Anasayfa / Atatürk / Mustafa Kemal Atatürk ve Sivas Kongresi

Mustafa Kemal Atatürk ve Sivas Kongresi

Sivas Kongresi’nin Önemi 

Sivas Kongresi‘ne doğru yolculukta Mustafa Kemal ve arkadaşlarını konu alan yorumlarıyla Fikrimizin Rehberi Gazi Mustafa Kemal Kitabı’ndan Erol Mütercimler’in anlatımına kulak veriyoruz:

‘….Mustafa Kemal Sivas’ta bir kongre toplanmasının gerektiğini ve bu konuda vardığı kararı hatırlanacağı gibi daha 18 Haziran 1919’da Edirne’deki Birinci Kolordu komutanı Cafer Tayyar’a yazmıştı.

İşgale uğramasına karşın İzmir yerine Samsun’a çıkış nasıl ki bir stratejik kararsa, ulusal kongre amacıyla Sivas kentinin seçilişi de bu türden bir karardır.

Öncelikli düşünce burasının öteki kentlere göre işgal edilmemiş olmasının yanı sıra, ulaşımda bir kavşak noktası oluşu tercihte etken olmuştur. Üçüncü parametre olarak da Kazım Karabekir’in yakın kent Erzurum’da komutan olarak görev yaptığını da unutmamak gerekiyor.

Mustafa Kemal’den Mektup…

Erzurum’dan ayrılmadan önce annesine uzunca sayılabilecek bir mektup yazıp neler yaşandığını anlatıp, hakkında çıkarılan dedikodulara inanmamasını, Meclis-i Mebusan’ın güven içinde toplanmasını beklediklerini, bu gerçekleştirildikten sonra İstanbul’a döneceğini anlatmıştır: ‘’… daha İstanbul’da iken yabancı kuvvetlerin devleti, milleti fevkalade sıkıştırmakta ve millete hizmet edebilecek ne kadar adamımız varsa cümlesini hapis ve tevkif ve bir kısmını Malta’ya sürüp eziyet emekte pek ileri gidiyorlardı. Bana her nasılsa ilişmemişlerdi.

Fakat 3. Ordu Müfettişi olarak Samsun’a ayak basar basmaz İngilizler benden şüphelendiler. Hükümete benim gidiş sebebimi sordular. Nihayet İstanbul’a getirilmemi talep ve İngilizlere teslim etmek istedi. Bunun derhal farkına vardım. Ve bittabi kendi ayağımla gidip esir olmak doğru değildi. Padişahımıza hakikat hali yazdım. Ve gelemeyeceğimi arz ettim. Zat-ı şahane de evvela bunu uygun gördü. Fakat daha sonra İngilizlerin baskısı çoğaldı.

İstanbul’dan haber var…

Nihayet o da İstanbul’a dönmemi irade etti. Bu suretle artık resmi makamımda kalmaya imkan göremediğim gibi, askerliğimi muhafaza ettikçe İngilizlerin ve hükümetin hakkımdaki ısrarına karşı konulamayacaktı. Bir tarafında bütün Anadolu halkı tekmil millet hakkımda büyük bir sevgi ve itimat gösterdi. (Seni bırakmayız dediler.) Hakikaten vatan ve milletimizi kurtarabilmek için yegâne çare askerliği bırakıp serbest olarak milletin başına geçmek ve milleti yekvücut bir hale getirmekle ortaya çıkacak kudret ve milli hareketi iyi kullanmaktan başka çare düşünülmüş değildi. Dolayısıyla ben de böyle yaptım. Elhamdülillah başarılı da oluyorum. Pek yakında maddi neticeyi bütün dünya görecektir. Ben bu şekilde hareket edince İngilizler derhal yalvarmaya başladı.

Ve beni kazanmaya çalıştı. Her şeyi inkâr ettiler. Ve bütün kabahati bizim hükümete attılar. Hakikaten hükümet de benimle uğraşmak istedi. Fakat kuvveti buna elverişli gelmedi. Ve gelemez. Daha bir zaman bu şekilde Anadolu içinde çalışmakla her şey hallolacaktır. Yakında Meclisi Mebusan toplanacak ve meşru bir hükümet iktidar mevkiine geçecektir. Ben de ihtimal o zaman İstanbul’a geleceğim. Sıhhat ve afiyetimi, katiyen hiç merak ve endişe etmeyiniz… Ben birkaç güne kadar bir kongre için Sivas’a gideceğim. Tekrar Erzurum’a döneceğim. Tekrar ediyorum. Her işittiğinize önem vermeyiniz. Pekâlâ bilirsiniz ki ben yaptığımı bilirim. Netice görmeseydim başlamazdım.’’

