Anasayfa / Genel / İstanbul ve Değerleri: Ayasofya

İstanbul ve Değerleri: Ayasofya

En Görkemli Hazine : AYASOFYA

Bizans İmparatorluğu’nun mirasları arasındaki en önemli hazinemiz olan Ayasofya, İstanbul fethedilene kadar 916 yıl boyunca Patriklik Kilisesi olarak kullanılan 15 asırlık bir yapı.

324 yılından kalan ilk yapı üzerine devrin şöhretli mimarları Anthemius ve İsidorus tarafından 532-537 yıllarında yapılan bina, tarih boyunca her göreni hayran bırakmasıyla bilinir. Efes’teki Artemis Tapınağı dahil çok sayıda eski yapıdan getirilen 108 sütunun üzerine oturtulmuş Ayasofya’nın mozaikleri Orta Bizans çağına ait olup, IX.-XII. Yüzyıllar arasında Bizans mozaik sanatının geçirdiği gelişmeler hakkında fikir verir.

İstanbul’da Bir Muhteşem Yapı

Bizans İmparatorluğu’nun İstanbul’da inşa edilen en muhteşem yapıtı olan Ayasofya, mimari özelliklerinin yanı sıra ihtişamına uygun biçimde iç dekorasyonu ile de göz kamaştırıyordu. Kilisenin ilk inşa evrelerine ait figürlü mozaik süslemesi var mıydı bu tam olarak bilinmemektedir, fakat şayet varsa bunların hepsi ikonoklazma döneminde yok edilmiş olmalıdır.

Justinianus döneminden bugüne kalanlar ise sadece dekoratif örneklere sahip bezemelerdir. Diğer örnekler ise İkonoklazma Devri sonrasında (yani 842’den sonra) değişik dönemlerde, IX.-XIV. Yüzyıllar arasında yapılmışlardır. Bu nedenle birbirleriyle ne üslûpsal bir bağlantı, ne de bir konu bütünlüğü gösterirler.

Ayasofya Mozaikleri 

Mozaiklerin bir kısmı Mimar Gaspare Fossati’nin 1847 yılında yaptığı tamirat sırasında ortaya çıkartılmış, bunların desenleri alındıktan sonra zerleri örtülmüştür. Mozaikler ilk kez 1854’te W. Salzenberg tarafından renkli resimler halinde yayımlanmıştır. 1932 yılında Th. Whittemore, daha sonra ise P.A. Underwood tarafından gerçekleştirilen temizleme çalışmaları 1967 yılına dek sürmüştür. Ele geçen bulgular Amerikan Bizans Enstitüsü tarafından yayınlanmıştır.

Ayasofya Panoları

Ayasofya’daki mevcut panolara kısaca değinecek olursak: Narteksten naosa geçilen anıtsal kapının üzerinde, altın renkli zemin üzerinde, ortada tahtta oturan Hz. İsa, ayaklarına secde etmiş durumda İmparator VI. Leon olduğu öngörülen figür bulunur. Tahtın iki yanındaki madalyonlarında içinde Hz. Meryem ve baş meleklerden Gabriel resmedilmiştir. Güney dehlizinin yan kapısı üzerinde ise kucağında çocuk Hz. İsa ile Hz. Meryem tahtında oturmakta, iki yanında yer alan imparatorlardan Büyük Konstantin Konstantinopolis şehrini, Justinianus ise Ayasofya’nın maketini kendisine sunmaktadırlar.

İkonoklazma devri sonrasında yapılan mozaikte tahtında oturan Hz. Meryem’in kucağında çocuk İsa, bema tonozunun başlangıcında ise baş melekler tasvir edilmiştir. Kuzey nefinin üzerinde duvarı kemerleri içindeki panolarda bazı ünlü piskoposların ayakta durur pozisyonda, cepheden tasvirleri yer alır. Bu din adamları Genç İgnatios, İoannes Khrysostomos ve Antakya Piskoposu İgnatios’tur.

