Anasayfa / Atatürk / Sakarya Meydan Muharebesi Destanı

Sakarya Meydan Muharebesi Destanı

Sakarya Meydan Muharebesi (23 Ağustos – 13 Eylül 1921)

Birinci ve İkinci İnönü Muharebeleri’ndeki yenilgileri üzerine Yunan Hükümeti, kuruluş halindeki yeni Türk ordusunu daha da güçlendirmeden ezip dağıtmaya karar vermişti. Bu amaçla ordu mevcudunu 125.000 kişiye çıkarttı. Birliklerini yeni silah ve araçlarla donattı. Üç aylık bir hazırlıktan sonra 10 Temmuz 1921’de taarruza geçti.

Sakarya Muharebesi

Türk ordusu, Kütahya – Eskişehir Muharebelerini kaybedince, Afyon, Kütahya ve Eskişehir elden çıktı. Ordumuz, savaşı daha elverişli bir alanda kabul etmek üzere Sakarya Nehri‘nin doğusuna çekildi. Düşmana hiçbir birlik kaptırılmamıştı ama ordu yarı yarıya erimişti. Bütün birliklerimiz, hızla takviye edilmeli, donatılmalı, savaş boyunca ihtiyaçları karşılanmalıydı. Oysa para yoktu, zaman da yoktu. Umut Mustafa Kemal Paşa’da idi.

Büyük Millet Meclisi, Mustafa Kemal Paşa’yı Başkomutanlığa getirdi. Başkomutan, Tekâlif-i Milliye (milli yükümlülük) diye isimlendirilen 10 emir yayımlayarak halktan mal varlığının yaklaşık yüzde 40’ını orduya vermesini istedi. Evlerindeki gaziler de silâh altına çağrıldı. Yılgınlık ve umutsuzluk yayılmadan sona erdi. Yerini, Sakarya destanını yazacak olan ruh aldı. Gençler silah altına koştu.

Sakarya Muharebesi

Yunan ordusu, 14 Ağustos 1921 günü üç koldan Sakarya’ya doğru yürüyüşe geçti. Yunan ordusunun planı Türk ordusunun batıya dönük cephesi karşısına bir tümen bırakıp bütün birliklerini Sakarya’nın güneyinde toplamak, Türk cephesini yarmak ve sol kanadını kuşatmaktı. Böylece milli orduyu yok etmiş olacaklardı. General Papulas ve kurmay heyeti bu sonucu alacaklarına inanıyorlardı. 23 Ağustos 1921 Salı sabahı Yunan ordusunun taarruzu ile Sakarya Meydan Muharebesi başladı.

Yunan birlikleri Türk sol kanadını kuşatmak için sağ kanadını sürekli uzatıyordu ama karşısında daima o kanada kaydırılmış fedakâr bir Türk birliğini buluyordu.

Cephenin uzunluğu yaklaşık olarak 110 kilometreydi. Mustafa Kemal Paşa tarihe geçen ünlü emrini verdi. Bu yeni bir savunma anlayışıydı: “Hattı müdafaa yoktur. Sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaş kanı ile ıslanmadıkça terk olunamaz.” Sonuç olarak, gerekmedikçe bir küçük tepecik bile terk edilmeyecekti.

Screen Shot 2016-08-17 at 17.24.17Bu alışılmamış ve özverili savunma düzeni karşısında Yunan ordusu hızla erimeye başladı. Binlerce kaybına rağmen Yunan ordusu, cephe boyunca ortalama sadece on kilometre ilerleyebilmişti. Cephe gerisine sızan Türk süvarileri ikmal kollarını vurduğu için Yunan ordusu cephane, yiyecek ve benzin sıkıntısı da çekmeye başlamıştı. Yunan karargâhındaki iyimserlik yerini giderek derin bir kaygıya bıraktı. Durum Yunan ordusunun aleyhine döndüğü için taarruz sırası Türk ordusuna gelmişti. 10 Eylül 1921 Cumartesi sabahı Türk karşı taarruzu başladı. Sağ kanatta ilk hamlede Dua Tepe geri alındı ve süngü pırıltıları içinde al sancaklar göğe yükseldi. Sol kanatta da süvari kolordusu kaçan düşman artçılarının peşine düşmüştü.

Bu hezimet üzerine Yunan hükümeti ordunun geri çekilmesini onayladı. Oysa ki Yunan Ordu Karargâhı Sakarya Nehri’nin batısına geçmişti. General Papulas, ordusunu, bütünüyle mahvolmadan kurtarıp, geriye çekilebilme telaşı içindeydi. Yunan Genelkurmay Başkanı General Dusmanis durumu şöyle özetleyecekti: “Yunan ordusunun kaçmaktan başka bir karar verebilecek güçleri kalmamıştı.” Yunan ordusu muharip kuvvet’inin yarısını Sakarya’da kaybetmiş, taarruz gücünü yitirmiş bir şekilde bütünüyle Sakarya Nehri’nin batısına çekilmişti. Türkiye Büyük Millet Meclisi 13 Eylül 1921 günü bir bildiriyle millete ve dünyaya Türk zaferini duyurmuştu.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Türk tarihinde bir dönemeç niteliği kazanan bu büyük savaş ve görkemli zaferden sonra Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’ya 19 Eylül 1921’de 153 sayılı kanunla “gazilik” unvanı ve “mareşallik” rütbesi verdi.