Mustafa Kemal, annesine yazdığı bu mektupta sivil kıyafetlerini göndermesini de istemiştir.

Katılımcıların Sivas’ta toplanarak Mustafa Kemal’in bir an önce gelmesi için telgraflarla tacizi sonucunda 29 Ağustos’ta sabah erkenden Erzurum’dan ayrıldılar. Planlama gereği üç otomobil ve üç atlı arabadan oluşan kafileyle yola çıktılar.

Sivas’a Doğru Yollarda…

4 Eylül’de kongrenin toplanması kararlaştırılmış olduğundan hedeflerine hızla yetişmek zorundaydılar. Ancak her üç otomobil de çok eskiydi, yıpranmıştı, savaşlarda kullanmışlardı. Ama başka da çare yoktu. Mustafa Kemal, Rauf ve Hoca Raif birinci otomobildeydiler. Öteki yolculardan yedi kişi iki otomobile sığışmış, Hayati ve öbürleri de eşyalarla birlikte arabalarla yola devam ediyorlardı. Erzurum’da istifa etmemiş oluşu nedeniyle bir tek Kazım Dirik kalmıştı.

İkindiye yaklaşırken yağmur bastırdı, otomobillerin tenteleri delik deşikti, sırılsıklam oldular. Karanlık bastırdığında bir köye ulaştılar. Mustafa Kemal’in gece kaldığı evde ateşi çıkmıştı. Hemen Doktor Refik (Saydam) müdahale etti. Üzerine kalın bir şeyler örtüp terlettiler, sabaha ayağa kalktı.

İlk Hedef Erzincan…

İlk hedef Erzincan’dı. Gece bu kentte kalındı, başta eşraf olmak üzere ileri gelenlere vatanı kurtarmanın çareleri anlatıldı. Burada halkın kararlılığı ve imanı karşısında yüksek moral buldular.

Sabah kentten ayrıldıktan yaklaşık bir saat sonra Erzincan boğazına girmek üzereyken, dürbünle çevreyi kontrol ettikleri sırada, uzaktan bazılarının işaretler ettiğini gördüler. Bu kişilere yaklaştıklarında bunların jandarma subayı ve erleri olduğunu anladılar. Subay Mustafa Kemal’in otomobiline gelip çevrelerinde bir tehlikenin varlığını haber veriyordu:

‘’Silahlı Dersim’li çeteler boğazı kapattılar. Boğazı geçmek olanaksızdır. Merkezden kuvvet istedim. Kuvvet gelir gelmez hemen eşkıya üzerine hücum edip boğazı açacağım. Ancak bundan sonradır ki kafilenin güvenle boğazı geçmesi mümkün olabilir.

Subay durumu kendince açıkladı, sorulan sorulara yanıt verdi. Önerisi merkezden iki gün içinde gelecek olan takviye kuvvetini Erzincan’a dönüp beklemeleriydi. Eşkıyanın sayısı da boğazdan ne kadar zamanda temizlenecekleri de bilinmiyordu. Mustafa Kemal belirsizlik karşısında hemen yola devam kararı verdi:

Sivas Kongresi Çok Önemli!

‘’Biliyorsunuz ki işimiz acele. Sivas Kongresi’ne gününde yetişmek zorundayız. Yol programımızı değiştiremeyeceğiz gibi, Kongre’nin açılmasını da geciktiremeyiz. Gecikmemiz, bilhassa yollarda eşkıya var, diye gecikmemiz Kongre’yi felce uğratır ve çığ halinde büyütülerek şayialarla Sivas’ta siyasi bir panik olur. Ben, her ne pahasına olursa olsun vaktinde Sivas’ta bulunmak gerektiği kanaatindeyim.

Her ne olursa olsun, her türlü tehlikeyi göze alarak yolumuza devam etmeliyiz.’’

Durmak Yok, Yola Devam…

Dikkatlice yollarına devam ettiler. Mustafa Kemal’in cesareti hepsine güç ve inanç vermişti.

