Anasayfa / Genel / Türkiye’de Koruma Altına Alınan Tarihi Yerler-2

Türkiye’de Koruma Altına Alınan Tarihi Yerler-2

Türkiye’de Koruma Altına Alınan Tarihi Yerler-2

Troya Antik Kenti 

Troya, Kaz Dağı eteklerinde, Çanakkale il sınırları içinde yer almaktadır. Troya, bulunduğu coğrafi konum sayesinde ticaret ve kültürel anlamda diğer uygarlıklara göre üstünlük sağlamış bir uygarlıktır. Troya bölgesi ilk olarak 1871’de Heinrich Schliemann, daha sonra W. Dörpfeld, C.W Blegen tarafından kazılmıştır. Bu görkemli arkeolojik şehirde kazılar halen sürdürülmektedir.

troya-3

Troya Efsanesi: Çanakkale Boğazı yakınlarında Troya isimli kentte insanlar barış içinde mutlu bir hayat sürmektelermiş. Kentin insanları cesur ve barışsever, Kralları Priamos da adil bir yönetim anlayışıyla ülkeyi yöneten ve bütün bunların doğal sonucu olarak huzurun egemen olduğu bir ulusmuş. Tanrılar bu mutluluğu çok görmüş olacak ki Troyalıların kaderi değişmeye başlamış. Kral Priamos’un karısı Hekabe rüyasında karnından ateşler çıkmakta olduğunu ve bu ateşin dumanının da Troya surlarını kapladığını görmüş. Hekabe bu rüyasını önce kocasına ardından da bir kahine anlatmış, kahinin söyledikleriyle de büsbütün umutsuzluğa kapılmış. Kahin, hamile olan Hekabe’nin doğacak çocuğunun ileride Troyalıların başına dert açacağını bu nedenle de bebeğin doğar doğmaz öldürülmesi gerektiğini söylemiş. Bu kehanete inanan Kral Priamos, çocuk doğduktan sonra  bir adamını bebeği öldürmek için görevlendirmiş. Savunmasız yeni doğmuş bir bebeği öldüremeyen Troyalı onu o zamanki adı “İDA” olan “Kazdağı”na götürüp, bir ormana bırakmış. Nasıl olsa, yabani hayvanlar onu öldürür diye aklından geçirmiş. Ama bebeği, yabani hayvanlardan önce bir çoban bulmuş. Bu çocuk, kehaneti doğrularcasına ilerde gerçekten Troyalıların başına birçok dert açmış. Bu çocuk Paris’miş.

O sırada Tanrıların yaşadığı Olympos dağında, ilginç bir kargaşa cereyan etmiş. Kral Peleus ile Deniz perisi Thetis’in evlenme merasimine kavga tanrıçası Eris, huzursuzluk çıkartır gerekçesiyle davet edilmemiş. Bu işe çok gücenen Eris intikam almaya karar vermiş. Üzerinde “EN GÜZELE” yazılı altından bir elmayı, şölenin yapıldığı salonun ortasına bırakıvermiş. Tanrıçalar bu elmaya sahip olma arzusuyla uzun tartışmalara girişmiş. Bu uzun tartışmalardan geriye üç büyük tanrıça kalmış: Kudret tanrıçası Hera, Zeka tanrıçası Pallas Athena ve Aşk tanrıçası Afrodit.

Üçü de Zeus’un hakemlik yaparak ‘en güzel’i seçmesini istemiş. Zeus ise böyle bir kararı vermek istemediği gibi bir an önce bu sorunu Olympos’tan uzaklaştırarak çözmek istemiş. Hakemliği bir ölümlünün yapması gerektiğini söylemiş.

“Gidin” diye gürledi tanrıların babası “Irmakları bol İda dağına, orada Paris adında Troyalı bir prens yaşamaktadır. Bu işlerden en iyi anlayan odur.”

Böylece Zeus uzaklaştırmış tanrıçaları Olympos’tan. Tanrıçalar, haberci tanrı Hermes’in rehberliğinde, kaynakları bol olan İda dağının doruklarına gelmiş. O sırada Paris, hiçbir şeyden habersiz aşağılarda koyunlarını otlatıyormuş. Haberci tanrı Hermes, yaşananları Paris’e anlatmış ve kararını vermesi için “Altın Elma”yı Paris’e vermiş. Paris, tanrıçalara bakınca işinin çok da kolay olmayacağını anlamış. Onun hayranlığını ve şaşkınlığını gören Tanrıçalar, karar vermesini kolaylaştırmak için Paris’e rüşvetler teklif etmişler.