Sakarya Meydan Muharebesi sonunda, Türk ordusunun zayiatı; 5.713 şehit, 18.840 yaralı, 828 esir ve 14.258 kayıp olmak üzere toplam 49.289’dur. Yunan ordusunun zayiatı ise; 3.758 ölü, 18.955 yaralı, 354 kayıp olmak üzere toplam 23.067’dir.

Sakarya Meydan Muharebesi’nde destan yazan şehit ve gazilerimizi sevgi, saygı ve hürmetle anıyoruz. Vatan için açtıkları bu yol ve kazandıkları her davada arkalarından gitmeye ve bu eşsiz vatanı korumaya kararlıyız. O nedenle buradan bir kez daha Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ni sizlerle paylaşıyoruz.

Sakarya Muharebesi

ATATÜRK’ÜN GENÇLİĞE HİTABESİ

EY TÜRK GENÇLİĞİ! BİRİNCİ VAZİFEN, TÜRK İSTİKLALİNİ, TÜRK CUMHURİYETİ’Nİ, İLELEBET MUHAFAZA VE MÜDAFAA ETMEKTİR.

MEVCUDİYETİNİN VE İSTİKBALİNİN YEGÂNE TEMELİ BUDUR. BU TEMEL, SENİN EN KIYMETLİ HAZİNENDİR. İSTİKBALDE DAHİ, SENİ BU HAZİNEDEN MAHRUM ETMEK İSTEYECEK DÂHİLÎ VE HARİCÎ BEDHAHLARIN OLACAKTIR. BİR GÜN, İSTİKLAL VE CUMHURİYET’İ MÜDAFAA MECBURİYETİNE DÜŞERSEN VAZİFEYE ATILMAK İÇİN, İÇİNDE BULUNACAĞIN VAZİYETİN İMKÂN VE ŞERAİTİNİ DÜŞÜNMEYECEKSİN! BU İMKÂN VE ŞERAİT, ÇOK NAMÜSAİT BİR MAHİYETTE TEZAHÜR EDEBİLİR. İSTİKLAL VE CUMHURİYET’İNE KASTEDECEK DÜŞMANLAR, BÜTÜN DÜNYADA EMSALİ GÖRÜLMEMİŞ BİR GALİBİYETİN MÜMESSİLİ OLABİLİRLER. CEBREN VE HİLE İLE AZİZ VATANIN BÜTÜN KALELERİ ZAPT EDİLMİŞ, BÜTÜN TERSANELERİNE GİRİLMİŞ, BÜTÜN ORDULARI DAĞITILMIŞ VE MEMLEKETİN HER KÖŞESİ BİLFİİL İŞGAL EDİLMİŞ OLABİLİR. BÜTÜN BU ŞERAİTTEN DAHA ELİM VE DAHA VAHİM OLMAK ÜZERE, MEMLEKETİN DÂHİLÎNDE, İKTİDARA SAHİP OLANLAR, GAFLET VE DALALET VE HATTA HIYANET İÇİNDE BULUNABİLİRLER. HATTA BU İKTİDAR SAHİPLERİ, ŞAHSİ MENFAATLERİNİ MÜSTEVLİLERİN SİYASİ EMELLERİYLE TEVHİT EDEBİLİRLER. MİLLET, FAKR U ZARURET İÇİNDE HARAP VE BİTAP DÜŞMÜŞ OLABİLİR.

EY TÜRK İSTİKBALİNİN EVLADI! İŞTE, BU AHVAL VE ŞERAİT İÇİNDE DAHİ VAZİFEN, TÜRK İSTİKLAL VE CUMHURİYET’İNİ KURTARMAKTIR.

MUHTAÇ OLDUĞUN KUDRET, DAMARLARINDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR!

20 EKİM 1927 GAZİ MUSTAFA KEMAL

Kaynak: http://www.anitkabir.tsk.tr

Hakkında istanbul1881

istanbul1881
İstanbul. Tek renkle ifade edilemeyecek kadar zengin, tek kokuyla anlatılmayacak kadar çekici ve asla kaybedilemeyecek kadar değerli... İstanbul 1881, İstanbul’un büyüleyici renkleri ve baş döndüren kokularını saygı duyduğumuz ve kaybetmek istemediğimiz tarihi değerlerle harmanlayarak yaratıldı. Ayrıntılı bilgi için tıklayın.

Lütfen kontrol edin

Atatürk’ün Türkiye’yi Çağdaşlaştırma Sürecinde Milli Kültürün Korunması ve Zenginleştirilmesi

Atatürk’ün Çağdaşlık ve Milli Kültür Anlayışı Tümgeneral Sıtkı Aydınel’in konuyla ilgili olan bu güzel yazısını …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.