Anasayfa / Genel / Güzellik mi, Çirkinlik mi? Sanatta Çirkinlik Detayları

Güzellik mi, Çirkinlik mi? Sanatta Çirkinlik Detayları

Sanatta Güzellik mi? Çirkinlik mi? Estetik mi?

Sanatın güzellik ile özdeşleştirildiği, estetik kaygıların, en mükemmel, en şahane sıfatlarıyla buluşturulduğu günümüzde, güzellik ve çirkinlik boyutlarını, Umberto Eco’nun ‘Çirkinliği Tarihi‘ kitabının ön sözüyle sizleri baş başa bırakarak tartışıyoruz:

Çirkinliğin Tarihi

‘Her yüzyılda filozoflar ve ressamlar güzelliğin tarifine yeni bir tanım getirmiştir ve çalışmaları sayesinde zaman içerisinde estetik kavramı tarihini yeniden yapılandırmak mümkündür. Ama bunu çirkinlik kavramı için söyleyemeyiz.

Çoğu zaman güzelliğin tersi olarak tarif edilmiştir, ama neredeyse hiç kimse sıra dışı çalışmalardaki geçici imalar dışında çirkinlik sürecinin bilimsel incelemesinin üstünde durmamıştır. Bu yüzden güzelliğin tarihi oldukça geniş, kullanabileceği kuramsal kaynaklara (sözü geçen dönemdeki beğenileri ortaya çıkarabileceğimiz) sahipken, çirkinliğin tarihi, tarihin büyük bir bölümü için bir şekilde ‘’çirkin’’ olarak görülen insanların ya da nesnelerin görsel ya da sözel portrelerinde kendi belgelerini araştırmalıdır.

Bununla birlikte, çirkinliğin tarihi güzelliğin tarihiyle belirli ortak özellikleri paylaşır. Her şeyden önce, o dönemin ressamlarının beğenisiyle sıradan insanların beğenisinin bir şekilde örtüştüğünü farz edebiliriz. Çağdaş sanat galerisine uzaylı bir ziyaretçi gelip Picasso tarafından yapılmış tablolardaki kadın yüzlerini görse ve tablolara bakanların onları ‘’güzel’’ diye tanımladıklarını duysa, yanlışlıkla, günümüzdeki insanların günlük yaşamlarında Picasso tarafından yapılmış tablolardaki yüzleriyle bu yaratıkları güzel ve arzu edilir buldukları fikrine kapılabilirdi.

Pablo Picasso, Ağlayan Kadın, 1937, Londra, Tate Galerisi

Ama uzaylı ziyaretçimiz fikrini, diğer güzellik modellerinin yüceltildiğine tanıklık edebileceği bir kâinat güzellik yarışmasını ya da moda şovunu izleyerek değiştirebilir. Maalesef geçmiş dönemlere yeniden baktığımızda bu –çirkinlik ya da güzellikle ilgili- yapamadığımız bir şeydir, çünkü bu dönemlerden elimize kalan tek şey sanat eserleridir.

Kültürel Yapılanma ve Beğeniler

Güzelliğin tarihiyle çirkinliği tarihi arasındaki bir diğer belirleyici ortak özellik, bu iki değerin hikâyesini tartışırken Batı uygarlığının alanında tıkalı kalmamızdır. Eski uygarlıklar ve sözde ilkel insan topluluklarındaki sanatsal bulgulara sahibiz, ama estetik zevke, kutsal korkuya ya da neşeye sebep olmayı amaçlayıp amaçlamadıklarını bize anlatan hiçbir kuramsal metne sahip değiliz.

Bir Batılı için Afrikalıların ayinde kullandıkları bir mask tüyler ürpertici gelebilir –ama bir Afrikalı yerli için aynı mask koruyucu bir ilahilik sunabilmektedir. Diğer taraftan, Avrupa dışı olan dinlere inananların kanayan, aşağılanan ve acı çeken İsa imgesi nedeniyle içleri kalkabilir, ama bu açıkça görünen maddesel çirkinlik bir Hıristiyan’da sempati ve heyecan uyandırabilir.

Dans Maskı, Ekoi (Doğu Nijerya), Newyork, Tishman Koleksiyonu

Diğer kültürler bakımından, oldukça zengin şiirsel ve felsefi yazılar sayesinde (Hindistan, Çin ve Japon kültürleri gibi) imgeler ve şekiller görürüz. Ama onların edebiyat ve felsefe çalışmalarının tercümesinde geleneğin bizi ‘’güzel’’ ve ‘’çirkin’’ gibi Batı terimlerini kullanarak çeviri yapmamıza teşvik etmesine rağmen, kendi kültürümüzle belli kavramların hangi kapsamda tanımlanabileceğini saptamak neredeyse her zaman zordur.