Mustafa Kemal Fransızların Sivas’ı işgal edemeyeceklerini hesaplayıp, soğukkanlılığını yitirmeden alay ederek valiye telaşa kapılmaması için gerektiğini yazıyordu. Bu telgraf yazışmaları 20 Ağustos’ta oluyordu. Sivas valisi Mustafa Kemal’in yanıtı karşısında onun cesaretine ve inancına hayran kalırken, bir yandan da, ‘’… içimde yine bir burukluk var. Bilmem neden, kongrenin Sivas’ta açılmasına gönlüm bir türlü razı olmuyor.’’ diyecek kadar da dürüstçe duygularını belirtiyordu. İçişleri Bakanlığı hem Mustafa Kemal ve arkadaşlarının yakalanıp tutuklanmasını hem de Sivas Kongresi’nin yapılmasını engellemeyi emrediyordu, ancak vali de bunun olanaksız olduğunu onlara bir türlü anlatamıyordu.

1 Eylül’de Refahiye’den saat 11.30’da hareket ederek altı saat sonra Suşehri’ne vardılar. Geceyi eski Menzil Hastanesi olan hükümet konağında geçirdiler. 2 Eylül Sabahı saat dörtte hareket ederek, saat 12’de Zara’ya geldiler. Askerlik şubesi başkanı, kadı ve kasaba halkı tarafından karşılandılar. Sivas’a doğru hareket ederken bu kentte de heyecan tırmanıyordu. Kentte bulunan tüm fayton ve yaylı arabalar bu karşılama törenine tahsis edilmişti. Hürriyet ve İtilaf partisi mensupları dışında neredeyse tüm kent halkı karşılamada hazır bulundu.

Otomobiller kentin girişindeki tepede durdu. Mustafa Kemal’in üstünde haki renkte, sivil bir avcı elbisesi, başında kalpak, göğsünde savaş madalyası vardı.

Halk, Mustafa Kemal’i nasıl karşılamıştı?

Halk, Mustafa Kemal’i bağrına basmıştı, ama valinin işi çok zordu. Eğer heyeti karşılamaya gitse İstanbul Hükümeti’ne hesap veremeyecekti; karşılamaya gitmese bu kez halkın isteğinin dışında bir davranış gösterip, tuhaf bir duruma düşecekti. O da valilik konutunda bekleyip, heyetin kente girip konaklayacakları lise binasına gelişlerinde kalabalığın arasına karışmayı uygun gördü.

Valinin bu hareketi Mustafa Kemal’in gözünden kaçmamıştı. Valinin selamını aldıktan sonra yanında bulunan Erzurum eski milletvekillerinden Raif’e, ‘’diplomat vali, şehir dışına gelmiyor, büsbütün görünmemeği de hoş bulmuyor, bizi burada karşılıyor’’ diyor ve ekliyor: ‘’haksız değil. Henüz bizim mi, İstanbul’un mu ağır basacağımızı kestiremiyor’’, demekten kendini alamadı.

Kongre Lise Binasında

Kongrenin toplanmasına uygun olan lise binasının okulun müdürü önce vermek istememiş, direnmiştir ancak sonra teslim etmek zorunda olmuştur. Mazhar Müfit geceyi Mektebi Sultani’de yani lise binasında geçirdiklerini ayrıntılı olarak anlatır. Mustafa Kemal’e iki sınıfın çok güzel biçimde oda olarak düzenlendiğini belirtir. Burası kongre boyunca onların hem oteli hem de kongre salonu olacaktır. Halkın ve ülkenin geleceği konusunda stratejik kararların alınacağı, kongre sonucunun Türk demokrasisinin ilk ve köklü adımı olarak yorumlanacağı bu kongre işte bu denli mütevazı olanaklarla gerçekleştirilecektir.

Kongrenin toplandığı yılın sosyal yaşam koşulları uygun değildi. Ancak Mustafa Kemal’in baştan beri ortaya koyduğu inanç, hazırlıkların derhal başlamasına yol açmıştır. Onun direktifleri doğrultusunda kongrenin yeri ve katılımcıların rahatı sağlanmıştır.

Mustafa Kemal üyelerin otellerde kalmasını istememiştir. Sivas’a yavaş yavaş gelmekte bulunan kongre üyelerinin Müdafaa-i Hukuku Milliyet Cemiyeti üyesi Şekeroğlu İsmail evinde konuk etmektedir. O süreçte tüm mal varlığını bu uğurda harcamıştır. Kongre salonu ve misafirhaneye dönüştürülen okulun tüm eşyaların da bu kişi karşılamıştır. Ayrıca kongreye katılan 28 kişiyi 32 gün süreyle evinde ağırlamıştır.

Kentte hissedilir bir gerginlik vardır. Üç baskın etken, tartışılmamakla birlikte belirgindir. Birincisi Hürriyet ve İtilafçıların ‘’Mustafa Kemal’in bu girişimi İttihat ve Terakki’nin bir planıdır,’’ içeriğinde İstanbul’daki hükümetin talimatları doğrultusunda yarattıkları olumsuz propagandalar.