Mozaik Panolar

Yapının güney galerisinde, ortada Hz. İsa, iki yanında Hz. Meryem ve Vaftizci İoannes’in oluşturduğu sahne Ayasofya’nın estetik yönden en üstün kalitedeki mozaik panosudur. Aynı galerinin doğu kısmında, Ayasofya’ya bağışta bulunan imparatorluk ailelerini tasvir eden mozaik panolar bulunmaktadır.

Burada güney duvarındaki pencerenin iki yanında yer alan panolardan soldakinde, IX. Konstantinos ile eşi Zoe, Hz.İsa’ya bağış kesesini sunarken, diğerinde ise bu kez Hz. Meryem’e bağışlarını sunarken II. Ioannes Komnenos ile eşi Eirene tasvir edilmişlerdir. Yalnız ikinci panonun kenarında ana panodan sanki yalıtılmış gibi görünen bir figür daha vardır ki bu kişi hükümdar çiftinin oğulları olan Aleksios’tur.

Bunun gibi gözden uzak bir köşede bulunan bir başka mozaik panoda, kardeşi VI. Leon ile tahtı paylaşan Aleksandros tasvir edilmiştir. Kilisenin kuzey galerisinde, tonoz kemeri içinde, başında tacı ve gösterişli tören giysisiyle cepheden ve ayakta resmedilen bu imparator elinde bir küre tutmaktadır. Diğer elinde tuttuğu kâğıt rulosundan anlaşıldığına göre o da kiliseye parasal bir yardımda bulunmuştur. Kubbe pandantiflerinde Kerubinler (bazılarına göre Serafinler) resmedilmiş, böylece kubbenin içinde daha önce bulunan İsa ile bağlantı sağlanmıştır.

Ayasofya’nın mozaik süslemesi hiç şüphesiz bu kadar değildi. Kubbe kemerlerinden doğudakinde Hz. İsa’nın kutsal tahtı (hotoimasia), batıdakinde Hz. Meryem ile havarilerden Petrus ve Poulos, kuzeydekinde dua eden Hz. Meryem, güneydekinde dua eden Hz. Meryem, güneydekinde ise Vaftizci İannes tasvir edilmişti.

1847’ye kadar mevcut durumda olan bu mozaiklerin özellikle 1894 depreminden büyük ölçüde etkilendiği bilinmektedir. Ayasofya’da, güneye açılan yan girişin üstündeki ‘’Papaz Odası’’ denilen kapalı mekânda, çok yıpranmış durumda Hz. İsa, yanında Hz. Meryem, bazı havariler ve azize tasvirleri bulunmuştur.

XIX. Yüzyılın ortalarında gerçekleştirilen geniş çaplı onarım sırasında ele geçen çok sayıdaki mozaik tanesiyle (tessera) yapılmış olan Sultan Abdülmecid’in tuğrası Lanzoni adında bir mozaik ustasının yapıtı olup, bu pano halen Ayasofya Müzesi‘nde sergilenmektedir.

Kaynak: İstanbul’un Renkli Hazineleri, Bizans Mozaiklerinden Osmanlı Çinilerine, İstanbul Ticaret Odası Yayınları

Hakkında istanbul1881

istanbul1881
İstanbul. Tek renkle ifade edilemeyecek kadar zengin, tek kokuyla anlatılmayacak kadar çekici ve asla kaybedilemeyecek kadar değerli... İstanbul 1881, İstanbul’un büyüleyici renkleri ve baş döndüren kokularını saygı duyduğumuz ve kaybetmek istemediğimiz tarihi değerlerle harmanlayarak yaratıldı. Ayrıntılı bilgi için tıklayın.

Lütfen kontrol edin

Zeynep Gümrük’ün Sergisi 31 Mayıs 2018 Tarihine Kadar Devam Ediyor!

Zeynep Gümrük ‘Doğadan Denemeler Sergisi’ Piola’da Devam Ediyor! Kartal İstimbotu’nun restorasyon çalışmalarına kaynak oluşturmak amacıyla …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir