Anasayfa / Genel / Tamgalardan Tarihe Bakış: Göbeklitepe’nin Kaynağı ve Bilinmeyen Tarihi / 4

Tamgalardan Tarihe Bakış: Göbeklitepe’nin Kaynağı ve Bilinmeyen Tarihi / 4

Göbeklitepe ve tamgalar ilişkisini sorduladığımız yazı dizisinde, bazı sembolleri derinlemesine incelemeye devam ediyoruz:

Tamgalardan Göbeklitepe’ye…

Tamgaların gösterdiği kültür alanlarına bakıldığında, bunların yazılı tarih öncesi yaşam alanları konusunda ki bir uyarı olmaktadır. Belli arkeolojik kültür alanları içinde yer alan kazı alanları da bu bağlamda,

  • ANAV KÜLTÜRÜ   MÖ 9000 /  5000
  • ÇATALHÖYÜK     MÖ 7000
  • HACILAR  MÖ 6000
  • KELTEMİNAR KÜLTÜRÜ  MÖ 3000
  • AFANESYEVO KÜLTÜRÜ  MÖ 3000/2000
  • ANDRONOVA KÜLTÜRÜ  MÖ 2000/1000 olarak ele alındıklarında,

Asya coğrafyasında ortaya çıkan bulgulara ek olarak, muhtemelen yeni kazılarla da bilinen değerlerin yeniden ele alınmasını zorunlu kılacak ve insanlık tarihinde önemli değişikliklere neden olacak bir görüntü söz konusu olabilecektir.

Bütün bu süreç içinde GÖBEKLİTEPE bulgusu bilinen değerler arasında önemli bir ara kesit ve duraksama noktası olmuştur… Buraya gelmeden önce yapılacak değerlendirmelerde tamgalar ile Göbeklitepe bulguları arasında maddi kültür unsurları arasında bağlantı var mıdır? sorusunun yanıtı aranmalıdır. 

MÖ 10000 olarak tarihlenen ve gizemini koruyan Göbeklitepe bulgusunun tarihleme açısından şimdilik benzeri görülmüyor. Ancak, bu arkeolojik yapının yukarıdan bakıldığında görülen labirent şeklindeki kesiti daire şeklinde bir labirent biçimi gösteriyor…

göbeklitepe

göbeklitepe

Bu açıdan konu ele alındığında, Altay kültürü alanında MÖ 10000 ötesi dairesel şekildeki kaya üstü çizimlerde labirent izlenimi veren tamgalar görülüyor. Bir diğer örneği, yapı temeli şeklinde de Kırgızistan’da bulunan  SOLOVKİ ADASI’NDA benzer bir labirent biçimi yer alıyor…

IMG_6087

IMG_6086

göbeklitepe

göbeklitepe

göbeklitepe

Diğer yönden İrlanda da da tamga şeklinde bir diğer labirent yorumu görülüyor. SOLOVSKİ ADASI benzeri bir yapı benzerinin İskoçya’da benzerine de rastlanıyor. Diğer yönden, Kuzey İtalya’da Alp Dağları bölgesinde benzer labirent yorumuna rastlanıyor, Ayrıca Peru’da NAZKA bölgesinde de böyle bir sipiral labirent şekli yer alıyor…

IMG_6085

Aztek Kültütü içinde de benzer bir yorum tablet şeklinde görülüyor… Avustralya’da bulunan ULURU kayasında da bir diğer benzeri bulunuyor… Bu bağlamda coğrafyanın pek çok yerinde Göbeklitepe kesitini anımsatan dairesel labirent formlarının varlığı gizemini sürdürüyor…

Konu açısından bu labirentlerin rituel amaçlı   yapılanmalar olabileceği de Franda’daki Chartres Katedralinin girişindeki gizemini koruyan dairesel labirent bazı çağrışımlar yapıyor…

göbeklitepe

Bu katedralin yapıldığı mekanda daha önce Roma mabedinin olduğu, daha önceleri de o bölgede Kelt topluluklarının yaşamakta olduğu Keltler’in de Aral gölü güneyinden ANAV kültürü civarında bulunan KELTAMİNAR kültürü bölgesinde göç etmiş olabilecekleri dikkate alınırsa, Asya’daki tamgalarda görülen dairesel biçimdeki yapısal şeklini kendi inanç sistemleri içinde bölgeye taşımış olabilirler mi, sorusu akla geliyor.

Kısaca daha sonraları, Roma Mabedini bu yapının üstüne veya yanına kurmuş olabileceği gibi, Chartres Katedrali de inşa edilirken kendi inanç sistemi içinde bu  şekli veya benzerini Katedral içine taşımış olabilir mi sorusu söz konusu oluyor.

Göbeklitepe Gerçeği…

Göbeklitepe yapılanmasına bu açıdan bakıldığında, MÖ 10000 gösteren bu kazı alanının, Asya’da tamga kültürünün yaygın olduğu çok daha eski tarihlere uzanan zaman kesiti içinde pek çok emsali şeklinde coğrafyada hareket eden toplumlar tarafından farklı yerlere yaşınmış olabileceği ihtimalini sorgulamaya açıyor….

