutkunu Atatürk

Bir Ağaç için Köşk Yürüten Doğa Aşığı Atatürk…

Atatürk, doğa ve insana saygı duyan, onlara gerektiği önemi göstermeyi daima vurgulayan bir liderdi.

Atatürk’ün doğa sevgisini içeren, kamuoyunda sıkça bilinen en dokunaklı öykü, Yürüyen Köşk’ün yanındaki çınar ağacının öyküsüdür kuşkusuz. Ama Atatürk’ün bunun yanında doğayı ve ağaçları koruma, doğaya saygı duyma, emek vermeyle ilgili başka anıları da olmuştur. Bugün bu anıları sizlerle paylaşarak, Atatürk’ümüzün öğrettiği değerler üzerinden ilerlemenin önemini bir kez daha vurgulamak isteriz.

25095111_413ub

Gazi Mustafa Kemal, ilk kez 1927’de geldiği Yalova’da önceleri satın aldığı Baltacı Çiftliği’ndeki çadırda kalıyordu. Kenti çok seven Mustafa Kemal, pek çok kez ziyaret ettiği kentten 21 Ağustos 1929 tarihinde Bursa ziyareti için geçti. Ertuğrul Yatı’yla kente gelen Mustafa Kemal’in dikkatini Yalova iskelesi yakınındaki Millet Çiftliği içindeki büyük bir çınar ağacı çekti.

Çınarın görüntüsünden etkilenen Atatürk’ün isteğiyle yat durduruldu. Yatın teknesiyle karaya çıkıldı. Çınarın gölgesinde bir süre dinlenen Atatürk, ulu çınarın civarına bir köşk yapılması emrini verdi.

21 Ağustos 1929 tarihinde inşasına başlanan köşk 22 gün sonra 12 Eylül’de tamamlandı.

Atatürk, 1930 yazında bir gün köşke gittiğinde, orada çalışanlar, yandaki çınar ağacının dalının köşkün çatısına vurduğunu, çatı ve duvara zarar verdiğini söyleyerek, çınarın köşke doğru uzanan dalını kesmek için izin istediler. Atatürk ise, çınar ağacının dalının kesilmesi yerine, binanın tramvay rayları üzerinde biraz ileriye alınmasını istedi.

Bu görev, Yalova’nın bağlı olduğu İstanbul Belediyesi’nden Fen işleri Müdürü Yusuf Ziya Erdem’e verildi. Erdem, başmühendis Ali Galip Alnar ve teknik elemanlarla Yalova’ya gelerek çalışmalara başladı. Çalışmalara temel kazarak başlayan ekip temel seviyesine indi ve İstanbul’dan getirilen tramvay rayları, binanın temeline yerleştirildi. Uzun uğraşlar sonunda bina, temelin altına sokulan raylar üzerine oturtuldu.

1

8 Ağustos 1930 günü öğleden sonra yürütme çalışması başladı. Bu çalışmayı Mustafa Kemal, Makbule Atadan, Vali Vekili Muhittin Üstündağ, Emanet Fen Müdürü Yusuf Ziya Erdem, İstanbul’dan gelen mühendisler ve gazeteciler izlediler.

Köşkün yürütülme işlemi iki aşamada yapıldı. 8 Ağustos günü, öncelikle yapının teras bölümü, geri kalan iki gün içinde de, ana binanın raylar üzerinde yürütülmesi işlemi tamamlandı ve bina, 5 metre kadar doğuya kaydırıldı. Böylelikle köşk yıkılmaktan, çınar ağacı kesilmekten kurtuldu. Ayrıca köşk o günden sonra Yürüyen Köşk olarak anılmaya başlandı.

Mustafa Kemal Atatürk, bu olaydan sonra da pek çok kez geldiği Yalova’da bu köşkte ve çınar ağacının altında dinlendi. Ölümünden sonra sahip olduğu tüm taşınmazlar gibi köşkü de Türk Milletine bağışladı.

ataturkun_agaci_oluyor_h51758

ataturk-tarım

Atatürk ve doğayla ilgili diğer bilgiler için şimdi de Afet İnan’ın anılarına kulak veriyoruz:

‘1937 yılının bahar mevsimi idi. Gazi Osman Çiftliği’ne Akköprü tarafındaki yoldan gidiyorduk. Çiftliğin o parçası meyve bahçesi haline konulmuş, fidanlar sıra sıra dikilmişti. Şimdi gölgeliği ve bol yeşilliği ile çok güzel olan bu yol, o zamanlar henüz küçük, çelimsiz ağaçların sıralandığı, yaz mevsiminde dahi pek gölgesi olmayan bir yerdi.

Atatürk, bu eski çıplak topraklar üzerindeki, meyve bahçesi haline gelmiş olan bu yerlere neşe ile bakıyordu. Şimdi uzun kavak ağaçlarının bulunduğu yol kenarlarında işçiler çalışıyor ve fidanlar dikiyorlardı. Atatürk birden şoföre ‘’Dur!’’ diye bağırdı. Yere indiği vakit orada olanlara, ‘’Burada bir iğde ağacı vardı, o nerede?‘’ diye sordu.

Kimse iğde ağacını bilmiyordu. Çünkü orada çalışanlar, yenilerini dikmekle meşgul idiler. Atatürk’ün biraz evvelki neşesi kalmamıştı. Çünkü çiftliğin ilk çorak günlerinin bir yeşillik hatırası yerinden çıkarılmış ve yok olmuştu. ‘’İğde eski ve çelimsiz bir ağaçtı. Fakat yaşayan ve baharda hoş kokularını etrafa saçan, güzel bir ağaçtı’’ diyordu.

Çiftlik merkezine gelmiştik. Büyük hamamın yapısı bitmişti. Onu gezerken iğde ağacını yerinden kimin çıkarmış olduğunu da soruşturmak için, ilgili durumda olanlara sorular sordu. Kimse bu küçücük ağacın akıbeti hakkında bir haber veremedi.

Atacevre6

Atatürk bu önemsiz gibi görünen işten hüzün duymuştu. Uyarılarda bulundu, emirler verdi, eski ağaçlar da korunacak ve bakılacaktı.

Çünkü o yeşilliğin hasretini, İstiklal Savaşı boyunca çok çekmişti. Çankaya’yı oturmak için seçmesine neden, birkaç büyük karakavak ağacının bulunması idi. Onların rüzgarlı günlerdeki hışırtısından daima zevk duyardı.

O gün, Çiftlik dönüşü uzun uzun ağaçlardan söz etti. Doğanın bu varlığı, insanlara büyük bir kazançtır. Onlardır ki toprağı verimli kılarlar. İnsan topluluklarının yer seçmelerine rehberlik ederler. Bunun üzerine münakaşa konumuz şu yola dökülmüştü: ‘’Coğrafi muhit mi insanlar üzerine tesir yapar, yoksa insanlar mı o muhite hakim olurlar?’’

Otomobil gezintilerinde ekseriya bu gibi konuşmalar ve münakaşalar olurdu. Ben, tarihi örneklere dayanarak diyorum ki , ‘’Tabiat büsbütün kısır olursa insan kuvveti ona tesir yapamaz.’’ Atatürk ise, insan zekasının her şeye gücünün yettiği, doğaya da azami derecede egemen olabileceği kanaatinde idi. Nihayet şu sonucu kabul ediyorduk: ‘’İnsan bütün tarih boyunca, tabiatın bazen esiri, bazen de hakimi olmuş ve bu hal insan toplumlarının medeniyette ilerlemeleriyle mebsuten mütenasip (doğru orantılı) olarak inkişaf etmiştir (gelişmiştir).’’

1227043237ads_z

1919 yılında Atatürk Ankara’yı pek az ağaçlı bulmuştu. Bu pek az olanlar birer kanıttı ki, onlar gibileri çoğalabilir ve daha pek çok yetiştirilebilirdi. O, eski adı Orman Çiftliği olan yerde, orman yetiştirmeyi kendisine ideal edinmişti. Onun için her ağaç eski ve yeni, değerli birer varlıktı. Bunların yetiştiğini, büyüdüğünü görmek, bir idealin gerçekleşmesindeki zevki kendisine veriyordu. Gazi Orman Çiftliği, insanların irade ve çalışmalarıyla, doğayı güzelleştirme ve verimli kılma kuvvetinin bir örneğidir.

Atatürk İstanbul’da büyük ağaçları gördükçe gülerek şöyle söylerdi: ‘’Bunlar da güzel amma, biz yapraklarının ve dallarının, her yıl nasıl büyüdüğünü gördüğümüz ağaçları daha çok seviyoruz.’’

20104734_3

Bir bahar mevsimi, Çankaya’nın eski köşkü önünde yeni dikilmiş akasya ağaçlarını bahçıvan budamıştı. Atatürk bu fazla budamayı sevmedi. O, ağaçları daima daha büyük görmek arzusunda idi. Onun için de bahçıvanı bilgisizlikle suçladı.

Kendi adını taşıyan Atatürk Bulvarı’na, çam fidanları dikildiği vakit pek sevinmiş, ‘’Bunlar tutarsa, Ankara’nın yaz kış yeşil duracak bir tabiat zenginliği olacak’’ demişti. O, bu çamları Ankara’nın yeni devrinin bir tarihi gibi kabul ederdi.

Atatürk Bulvarı’nın ortasındaki küçük çam korularını daha bakımlı ve belki de altlarında yayaların geçmesi için düzenlemiş görmekten, her Ankaralı ne kadar haz duyacaktır. Bundan Atatürk’ün de ruhunun şad olacağına şüphe yoktur.

Atatürk, son hastalık günlerini, ağaç ve orman hasreti içinde tamamladı. Ormanlık ve yeşillik dağ manzarasını gösteren bir tablo, O’na, maddi ıstırapları içinde hayal kurmayı dahi sağlamıştı. İşte bundan dolayıdır ki, Eskişehir’in Sündiken ve İstanbul’un Alemdağ ormanlarında, kendisine nekahet devri için düzenlenecek ve oturabilecek yerler arandı. Lakin bu isteğini yerine getirmek kısmet olmadı. Çünkü o büyük insanın ömrü, 10 Kasım 1938’de bitmişti.