·Hera kendisine kudret vaad etmiş. Altın Elmayı kendisine verdiği takdirde Paris Avrupa ve Asya’nın en güçlü kralı olacaktı.

·Athena kendisini dünyanın en zeki kralı yapacağını ve Yunanistan’la yapılacak bir savaşta kendisine zafer vaad etti.

·Afrodit ise dünyanın en güzel kadınını Paris’e teklif etti.

Çoban Paris’in, en güzel kadın benim olsun diye düşünüp Altın Elmayı Afrodit’e vermiş.

Bu tercih, kehaneti başlatan süreç olmuş. Bu seçime çok bozulan Athena ile Hera, Troya’nın yıkımı için planlar kurmuş, Afrodit ise, verdiği sözü yerine getirmek için bir plan yaparak Paris’in, Yunanistan’daki Isparta şehrine gitmesini sağlamıştır.

troya-1

Troya Savaşı: Truva şehrinin kralı Priamos’un oğlu Paris, Sparta Kralı Menelaos’un eşi Helen’i kaçırmıştır. Menelaos ordusunu toplayarak Truva’ya doğru yola çıkmıştır. Bir savaş çıkacağını anlayan Truva şehri ise savunmaya hazırlanmıştır. O günden itibaren savaş başlamış ve uzun yıllar sürmüştür. Ancak savaşın uzunluğu iki tarafı da yormuştur. Akhalılar, savaşı sonuçlandıracak bir yöntem bulmuşlardır. Odyseus tahtadan bir at yapmaya karar vermiş ve bu atada askerlerini doldurmuştur. Atı bir asker ile Truvalılara göndererek savaş ganimeti olduğunu olarak bildirmesini istemiştir. Truvalılar büyük yanılgıya düşmüş, savaşı yendiğini düşünerek atı kabul etmiş ve kutlamalara başlamışlardır. Geceye doğru eğlence yapan Truvalılar yorgunluktan uyuyakalınca, Odyseus ve askerleri attan çıkmış ve sınırda bekleyen askerleri de içeri almışlardır. Böylece savaş acı bir şekilde sonlanmıştır.

troya-2

Selimiye Camii ve Külliyesi 

Mimarisi ile büyüleyen Selimiye Camii, II.Selim’in emriyle Edirne’de Mimar Sinan tarafından yapılmıştır. Mimar Sinan’ın 90 (bazı kitaplarda 80 olarak geçer) yaşında yaptığı ve “ustalık eserim” olarak nitelendirdiği Selimiye Camii gerek Mimar Sinan’ın gerek Osmanlı mimarisinin en önemli yapıtlarından biridir. Caminin kapısındaki kitabeye göre yapımına 1568 (Hicri:976) yılında başlanmıştır. Caminin 27 Kasım 1574 Cuma günü açılması planlanmışsa da ancak II. Selim’in ölümünün ardından 14 Mart 1575’te ibadete açılmıştır.

edirne-selimiye-cami

Camiinin iç tasarımında kullanılan taş, mermer, ahşap, sedef, çini, kubbe ve kemerlerinde kullanılan kalem işleri dönemin en iyi örneklerinden sayılmıştır. Ayrıca mermer döşemeli avlusu ve yapıyla bağlantılı el yazması kütüphanesi, eğitim kurumları, dış avlusu ve arastası ile bir sanat türünün zirvesini temsil etmiştir.

edirne-selimiye-cami-3

edirne-selimiye-cami-2jpg

Ters Lale Motifinin Sırrı

Caminin iç kısmındaki mermer ayaklarından birinin altında ters bir lale motifi bulunmaktadır. Rivayete göre, caminin yapılacağı arsa üzerinde bir lale bahçesi bulunmakta ve bu arsanın sahibi, arsasının satılmasını istememektedir. En sonunda, Mimar Sinan’dan camide bir lale motifi olmasını isteyerek arsasını satmıştır. Mimar Sinan da lale motifini ters olarak yapmıştır. Lale motifi bu arsada bir lale bahçesi olduğunu, ters olması ise sahibinin tersliğini temsil etmektedir.