Göbeklitepe sütunları üzerindeki betimlemeler içinde, (Dalgalı üçgenleri, Anav Kültür alanında görülen, Turna kuşu benzerleri, Hayat Ağacı inancına göre, köklerinde yaşadığı var sayılan yılan formunun sütun üzerinde yorumlanmış olması, giderek de çok daha önemlisi, MÖ 17000 gösteren Hakasya’da bulunan tamgalar içindeki, KUN AY şeklinin Göbeklitepe sütunlarından birinin dar kenasında yer alması, ayrıca Kazakistan’da bulunan kaya üstü resimler içinde bulunan boğa yorumunu da Göbeklitepe   sütunlarından birinde kabartmasının bulunması çok yönlü olarak sorgulamayı zorluyor…)

göbeklitepe

göbeklitepe

göbeklitepe

Tamgalardan, perroglif ve piktogranlara oradan yerleşik kültürlerdeki maddi kültür unsurlarına geçerken kültürler arasında mutlak etkileşim faktörünün varlığını kabul etmek gerekiyor. Süreç içinde Asya yolculuğunda, toplumsal yapıların daha kolektif hale gelmeleri inanç sistemlerinde de farklılıklara neden olduğu görülüyor. MÖ. 3000 inen şekilde konu irdelendiğinde KURGAN ve BALBAL maddi kültür unsurlarının yaygınlaştıklarını, bunların da aynı coğrafya ve kültür alanları içinde yer almalarının ifade ettiği anlam aidiyet bağlarını tartışmaya açıyor…

celtik

Tamgalar, pektogrif ve piktogramları takiben, giderek ileri çağlarda da BALBALLAR ve KURGANLARIN izleri üzerinden tarihi güzergahları izleyerek, erken arkaik döneminden geç arkaik dönemine yaklaşıldığında yerleşik kültürlerden, SÜMER MISIR, HATTİLER, HURİLER, TRUVA, MİTANNİ ve URARTULARA ve diğer dönem uygarlıklarına ulaşılıyor.

Coğrafi yayılma anlamında, tamgalar petroglif ve piktogramlara ait benzerliklerin bu kültür alanlarındaki örneklerini de görüyoruz…

göbeklitepe göbeklitepe

göbeklitepe

göbeklitepe

göbeklitepe

göbeklitepe

Aynı şekilde MÖ 3 / 2 bin Balbalların geçiş güzergahları da ele alındığına, ORHUN BALBALI, Moğolistan Balbalları, Tuva Balbalları, Kazakistan Balbalları, Kırgızistan Balbalları, Özbekistan Balbalları, Hakkari Balbalları, Azerbaycan Balbalları Tunceli Dersim Balbalları, ayrıca Kuman (Kıpçak) Taş Baba Balbalları ve Ukranya Balbalları’na da bakıldığında dağılım alanlarının Kafkasya ve Karadeniz’in kuzeyinde de yer aldıkları görülüyor.

göbeklitepe

göbeklitepe

Ayrıca ETRÜSKLER’deki Balbal kültürünün varlığı ise bu konudaki soruları ayrıca tartışma konusu yapıyor. Balbal kültürünün MÖ 3000/ 2000 dönemlerine ait olduğu dikkate alındığına, bu kültürün çıkış noktası ile yayıldıkları coğrafyada tamgalardan itibaren yayılma sürecinin aynı kültür çevresinden çıkmış olabileceğine dair işaretler güçleniyor….

Kısaca…

Kısaca, çağdaş tarihe giderken maddi kültür unsurları içindeki bulgular dikkate alınarak ve tamgalardan yola çıkarak yazılı tarihe kadar olan bakışı ve bağlantılarını oluşturmaya yönelik yöntemini gerektiriyor.

Kültürel değerlerin sisyasi yönden propaganda amaçla kullanıldığı günümüzde, zaman zaman resmi tarih, sahte bilim üzerinden de üretilmiş oluyor. Özellikle, tarihi köklerini coğrafyada daha derinlere oturtmak isteyen devletler farklı teoriler ve kurgularla   hedef gördükleri ülkelerin topraklarında içeriği tartışmalı tarihi gerekçe göstererek ve bu bağlamda geçmişi bahane ederek hedef gördükleri yerlerde zilyetlik de iddia edebiliyorlar…

Hint Avrupa Teorisi…

Bu konuda Batı’nın Hint Avrupa teorisi üzerinden özellikle 19 yy. bu konuda emperyalist arayışlarında meşruiyet arayışlarında olduğu da görülmüştür. Benzer yaklaşımın Göbeklitepe bulgusu ortaya çıktığında bazılarının  bu görüş üzerinden, yine hesaplı mesajlar verme arayışına girdikleri de görülmektedir.