Tercüme güvenli olsa bile, belli bir kültürde orantı ve uyum gibi özelliklere sahip bir şeyin ‘’güzel’’ olarak görüldüğünü bilmek yeterli olmayacaktır. Orantı ve uyum. Batı tarihinin sürecinde bile anlamları değişti. Bu sadece bir yüzyılda orantılı olarak kabul edilen bir şeyin, bir diğer zamanda artık böyle görülmediğini fark ettiğimiz dönemden mimari bir yapı ya da resimle kuramsal metinleri kıyaslamakla olur.

Ortaçağ’da tüm ilahi çalışmaların güzelliğini öven Vitryli James (Libri duo, quorum prior Orientalis, sive Hjyerosolimintanae, alter Occidentalis) şunun itiraf eder: ‘’Muhtemelen Yunan efsanlerindeki tek gözlü devler büyük ihtimalle iki gözü olanlara hayranlıkla bakardı, bizse her ikisini hatta üç gözlü yaratıkları da hayranlıkla karışık garipseriz… Biz siyah Etiyopyalıları çirkin buluyoruz ama onların arasında en güzel kabul edilen en siyahtır.’’ Yüzyıllar sonra bu Voltaire (kendi Felsefe Sözlüğü’nde dile getirir: ‘’Bir kara kurbağasına güzelliğin, gerçek güzelliğin, ne olduğunu sorun. Size kahverengi sırtını ve sarı karnını, geniş düz boğazını ve küçükbaşından pörtlemiş iki yuvarlak gözleriyle güzelliğin dişisinden oluştuğunu söyleyecektir. Gineli bir zenciye sorun; onun için güzellik siyah yağlı bir cilt, içe gömük gözler ve düz bir burundur.

Estetik nedir?

Estetik isimli kitabında Hegel: ‘’Her eşin karısını güzel bulmamasına karşın, gerçekten diğerlerinin dışında, en azından bir gencin köylü aşkı güzel bulabilir eğer güzellik için kişisel zevkin hiçbir belli kuralı olmadıysa, o zaman bunu her iki taraf için iyi bir şey olarak kabul edebiliriz…

Sıklıkla Avrupalı güzellik kavramının bir Çinliden, hatta Çinlinin zencilerden tamamen farklı bir güzellik kavramı olmasına rağmen, Güney Afrikalı bir zenciye (Hottentot) keyif vermeyeceğini söylendiğini duyuyoruz… Aslında bu Avrupalı olmayan insanların ilahlarının imgeleri, örneğin saygı ve yücelik değeri olarak hayal gücünden fırlamış imgelerini, sanat eserlerini düşünürsek, idollerin gizlisi olarak bizi çok etkileyecektir. Aynı şekilde bu tür insanların müziği de bize iğrenç bir gürültü gibi gelecektir, bu nedenler onlara geldiğinde bizim heykellerimizi, resimlerimizi ve müziğimizi anlamada çirkin olarak mı kabul edeceklerdir?’’ diye not düşmektedir.

Para ve Güzellik

Güzellik ya da çirkinliğe dair yorumlar sadece estetik kavramı yüzünden değil, aynı zamanda sosyo-politik kriterlerden de kaynaklanır. Marx’ın 1844 El Yazmaları Ekonomi Politik ve Felsefe adlı eserinde paraya sahip olmanın çirkinliği nasıl telafi edeceğine dikkat çektiği bir bölüm vardır: ‘’Para herhangi bir şeyi alabilme, tüm nesneleri edinebilme özelliğine sahip olduğu için, bu yüzden sahip olma kavramına değen ilk egemen nesnedir… Gücümün sınırı sahip olduğum paranın gücü kadardır… Ne olduğum ve ne yaptığım bu yüzden en ufak bir şekilde kişiliğimle saptanmaz.

Çirkinim, ama kendime kadınların en güzelini satın alabilirim. Bu sebeple çirkin değilim, çünkü çirkinliğin etkisi,, hayal kırıklığına uğratan gücü para ile iptal edilmiştir. Bir birey olarak topalım ama para bana yirmi dört ayak verir: Bu yüzden de topal değilim… Param tüm engelliğimi tersine çevirebilir mi?’’