edirne-selimiye-cami-ters-lale

Neolitik Dönem Çatalhöyük Kalıntıları 

Konya ilinin Çumra ilçesinin sınırları içinde yer alan Çatalhöyük, günümüzden 9400 yıl önce iskan edilmiştir. Bu bölge, Neolitik ve Kalkolitik Çağ’ın izlerini taşıyan önemli bir yerleşim yeridir. Yerleşik hayata geçişle tarımın başlangıcını ve avcılık gibi sosyal değişimlere tanıklık etmiştir.

catalhoyuk-3

catalhoyuk-1

Çatalhöyük iki höyükten oluşmaktadır. Neolitik Kenti’nin daha uzun olan Doğu Höyüğü, M.Ö. 7400 ve 6200 yılları arasına tarihlenen 18 Neolitik yerleşim katmanından oluşmaktadır. Söz konusu katmanlarda, sosyal örgütlenmeyi ve yerleşik hayata geçişi simgeleyen duvar resimleri, rölyefler, heykeller ve diğer sanatsal öğeler yer almaktadır. Batı Höyüğü ise M.Ö. 6.200 ve 5.200 yılları arasına tarihlenen Kalkolitik Döneme ait kültürel özellikler göstermektedir.

Bu özellikler de göstermektedir ki köylerden kentsel yaşama geçişin önemli bir kanıtıdır Çatalhöyük.

catalhoyuk-2

Çatalhöyük’teki içlerine çatılardan girilen birbirine bitişik evler ile sokağı olmayan yerleşim yerleri zengin kültürün yansımasıdır.

Cumalıkızık Köyü

Cumalıkızık Köyü, Dünya Miras Komitesinin 38. Dönem Toplantısında Kültürel kategoride Dünya Miras Listesine alınmıştır.

cumalikizik-3

Bursa ve Cumalıkızık: Osmanlı İmparatorluğunun Doğuşu” Dünya Miras alanı,  Orhangazi Külliyesi ve çevresini içine alan Hanlar Bölgesi, Hüdavendigar (I. Murad) Külliyesi, Yıldırım (I. Bayezid) Külliyesi, Yeşil (I. Mehmed) Külliye, Muradiye (II. Murad) Külliyesi ve Cumalıkızık Köyü olmak üzere altı mimariden oluşmaktadır.

cumalikizik-2

Bilindiği üzere Osmanlı İmparatorluğunun ilk başkenti olarak kurulan ve külliyelerle şekillenen Bursa’nın tarih boyunca sahip olduğu önemli ticari rolü, kentteki büyük hanlar, bedesten ve çarşılarla ortaya konulmaktadır. 14. yüzyıldan bu yana kent ekonomisinin kalbi konumunda daima hanlar bölgesi olmuştur. Bursa’nın kentleşme modeli, daha sonra kurulan Osmanlı-Türk kentlerine örnek teşkil etmiştir.

Bursa ve Cumalıkızık’ı bu kadar önemli kılan en büyük unsur ise bugün hala yaşayan ticari kültürü ve kente oldukça yakın kırsal yaşamın devamlılığı ile birlikte erken dönem Osmanlı yaşam şekli ve vizyonunu başarıyla devam ettirebilmesidir.

Cumalıkızık

Cumalıkızık, bir vakıf köyü olarak kurulmuş ve kurulduğu günden bu yana da tarihi dokusunun korunmasına büyük özen gösterilmiştir. Bu özen sayesinde Osmanlı erken döneminin kırsal kesim sivil mimari örnekleri günümüze ulaşmayı başarmıştır. Uludağ etekleri ile vadiler arasında sıkışıp kalan köylere kızık adı verilmiştir. Diğer kızık köylerindeki köylülerin eskiden Cuma namazı için toplandığı yer olduğundan bu köyün Cumalıkızık adıyla anıldığı söylenmiştir. Bir başka anlatıma göre de Osman Bey, köyün kurulduğu gün cuma günü olduğu için bu köye “Cumalıkızık” adını vermiştir. Ünlü “Cumalıkızık Evleri” moloz taş, ağaç ve kerpiçten yapılmıştır, genelde üç katlı olarak tasarlanmıştır. Üst katlardaki pencereler kafesli veya cumbalıdır. Ana giriş kapılarındaki kulplar ve tokmaklar dövme demirden yapılır. Evler sarı, beyaz, mavi, mor renklere boyalıdır. Evlerin arasında kaldırımsız, taş döşeli, çok dar sokaklar bulunur.