İkincisi, Sivas halkının direniş konusundaki kararlılığı, tedirgin sakinliği ve bu konuda kongrenin karar alma sürecinin bekleyiş gerginliği.

Üçüncüsü de, İstanbul’dan gelen bazı delegelerin bütün kurtuluş çare ve önlemlerini yabancı devletlerin himayesinde ve manda (güdüm) fikrinde aramaları v bu konuda telkinlere başlamış olmaları.

Kongre 4 Eylül saat 14.00’te başlayacaktı. Liseye giden tüm yollar tıklım tıkış doldurulmuştur. Mustafa Kemal açılışa beş dakika kala geldi.

Sivas Kongresi‘nde Heyecanlı Kalabalık…

Kongre, 4 Eylül’de ilan edilen saatte açılır. Mustafa Kemal kongreyi açmış ve konuşmasına, ‘’Vatan ve milletin kurtuluşunu hedefleyen zorunlu sebepler, sizleri bunca sıkıntı ve engeller karşısında Sivas’ta topladı,’’ diyerek başlamıştır. Ardından ülkenin içinde bulunduğu durumu, milletin adil bir barış beklerken, Mondros Mütarekesi’nin ülkeyi işgal amacıyla kullanıldığını, Ermenilerin, Rumların ve öteki azınlık unsurların ihanetlerini de bir kez daha katılımcılarla paylaştı.

Heyecanlı Konuşma

İşgale karşı kurulan milli cemiyetlerin varlığını anlattı. Bu, heyecanı yüksek bir konuşmadır: ‘’…Efendiler, milletimizin sizler gibi aydınları ve hamiyetperverleri manzaranın elemli karanlıklarından ümitsiz olmalıdırlar. Çünkü onlar bilirler ki tarih bir milletin varlığını, hakkını hiçbir zaman inkâr edemez. Çünkü onlar kuvvetli bir iman ile inanmışlardır ki, bir çürük perde arkasından vatan ve milletimiz aleyhinde verilen hükümler, ortaya sürülen kanaatler muhakkak iflasa mahkûmdur.

…Efendiler, milletçe kurtuluş çaresinin ancak kendi ruhundan ve kendi örgütlenmesinden doğacağı kanaati gerçekleşince bariz tehlikeler karşısında bulunan Doğu Anadolu vilayetlerini ‘Erzurum Kongresi’ne davet etti. Bu sırada idi ki, cereyan eden haberleşmeler ve arkasındaki hadiseler ve muhterem heyetinizin vücuda getirdiği Genel Kongre 21 Haziran 1919 tarihinde karara bağlanmıştır.

 …Erzurum Kongresi bütün memleketin ve milletin birleşme ve ittifak noktasında ‘Doğu Anadolu vilayetlerince öteki vilayetler ile her bakımdan işbirliği temini emeli kesindir’ temel ilkesini kabul etmiştir. Bittabi yüksek huzurunuzda toplanan işbu Sivas Kongre’mizde vatanımızın yekpare, milletimizin yekvücut olduğunu lüzumu gibi ifade ve ispat edecek temeller atılır… Erzurum ve Sivas Kongreleri’nin milli ruhu temsilen ve birbirini takiben toplanması muhakkak bir kurtuluş belirtisidir.‘’

İşte Sivas Kongre’sinde yaşananlar, Türkiye Cumhuriyet’inin temelini atmadaki adımları ve zorlukları bir kez daha göstermektedir. Bize bu güzel vatanı her türlü zorluğa karşı emanet eden Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını minnet ve özlemle anıyoruz. 

Kaynak: Fikrimizin Rehberi Gazi Mustafa Kemal, Erol Mütercimler

Hakkında istanbul1881

istanbul1881
İstanbul. Tek renkle ifade edilemeyecek kadar zengin, tek kokuyla anlatılmayacak kadar çekici ve asla kaybedilemeyecek kadar değerli... İstanbul 1881, İstanbul’un büyüleyici renkleri ve baş döndüren kokularını saygı duyduğumuz ve kaybetmek istemediğimiz tarihi değerlerle harmanlayarak yaratıldı. Ayrıntılı bilgi için tıklayın.

Lütfen kontrol edin

Öğretmenler Günü İçin Atatürk Hediyeleri

Öğretmenlerimize En Güzel Hediye: Atatürk Posterleri Okul duvarlarımızı süsleyecek, öğretmenlerimize en güzel hediye Atatürk posterleri, …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.