Şimdi para yerine yapılan bu gözlemleri genel anlamda güce doğru genişletirsek engellikleri zerine hiçbir vurgu yapma niyeti olmayan ve belki de kendi özelliklerini güzelleştirmek için ellerinden geleni yapan riayetkâr ressamlar tarafından sadakatle ölümsüzleştirilen geçmiş yüzyıllardaki hükümdarların belli portrelerini anlayabiliriz. Hiç kuşku yok ki böylesi kişilikler çirkinlikleriyle bizi şok eder (ve muhtemelen kendi zamanlarında bile böyle çirkin oldukları düşünülmüştü) ama her şeyi yapabilecek sınırsız güçleri onlara öyle bir büyüleyici özellik ve çekicilik verdi ki onlara kulluk edenler onları tapan gözleriyle gördüler.

Soldan sağa: Korkusuz John, Burgundy Dükü, XV. Yüzyılın ilk çeyreği, Louvre Müzesi, Paris. /Diego Velszquez, İspanya Kralı IV. Felipe’in portresi,1655, Madrid, Prado Müzesi / Fransız Okulu, XI. Louis’nin Portresi, XVII. Yüzyıl, Fransa / Luca Giordano (atfedilen) İspanyol II. Carlos’un Portresi, 1692, Madrid Prado Müzesi / Anonim Fransa Kralı IV. Henri ve Navarre, XVII. Yüzyıl, Ulusal Pau Kalesi Müzesi /Henri Lehmann, Fransa Kralı, Muzaffer VII. Charles’ın Portresi, XIX. Yüzyıl, Versailles Şato Müzesi

Güzellik ve Mükemmelik

Güzellik ve çirkinliğin farklı zamanlar ve kültürlerle (hatta farklı gezegenlerle) göreceli olduğunu söylemek, insanların bunu her zaman değişmez bir örnekle açıklanmış olarak görmeye çalışmadıkları anlamına gelmez.

Biri Nietzsche’nin Putların Alacakaranlığı kitabında yaptığı gibi ‘’konu güzelliğe geldiğinde erkek kendini mükemmelliğin şekli varsayar’’ ve ‘’bu konuda kendine tapar… Aslında kendini ayna gibi gösterir ve kendi imgesini yansıtan her şeyi güzel olarak görür… çirkinlik bozulmanın bir işareti ve semptomu olarak görülür…

Tükenme, ağırlık, halsizlik, bitkinlik, kasılmalar ya da felç, özellikle koku renk, dağılma ve bozulmanın şekli gibi özgürlüğün, her türlü yoksunluğun her önerisi… Bunun hepsi özdeş bir tepkiye, değer yargısına, ‘çirkin’e neden olur. İnsan neden nefret eder? Bu konuyla ilgili hiç kuşku yoktur: İnsan kendi türünün alacakaranlığından nefret eder.’’

Agnolo Bronzino, Cüce Morgante’nin Omzunda Bir Kuşla Sırttan Görünümü, XVI. Yüzyıl, Foransa Palantina Galerisi

Nietzsche’nin kanıtı narsistik insan biçimindedir, ama bize güzelli ve çirkinliği ‘’özellikli’’ model göstererek tanımlandığını anlatır –ve türlerin görevinin insandan her şeye genişletilebileceğini söyler; Plato’nun Devlet’in de bir çanağın güzel olarak tanımlanabilmesi için sanatın kurallarına göre yapılmasında uzlaşılması ya da Aquinolu, Tommaso’nun (Suma Teologica ı,39,89) güzelliğin yalnızca orantı, parlaklık ya da berraklık sonucu değil, aynı zamanda bütünlüğün sonucudur- bu yüzden bir nesne (bir insan vücudu, bir ağaç ya da bir vazo) formunun malzemenin üzerinde ifade ettiği tüm belirgin özelliklere sahip olması gereğini vurgulayarak yaptığı gibi.

Çirkinliğin Estetiği ve Sanat

Karl Rosenkrantz tarafından 1853 yılında yazılmış Çirkinliğin Estetiği adlı ilk ve en mükemmel kitabı çirkinlik ve ahlaki şer arasında bir benzerliğe dikkat çekiyor. Şer ve günah sundukları cehennemi ifade eden iyinin karşıtı olduğu için ‘’güzelliğin cehennemi’’ de çirkinliktir. Rosenkrantz çirkinliğin güzelliğin karşıtı, güzelliğin çirkinliği içinde taşıyan mümkün bir yanılgı olduğunu ve bu yüzden güzellik bilimi ya da estetiğinin çirkinlik kavramına bağlı kalmaya mecbur olduğunu öne süren geleneksel eğilimi desteklemektedir. Ama bu tam olarak onu soyut tanımlamalardan, güzelliğin çeşitli şekillerinin basit olumsuzlamalar dizisinden çok daha karmaşık ve çok daha zengin yapan ‘’çirkinliğin özerkliği’’ne bir göz atmamızı sağlayan çirkinliğin çeşitli vücutlar bulmasının fenomenolojisine geçtiği zamandır.

Rosenkrantz doğada çirkinliğin, manevi çirkinliğin, resimde çirkinliğin (ve sanatsal yanlışların çeşitli şekillerinin), şekil yokluğunun, asimetrinin, uyumsuzluğun, biçimsizliğin ve şeklin bozulmasının (sefil, iğren, bayağı, rastlantısal, isteğe bağlı, inceliksiz), tiksincin çeşitli şekillerinin (hantal, ölüm ve hiçlik, tüyler ürpertici, anlamsız, hasta eden, suç unsuru olan, hayaletlere özgü, kötü ruhların etkisi altında olan, cadı gibi, şeytanca) çok titiz bir şekilde analizini gerçekleştirmektedir. Çirkinliğin uyum, orantı ya da bütünlük olarak anlaşılan güzelliğin sadece karşıtı olduğunu söylemeyi sürdürmemize izin veren çok şey vardır.

Marthias Grünewarld, Aziz Antonio’nun Cazibesi, Issenheim’daki sunaktan detay. 1515, Colmar, Unterlinden Müzesi

Güzellik ve çirkinliğin eşanlamlılarını incelersek, güzel olarak kabul edilenlerin: hoş, şirin, latif, çekici, uygun, sevimli, enfes, büyüleyici, uyumlu, mükemmel, hassas, zarif, sihirli, harika, etkileyici, muhteşem, fevkalade, muazzam, harikulade, müthiş, olağanüstü, takdire şayan, nefis görkemli, göz alıcı ve şahane olmasına karşın; çirkin olanların uzaklaştırıcı, dehşet verici, korkunç, tiksindirici, hoş olmayan, çok garip, iğrenç, iğrendirici, yakışıksız, bozuk, kirli, açık saçık, çok itici, korkutucu, aşağılık, canavarca, berbat, sarsıcı, kaba saba, pek kötü, çok fena, ürkütücü, kâbuslu, hasta edici, mide bulandırıcı, kokuşmuş, korkutan, yüz kızartıcı, hantal, gücendirici, yorucu, saldırganca, şekilsiz ve biçimi bozulmuş (harika, görkemli, büyüleyici ve müthiş gibi geleneksel olarak güzeli gösteren yerlerde dehşetin de kendisini nasıl gösterdiğinden bahsetmeksizin) anlamları olduğunu görürüz.

Fiziksel Güzellik

Fiziksel olarak arzu edilebilir güzellik dikkatimizi çeker ve herkes bu durumu gösterişli biçimde onaylar. Güzel bir kadının bir erkeğin yanından geçtiğinde ya da en sevdiği yiyeceğini gördüğünde, keyfinin bir oburunki kadar yakışıksız ifadesinde kullanılan kaba sözleri düşünün. Ama bu tür durumlarda biz memnuniyet homurdanmalarına ya da bir yiyecek hakkındaki beğeniyi ifade etmek için belli kültürlerde yapılan geğirmeye (böylesi durumlar bir edep tavrı olmasına rağmen) benzer bir şeyle olduğu kadar, estetik bir keyfin ifadesiyle de ilgilenmiyoruz. Genellikle herhangi bir durumda güzelliğin deneyiminin Kant’ın (Yargının Eleştirisi adlı kitabında) tarafsız zevk olarak açıkladığı şeyi harekete geçirdiği görülüyor: Hepimiz bize uygun gelen her şeye sahip olmayı ve iyi görünen her şeye katılmayı istememize rağmen, bir çiçeği ilk görüşteki zevkin kararı, sahip olmak ya da yok etmek için herhangi bir istekten oluşan beğeniyi kazandırır.

