Anasayfa / Atatürk / Mayıs Ayı Muharebelerinde Mustafa Kemal ve Çanakkale Savaşı

Mayıs Ayı Muharebelerinde Mustafa Kemal ve Çanakkale Savaşı

Çanakkale Savaşı’nda 19 Mayıs…

Mayıs ayı muharebelerinde Arıburnu cephesinde 19. Tümen’in 19 Mayıs taarruzu ile Seddülbahir cephesinde 9. Tümen’in İkinci Kirte Muharebesi büyük önem taşımaktadır.

Her iki cephede de 1 Mayıs’tan itibaren Mayıs ayı boyunca taarruzlar ve karşı taarruzlar devam etmiştir. Üstelik bunlar gündüz ve gece taarruzları olarak bıkmadan usanmadan sürdürülmüştür.

Bu bir ay boyunca yapılan taarruzları ortaya çıkaran ana etkenler nelerdir?

İki taraf da siperlerde toprağa gömülüyordu. Klasik ve donuk bir savunma durumunda beklemek muharebeleri sonuçlandıramazdı. Türk tarafına zamanın düşman yararına çalıştığı düşüncesi yerleşmişti.

Düşmanın tahkimatını derinleştirmesine karşın, kıyıda dar bir şerite sıkışıp kalmış olan Anzak kolordusuna yapılacak Türk taarruzları sonuç aldırabilirdi.

İngiliz komutanlığının hazırladığı planın, amaç ve hedefleri müstahkem mevki savunmasını bir an önce temizlemek ve Çanakkale Boğazı’nı ‘birleşik donanmaya’ açmaktı. Bu istihbari ya da siyasi yorum değil, operatif bir hedefti. Bunun için de ilk hamlede Kocaçimen tepesi platosuna çıkılmalıydı. Bu değerlendirme ışığında Türk tarafı büyük bir taarruz bekliyordu. Dolayısıyla düşmandan önce davranmak ve onun hazırlıklarını da bozacak şekilde bir genel taarruz büyük yararlar sağlayabilirdi.

İlk Hedef…

Taarruzun ilk hedefi Bombasırtı batısı-Boyun noktası- Merkez tepe hattı olacaktır. Bundan sonraki harekat Haintepe ekseninde geliştirilecek ve düşman kuvvetleri çıkış yerlerine sıkıştırılarak denize dökülecekti.

Tüm hazırlıklar tamamlandıktan sonra, Arıburnu Bölgesi Komutanı Yarbay Mustafa Kemal başlıca birlik komutanlarını Kemalyeri’ndeki karargahında topladı ve buyruğunu verdi.

‘’… Karşımızda bulunan düşmanı bir kişi kalmayıncaya kadar hepimiz ölerek muhakkak denize dökmek görevinde bulunduğumuz vicdani kanısındayım… Düşmanın morali tamamen bozulmuştur. Ara vermeden siper yapmakta ve kendisine sığınacak yer aramaktadır… Düşmanı büsbütün kaçırmak için, daha fazla düşünmenin gereği yoktur. İçimizde ve komuta ettiğimiz askerlerimizde, Balkan Savaşı utancının tekrarını görmektense, burada ölmeyi istemeyenlerin bulunacağını asla kabul etmem. Eğer böylelerinin olduğunu sezinlerseniz onları derhal kendi ellerimizle kurşuna dizmeliyiz.’’

Volkan ve Itzkowitz’ın ‘Ölümsüz Atatürk’ adlı yapıtlarında bu konuşma sosyal psikolog uzmanlığıyla şöyle yorumlanıyor. ‘’Mustafa Kemal bir çılgın gibi savaşıyordu. Her yerdeydi; Libya’ya giderken Mısır’da yakalanmış olduğu sıtma yüzünden ateşi sık sık yükseliyor olmasına rağmen durup dinlenmek bilmiyordu.

Askeri Deha Mustafa Kemal…

Askeri teşhislerinde usta, karar vermede hızlı, kararlarını hayata geçirmede son derece enerjik bir komutan olarak ortaya çıkan Mustafa Kemal’in bu savaşlarda gösterdiği performans ona askeri deha statüsü kazandırdı. Gelibolu’da tek başına olmasına, önceden dikkatlice tasarlanmış manevralara göre değil de anında aldığı kararlara göre hareket etmek zorunda kalmış olmasına dikkati çeken uzmanlar, Mustafa Kemal’in bu savaşlardaki başarısının daha sonraları Kurtuluş Savaşı sırasında yönettiği muharebelerde gösterdi başarıdan daha parlak olduğu konusunda hemfikirler. Yalnızca bir tümen komutanı olduğu halde kendi görkemli, aynı zamanda son derece zeki kişiliğine güvenerek, Erkan-ı Harbiye riyasetiyle danışmadan kendi başına kararlar aldı. Savaşı Türklere kazandıran şey, onun, doğru zamanda doğru yerde olma konusunda sahip sırrına erişilmesi güç yeteneği idi.’’