Aktarımlarında Türk’lerin Anadolu’ya 1071 yılında gelmiş olduğu ön yargısı üzerinden verilmeye çalışılan mesajlar unutulmamalıdır… (TÜRKLERİN ANADOLUYA GELİŞLERİ İSLAMİTETTEN ÖNCE VE İSLAMİYETTEN SONRA OLMAK ÜZERE ELE ALINMALIDIR).

Bu bağlamda malum çevrelerin Göbeklitepe bağlantılı bir aidiyet kurgusuna girmeye çalıştıkları da görülmüştür. Genellikle HİNT AVRUPA tezi üzerinden de 19 yy bu yana hesaplarını kabul ettirmek isteyenlere, yine Batılı bir akademisyen olan Maurıce Duverger’in Politikaya Giriş adlı kitabımdaki açıklaması  (sf. 25) önemli bir mesaj olmaktadır:

Duverger, bazı çevrelerin zaman zaman ileri sürmekte oldukları HİNT AVRUPA görüşü hakkında şu eleştiriyi getirmektedir.

‘….. 1813 te Thomas Young, bu ana dili Hint Avrupa dili diye adlandırdı. Sonra da bunu konuşan halk, “ARİ “ diye adlandırıldı ve büyük Alman dilcisi F. Max Muller 1861 de bu adı iyiden iyiye yerleştirdi. Adı var kendi yok bir dille   tanımlanan bu adı var, kendi yok halk topluluğunu bunun üzerine birçok sözde bilginler bir yere yerleştirmeye çalıştılar. Vardıkları sonuçların birbirini tutmazlığı, bunların saçmalığını da açıkça ortaya koymaktadır’.

  • 1840’ta Pott, arilerin Hindistan’dan çıkmış olduklarını ileri sürdü…
  • 1868’de Benfrey, bunları Tuna ve Hazar Denizi arasında, Karadeniz’in kuzeyinden getirdi.
  • 1871’de J. C. Cunok, bunların kökenleri Kuzey Denizi ile Ural arasındadır dedi.
  • 1890’da D.C. Brington, galiba bunlar Kuzey Afrika’dan çıkmadır dedi.
  • 1892’de V. Gordon Childe onların Güney Rusya’dan geldiklerini ileri sürdü.
  • Yüzyılın başlangıcında K.F. Johansson, ‘Beşikleri Baltık Kıyılarıdır’ dedi.
  • 1921’de Kossina, daha belirsiz bir dil kullanarak onları sadece Avrupa’nın kuzeyine yerleştirdi.
  • 1922 ‘de Peter Gides, ‘Macaristan’dan gelmişlerdir’ dedi vb….

Kısaca Duverger, (Arthur Gobineau’un) da bu bağlamdaki görüşlerini hedef alarak, devam eden eleştirisinde “işte bu adı var kendi yok ari ırk Avrupa’ya politik teşkilatı, düşünceyi, güzel sanatları, kültürü, uygarlığı, ilerlemeyi getirmiş olan arilerin torunları olacaktı görüşü, tümü ile kültür emperyalizminin bir dayatması olduğunu ortaya koymaktadır…

göbeklitepe

göbeklitepe

göbeklitepe

Sahte bilim yöntemlerine yönelmeden insanlığın binlerce yıllık ortak mirası olan kültür değerlerinin, tamgalardan yola çıkarak, coğrafyada kat ettiği güzergah üzerinden izleri takip edildiğinde pek çok noktalarda ortak değerler üzerinde insanlığın kardeşliğinin izlerini de bulmak münkün olacaktır.

Batı, Göbeklitepe bulgusu gün ışığına çıktığı günlerde kollarını sıvayarak, bu kültür ile HİNT AVRUPA kültürü arasında bağlantı arayışına girerken bile aynı anlayış içinde hareket etmiştir.

Kısaca, süreç içindeki tespitleri kabul etmeyelim, red de etmeyelim sadece sorgulayalım….

Ön yargılardan uzak TAMGALARDAN TARİHE bakış, muhtemelen ortak şifrelerin çözüm anahtarıdır.

Hazırlayan: Ergun Özgen

Hakkında istanbul1881

istanbul1881
İstanbul. Tek renkle ifade edilemeyecek kadar zengin, tek kokuyla anlatılmayacak kadar çekici ve asla kaybedilemeyecek kadar değerli... İstanbul 1881, İstanbul’un büyüleyici renkleri ve baş döndüren kokularını saygı duyduğumuz ve kaybetmek istemediğimiz tarihi değerlerle harmanlayarak yaratıldı. Ayrıntılı bilgi için tıklayın.

Lütfen kontrol edin

Öğretmenler Günü İçin Atatürk Hediyeleri

Öğretmenlerimize En Güzel Hediye: Atatürk Posterleri Okul duvarlarımızı süsleyecek, öğretmenlerimize en güzel hediye Atatürk posterleri, …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.