Domenico Ghirlandaio, Yaşlı Adam ile Torunun Portresi, Yklş. 1490, Paris, Louvre Müzesi

 

Sanatsal Çirkinlik…

Ve sanatsal çirkinlikten konuşurken şunu unutmamalıyız; hemen hemen tüm estetik teorilerde, en azından Eski Yunan’dan moden zamanlara, çirkinliğin herhangi bir şekli gerçek ve etkili bir sanatsal tasvirle telafi edilebilir. Aristoteles (Poetika, 1148 b) iğrenç bir şeyin ustalıklı taklidinden güzellik yaratmanın mümkün olduğundan bahseder ve Plutarkhos (De audiendis poetis) da sanatsal tasvirlerde sahte çirkinliğin böyle kaldığı, ama ressamın ustalığı sayesinde bir tür güzelliğin yansımasına sahip olduğunu okuyoruz.

Böylece üç farklı fenomeni tanımlamaktayız: kendinden kaynaklı çirkinlik, resmi çirkinlik ve her ikisinin sanatsal tasviri. 

Bunu yaptığımızda birçok yanlış anlama riskiyle karşılaşırız. Ortaçağ’da Bagnoregio’lu Bonaventure, şeytan imgesinin, çirkinliğinin iyi bir tasviriyse güzel olduğunu yazmıştır: Ama kiliselerin kapılarında ya da fresklerinde dehşet verici, iğrenç işkence olaylarını gören inançlı kişiler buna inandı mı? Belki bizim için tehditkâr, aşağılık bir sürüngeni gördüğümüzde hissettiğimiz; iğrenç, insanın kanını donduran ilk tür çirkinliği görmüşler gibi dehşet ve acıyla tepki vermediler mi?

Kuramcılar çoğunlukla sayısız kişisel çeşitlilikler, kişiye özgü tutum ve davranışlar ve normal ölçülerin dışına çıkmış, sapkın davranışları değerlendirmede başarısızdır. Güzelliğin deneyiminin tarafsız bir derin düşünceyi gerektirdiği doğru olmasına karşın, maalesef rahatsız bir yetişkin Venüs heykeline bile baktığında duygusal bir tepki verebilir.

Aynısı çirkinlik için de geçerlidir; bir çocuk kendi akranları için sadece eğlenceli olabilecek bir imgeyle, bir peri masalı kitabında gördüğü bir cadıyla ilgili karabasan görebilir. Muhtemelen Rembrant’ın birçok çağdaşı, bir cenaze tablosunda kesilip parçalara ayrılmış bir kadavrayı resmetmesindeki ustalığını takdir etmekten ziyade, bu ceset gerçekmiş gibi ürkütücü tepkiler vermiş olabilirler –nitekim, hava saldırısı yaşamış biri estetik bir biçimde tarafsızlığını koruyarak Picasso’nun Guernica’sına bakamayabilir ve belki de yalnızca geçmiş deneyimindeki terörü, dehşeti yeniden yaşayabilir.

Heinrich Füssli, Miğferli Bir Hayalete Soru Soran Macbeth, 1783, Washington, Folger Shakespeare Kütüphanesi

Bunun sonucu olarak, sözü edilen çirkinliğin bu tarihinde dikkat etmemiz gereken; çirkinliğin tüm çeşitlerinde ve çoklu şekillerde, bu türlü çeşitli biçimlerin uyandırdığı muhtelif tepkilerde ve verdiğimiz tepkilerle oluşan davranışlardaki farklılıklardır. Ayrıca her seferinde cadıların nasıl haklı olduğu üzerinde düşünmemiz gerekir –gerçekten haklı idiysiler- Macbeth’in birinci perdesinde bağırırlarken: ‘’İyilik kötülüktür, kötülük iyiliktir.’’ (Aslında her hayırda bir şer, her şerde bir hayır vardır demek ister.)

Kaynak: Çirkinliğin Tarihi, Umberto Eco

 

Hakkında istanbul1881

istanbul1881
İstanbul. Tek renkle ifade edilemeyecek kadar zengin, tek kokuyla anlatılmayacak kadar çekici ve asla kaybedilemeyecek kadar değerli... İstanbul 1881, İstanbul’un büyüleyici renkleri ve baş döndüren kokularını saygı duyduğumuz ve kaybetmek istemediğimiz tarihi değerlerle harmanlayarak yaratıldı. Ayrıntılı bilgi için tıklayın.

Lütfen kontrol edin

Atatürk’ün Milli Eğitime Bakışı

Atatürk’ün Milli Eğitim İle İlgili Sözleri Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri öğrenimin sınırı ne olursa …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.