Bu konuşma Türk taarruzlarının dayandığı temel çıkış düşüncesini yansıtmaktadır. 1 Mayıs-20 Mayıs arası yapılan muharebeler buna göre değerlendirilmelidir.

1 Mayıs taarruzunda Türk tarafı, çok ağır kayıplara katlanarak tekrarlanan taarruzlardan hiçbir sonuç alamadı. Arıburnu bölgesindeki 1 Mayıs muharebeleri tam anlamıyla kanlı bir boğuşma idi.

Yılmaz Türk…

Yarbay Mustafa Kemal’in bu muharebe sonunda yayınladığı emirden bazı bölümler şöyledir:

‘’Benimle beraber burada muharebe eden bütün askerler kesinlikle bilmelidirler ki, bize verilen namus görevini tam olarak yerine getirmek için bir geri gitmek yoktur… düşmanı denize dökmedikçe yorgunluk belirtisi göstermeyeceklerine şüphem yoktur.’’

24 Saat Süren Taarruz…

1 Mayıs taarruzu durmadan 24 saat sürdü ama bir sonuç vermedi. Siperlerine gömülmüş olan Anzaklara açıktan açığa hücum etmekle sonuç alınamayacağı görülmüştür. Ancak bundan ders alındığı söylenemez. Kolay kolay açıklanamayan bir takım nedenlerle Türk taarruzu devam etti. Hele 19 Mayıs taarruzunun neden yapıldığını anlamak kolay değildir. 1 Mayıs 1915 sonuçsuz taarruzu ile Arıburnu bölgesinde ‘hareket muharebeleri’ döneminin kapatmış olduğu düşünülebilir.

Bundan böyle girişilecek harekatı ‘mevzi harbi’ karakterinde düzenlenecektir.

  1. Tümen Kumandanı Mustafa Kemal, 3 Mayıs 1915 tarihinde başkumandan vekili Enver Paşa’ya bir mektup yazarak, düşmanın karaya çıkma nedeni olarak Liman von Sanders’in hatalı taktik uygulamasını göstermiştir.

‘’…Maydos mıntıkası kuvvetlerine kumanda ettiğim zaman aldığım tertibat ile düşmanın karaya çıkmasına imkan verilmeyebilirdi. Von Sanders Paşa hazretleri bizi, bizim orduları, bizim memleketimizi tanımadığı ve layıkıyla araştırmada bulunacak kadar bir zamana sahip olmadığından, sahilde çıkarma noktalarını tamamen açık bırakacak tertibat almış ve bugün düşmanın karaya asker çıkarmasını kolaylaştırmıştır… Vatanımızın müdafaasında kalp ve vicdanları bizim kadar çırpınmayacağına şüphe olmayan başta Von Sanders olmak üzere bütün Almanların fikirlerinin üstünlüğüne itimat etmemenizi kati surette temin ederim. Bizzat buraya teşrif eder, umumi vaziyetimizin icaplarına göre bizzat sevk ve idare etmeniz münasip olur kardeşim.’’

Mustafa Kemal, aynı mektupta düşmanı iki kez denize döktüğünü ama üçüncü kez karaya çıktıklarını artık önleyemediklerini ifade etmektedir. Sadi Borak’ın derlemesine göre, Mustafa Kemal bu konuyu Madam Corinne’e attığı kartta da dile getirmiştir: ‘’İşte Arıburnu’nda İngilizlerle muharebedeyim. Düşmanın esaslı kuvvetini ezdim… Kalanı da cesur kıt’alarım tarafından kontrol edilen bir noktaya sürüldü. Pek yakında ümit ederim ki düşmanın tam imhası haberini yakında alacaksınız. ‘’

Ne yazık ki bu, yalnızca bir dilek olarak kalmıştır.

Kaynak: Fikrimizin Rehberi, Erol Mütericimler

Hakkında istanbul1881

istanbul1881
İstanbul. Tek renkle ifade edilemeyecek kadar zengin, tek kokuyla anlatılmayacak kadar çekici ve asla kaybedilemeyecek kadar değerli... İstanbul 1881, İstanbul’un büyüleyici renkleri ve baş döndüren kokularını saygı duyduğumuz ve kaybetmek istemediğimiz tarihi değerlerle harmanlayarak yaratıldı. Ayrıntılı bilgi için tıklayın.

Lütfen kontrol edin

Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi ve Büyük Nutuk

Büyük Nutuk ve Gençliğe Hitabe  “1919 yılı Mayıs’ının 19’uncu günü Samsun’a çıktım. Ülkenin genel durumu …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.