Anasayfa / İstanbul / Galata ve Kız Kulesi’nin Hikayeleri

Galata ve Kız Kulesi’nin Hikayeleri

İstanbul, koca bir tarihe sahip bilgin bir şehir. Nice hikaye biriktirmiş içinde. Her köşe başından köklü tarihinin izleri çıkmaktadır karşımıza.

Yüzyıllardır üzerinde hüküm süren ulusların ruhu sinmiştir bu bilgin şehre. Kimi zaman bu ruh, mimari eserlere de yansımıştır.

Bu yazımızda İstanbul’un iki önemli mimarisi Galata Kulesi ile Kız Kulesi’nin hikayesini paylaşacağız sizlerle.

Galata Kulesi’nin kesin yapılış tarihi bilinmese de İmparator Justinianos’un ya da Anastasios’un emriyle fener kulesi olarak inşaa edildiği bilinmektedir. Bu heybetli kule, IV. Haçlı Seferi’nde tahrip edilse de IV.Haçlı Seferi’nden 144 yıl sonar yeniden inşaa edilmiştir. Bu kuleyi Bizanslılar ‘Büyük Kule’ olarak, Cenevizliler de ‘İsa Kulesi’ olarak adlandırmaktaydı.

Galata-ve-Kiz-Kulesinin-Hikayeleri-1

Osmanlı, İstanbul’u fethettikten sonra Galata Kulesi emin ellerde varlığını sürdürürken 1509 yılında gerçekleşen büyük çaplı bir depremde zarar görmüştür. Ancak Osmanlı Devleti kulenin onarımı için devrin ünlü mimari Hayrettin Beyi görevlendirmiş, kule eski heybetine kavuşmuştur. Ancak kulenin başlangıçta kötü bir namı vardır. Bu kötü namı silmek de Sultan III. Murat’a nasip olmuştur. Kanuni döneminde tersanelerde çalıştırılan gayrimüslüm esirler için hapishane olarak kullanılan kule, Sultan III. Murat’ın emriyle rasathaneye dönüştürülmüştür.

Bu kule şöhretini ise Hazerfan Çelebi’ye borçludur. Hazerfan Çelebi kanatlarıyla Galata’dan süzüldüğünde tarihe kendisinin ve Galata Kulesi’nin adını altın harflerle yazdırdı.

Galata-ve-Kiz-Kulesinin-Hikayeleri-2

III. Murat bu kulenin bir bilim yuvasına dönüşmesi için adım atmış olsa da 18. yüzyılda İstanbul’da çıkan yangınlar nedeniyle ‘yangın gözetleme kulesi’ olarak kullanılmıştır. Ancak bu yangınlardan birinde Galata büyük oranda yanmıştır. Üstelik 1797’de gerçekleşen bu olayın ardından kule, ikinci kez 1831’de büyük bir yangına maruz kalmış ve büyük oranda yine zarar görmüştür.

Başına gelen bunca felaketin ardından yine de kule onarımlar sonucunda dimdik ayakta durmayı başarmıştır. Ancak bu köklü tarihinde birçok hikayeyi biriktirmeye de devam etmiştir.

Bunlardan belki de en iç acıtanı Türk edebiyatının önemli kalemi Ümit Yaşar Oğuzcan’ın başına gelendir. Tarihine birçok intihar vakasını da sığdıran Galata, bu sefer Ümit Yaşar’ın biricik oğlu Vedat’ın intiharına şahitlik etmiştir.

Ümit Yaşar, evladını kaybetmenin acısıyla şu dizeleri kaleme almıştır:

Haziran 1973
Piril piril bir yaz günüydü
Aydinlikti, güzeldi dünya
Bir adam düştü o gün Galata Kulesinden
Kendini bir anda birakti boşluğa
Ömrünün baharinda
Bütün umutlariyla birlikte
Paramparça oldu
Bir adam düştü Galata Kulesinden
Bu adam benim oğlumdu

Gencecikti Vedat
Işıl ışıldı gözleri
İçi
Bütün insanlar için sevgiyle doluydu
Çıktı apansız o dönülmez yolculuğa
Kendini bir anda birakti boşluğa
Söndü güneş, karardi yeryüzü bütün
Zaman durdu
Bir adam düştü Galata Kulesinden
Bu adam benim oğlumdu

“Açarken ufkunda güller alevden”
Çıktı, her günkü gibi gülerek evden
Kimseye belli etmedi içindeki yangını
Yürüdü, kendinden emin
Sonsuzluğa doğru
Galata Kulesinde bekliyordu ecel
Bir fincan kahve, bir kadeh konyak
Ölüm yolcusunun son arzusuydu bu
Bir adam düştü Galata Kulesinden
Bu adam benim oğlumdu

Küçücüktü bir zaman
Kucağıma alır ninniler söylerdim ona
Uyu oğlum, uyu oğlum, ninni
Bir daha uyanmamak üzere uyudu Vedat
6 Haziran 1973
Galata Kulesinden bir adam attı kendini
Bu nankör insanlara
Bu kalleş dünyaya inat
Şimdi yine bir ninni söylüyorum ona
Uyan oğlum, uyan oğlum, uyan Vedat.

Gelelim gösterişli Kız Kulesi’nin hikayesine. Bu kulenin kuruluş amacı, Boğaz’daki gemilerin denetimi içindir. Kız Kulesi, Atinalı komutan Alkibiades’in emriyle inşaa edilmiştir. İnşaa edildiği ilk yıllarda ‘Küçük Kale’ ya da ‘Dana Yavrusu’ olarak da adlandırılmıştır. Devletin komuta merkezlerinden biri olan Kız Kulesi, eşinin vefatıyla yıkılan ve onun anısını yaşatmak için anıt mezar yaptıran komutan Chares sayesinde bir başka anlam daha yüklenmiştir.

Galata-ve-Kiz-Kulesinin-Hikayeleri-3

Tarihsel döngüde birçok anlam kazandı bu kule ve Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fethettiğinde bu kuleyi yıktırdı. Bu kulenin yerine daha küçük bir kule yaptırmayı tercih etti. Ancak bu kulenin de kaderinde Galata Kulesi gibi 1510 yılında gerçekleşen büyük depremde zarar görmek vardı. Yavuz Sultan Selim’in emriyle onarılan kule, artık deniz fenerine dönüştürüldü.

Yangınlar İstanbul’un tarihinde savaşlar kadar yer etmiştir maalesef. Kız Kulesi de bu yangınlardan payına düşeni almıştır. Rüzgar yüzünden ahşap kısmı tutuşan kulenin iç kısmı büyük oranda zarar görmüştür. Nevşehirli Damat İbrahim Paşa kuleyi yangından gördüğü zarar nedeniyle camlı olarak restore ettirmeyi doğru bulmuştur.

Tarihsel çizgisine baktığınızda gözetleme kulesi, anıt mezar, eğlenme mekanı gibi birçok unsur barındırsa da Osmanlı’nın son dönemlerinde tamamen sağlık sektörüne hizmet etmiştir. Osmanlı’da 1830-1831 yıllarında görülen kolera salgının yayılmasını önlemek için Kız Kulesi karantina hastanesi olarak hizmet vermiştir.

Daha birçok olaya tanık olan Kız Kulesi, 2000 yılında ziyaretçilere kapısını açmıştır. Üsküdar’dan her daim bu gezi için tekne bulabilirsiniz.

Galata-ve-Kiz-Kulesinin-Hikayeleri-4

Şüphesiz insanların bu kuleye gösterdiği ilgi, bu tarihsel sürecinden kaynaklanmamaktadır.  Falcılardan, kızının bir yılan tarafından sokularak öleceğini öğrenen bir kral, kızını korumak adına kulenin kayalıklarına bir ev yaptırmıştır. Böylece kızını kaderinden koruyacaktır. Ancak falcının kehaneti kızına aşık bir gencin, kralın kızının gönlünü çalabilmek adına yolladığı çiçekle gerçekleşir. Gencin özene bezene hazırlattığı çiçeğe ustaca saklanan yılan genç kızın sonu olacaktır.

Görüldüğü gibi tek bir mimari eser,  içinde binlerce hikaye barındırmakta. Tarihin gizli kapılarını aralamaya devam edeceğiz.

 

Kaynakça: Wikipedia

Sunay Akın, Kız Kulesi’ndeki Kızılderili

Hakkında istanbul1881

istanbul1881
İstanbul. Tek renkle ifade edilemeyecek kadar zengin, tek kokuyla anlatılmayacak kadar çekici ve asla kaybedilemeyecek kadar değerli... İstanbul 1881, İstanbul’un büyüleyici renkleri ve baş döndüren kokularını saygı duyduğumuz ve kaybetmek istemediğimiz tarihi değerlerle harmanlayarak yaratıldı. Ayrıntılı bilgi için tıklayın.

Lütfen kontrol edin

İstanbul’un Manzara Teraslarından Yuşa Tepesi

Anadolu Yakasının Muhteşem Manzarası: Yuşa Tepesi Yuşa Tepesi, Boğaziçi’nin önünde havuzlaştığı ‘’mekan’’ üzerinde 202 metreden …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.