Atatürk’ün bütün bu isteklerini anımsadıkça onun Anıtkabir’inin bol ağaçlarla çevrilmesini ve onlar arasında ebedi uykusunu uyumasını ne kadar gönülden arzu ediyordum.

ata5

Anıtkabir Parkı ve Ağaçları

            1959’da Anıtkabir’in büyük giriş yolunun iki tarafına ülkemizde yetiştirilen kokulu ardıç fidanları dikilmiştir. Çim ve çiçeklerle bezenmiş bu kısımdan sonra asıl anıtı çevreleyen park, yine çimenle yeşillendirilmiştir. Memleketin çeşitli bölgelerinden ve yabancı devletlerden gelen ağaçların dikilmesiyle bu park Ankara’nın en güzel yeşillikli bir köşesi olmuştur.

Yabancı Devlertlerden Anıtkabir’e Hediye Edilen Fidan listesi

Afganistan      15 Kavak, 10 Nesterengül, 12 Çitlembik

Almanya          25 Quercus Palastris, 10 Betula Yungii, 15 Tilia Cuchlora , 10 Siliv Pendula, 5 Cedrus Atlantica,5 Camisiparis, 8 Pinus Sambıra, 17 Prunus, 5 Bodur Ardıç, 200 Gül

ABD                310 Mavi Çam, 100 Mavi Selvi, 100 Libo Sedir

Avusturya       55 Pinus Montana

Belçika            10 Çotanuastar, 13 Şimşir, 12 Thuya, 12 Bodur Ardıç, 12 Sedir, 12 Akçaağaç, 12 Taxus, 12 Köknar, 12 Çam

Danimarka       20 Fagus

Finlandiya        275 Huş

Fransa            Bir miktar Alnus Cordata Pinus, Pinaster Pinus Uncinata, Pinus Sylvertris, Pinus Larico-Corsicana, Abies Peçtinata, Fagus Sylvatica, Pisa Excolsa

Güney Çin       Bir miktar Pinus Armandi ( tohum), Cunin Ghmia Knishii (tohum)

Hindistan         289 Sedir

İngiltere           50 Kiraz, 50 Takus, 100 Karaçam, 50 Meşe

İspanya           1 Kara Ağaç, 1 Selvi, 4 Sahil Çamı, 1 Dişibudak, 2 Kövek , 3 Kestane, 1 Ardıç, 1 Ceviz, 1 Meşe

İsrail                30 Çam

İsveç               10 Huş

İtalya               5 Karayemiş, 5 Mezarlık Selvisi, 8 Fıstık Çamı, 10 Mavi Selvi, 5 Çam, 7 Sedir

Irak                  20 Musul Fıstığı

Japonya          35 Kiraz

Kanada           15 Roxnaplex, 15 Super Maple

Kıbrıs               5 Çam

Mısır                8 Akkavak, 6 Vibek Avuncastus, 6 Akasya, 6 Katalpa, 6 Kıladiçya, 6 Salkım Akasya

Norveç            12 Gürgen

Portekiz           50 Mezarlık Selvisi, 50 Sahil Çamı

Yugoslavya    10 Ihlamur, 5 Sofora, 5 Kestane, 10 Erkovan, 10 Çınar, 20 Kavak, 5 Katalpha, 5 Fındık, 10 Söğüt, 5 Maklura, 10 Celtis Avusturali, 20 Meşe, 20 Polyantha, 20 Gül, 19 Thuya, 11 Camisparis, 5 Yüksek Ardıç, 8 Karaçam, 10 Betula, 1 Cratagus, 10 Taflan, 10 Berberis, 2 Mavi Sedir, 20 Bodurardıç, 10 Leylak, 6 Karayemiş, 9 Celsis, 6 Mohonya,

Yunanistan     5 Kayın, 5 Köknar, 5 Taxus, 5 Ilexs, 10 Çam

                           atatürk ve doğa

atatürk ve doğa

atatürk ve doğa

Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Yürüyen_Köşk

Afet İnan, Atatürk ve Anılar

Hakkında istanbul1881

istanbul1881
İstanbul. Tek renkle ifade edilemeyecek kadar zengin, tek kokuyla anlatılmayacak kadar çekici ve asla kaybedilemeyecek kadar değerli... İstanbul 1881, İstanbul’un büyüleyici renkleri ve baş döndüren kokularını saygı duyduğumuz ve kaybetmek istemediğimiz tarihi değerlerle harmanlayarak yaratıldı. Ayrıntılı bilgi için tıklayın.

Lütfen kontrol edin

Öğretmenler Günü İçin Atatürk Hediyeleri

Öğretmenlerimize En Güzel Hediye: Atatürk Posterleri Okul duvarlarımızı süsleyecek, öğretmenlerimize en güzel hediye Atatürk posterleri, …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.