cumalikizik-1

Bergama Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı 

Bergama Antik Kenti, 8500 yıllık bir geçmişe sahip olan ve İzmir’in 100 km kuzeyinde Bakırçay Havzasıdan yer alan uygarlık tarihinin en eski yerleşim yerlerinden birisidir. Tarih boyunca birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış olan şehir, olağanüstü güzel doğası ve şifalı doğal kaynaklarına sahiptir.

Bergama Antik Kenti, bir sağlık merkezi olarak tanınmış, eczacılığın babası olarak bilinen Galenos MÖ II. yüzyılda Bergama’da doğmuştur. Günümüzde hâlâ geçerli olan yılanlı tıp sembolü ilk defa Bergama’ da kullanılmıştır. Ayrıca su sesi ve telkin yoluyla ilk psikoterapik tedavi de bu bölgede kullanılmıştır. Bu antik kentte Hellenistik dönem dükkânları, Antik kral Athalos’a ait kalıntılar, kent meydanı, kutsal Athena alanı, kütüphane, tiyatro, Dionysos tapınağı bulunmaktadır.

Bergama-cok-katmanli-Kulturel-Peyzaj-Alani-3

Bu bölge, Birleşmiş Milletler Örgütü tarafından seçilmiş “Akdeniz’de ortak öneme sahip 100 tarihi sit” içinde bulunmaktadır.

Bergama birçok açıdan ilklerin yeri olarak tarihe geçmiştir.

  • İlk parşömen (deriden kağıt yapılması)
  • İlk Asya kütüphanesi (200,000 ciltlik)
  • İlk büyük hastane (Asklepion)
  • İlk telkinle tedavi (Psikoterapi)
  • İlk doğal tedavi (Müzik,tiyatro, spor, güneş ve çamur ile)
  • İlk farmakoloji (doğal ilaçlar)
  • İlk afyon modeli ilaç
  • İlk kent hijyeni (sağlık alt yapısı )
  • İlk tıp ve eczacılık simgesi olan yılan

Helenistik, Roma, Doğu Roma ve Osmanlı Dönemlerine ait katmanları içerisinde barındıran Bergama, Dünya Miras Komitesinin 38. Dönem Toplantısında Kültürel Peyzaj kategorisinde Dünya Miras Listesine alınmıştır.

Bergama-cok-katmanli-Kulturel-Peyzaj-Alani-2

Diyarbakır Surları ile Hevsel Bahçeleri  

Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri olmak üzere iki ana bileşenden oluşan Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzajı yaklaşık yedi yüz hektarlık verimli araziden oluşmaktadır. 30’dan fazla uygarlığın izlerini taşıyan bu bölge 8 bin yıl gibi çok uzun süredir bahçe olarak var olmasıyla, tarımsal değerinin dışında, kültürel ve tarihi olarak da özgün bir yere sahiptir. Hevsel bahçeleri antik dönemden beri Diyarbakır’ın tarım ambarı olarak bilinmektedir.

Diyarbakir-Surlariİle-Hevsel-Bahceleri-1

Diyarbakır surları ilk defa MÖ. 3000-4000 yıllarında Huriler tarafından yapılmış ve adeta Diyarbakır’ın simgesi olmuştur. Surlar, bugünkü İçkale’nin olduğu yerde yapılmıştır. Bu surlardan oldukça az sayıda kalıntı günümüze kadar gelebilmiştir. Bugünkü surlar MS.346 yılında İmparator II.Constantinius tarafından yaptırılmıştır. Diyarbakır surları, dünyadaki en uzun surlardan olan Çin Seddi’nden, Antakya surlarından ve İstanbul surlarından sonra gelerek bir başka noktada daha önem kazanmıştır.

Diyarbakır Surları UNESCO yolunda

Diyarbakir-Surlariİle-Hevsel-Bahceleri-1

Almanya’nın Bonn kentinde düzenlenen UNESCO 39’uncu Dünya Miras Komitesi Toplantısı’nda, Diyarbakır Surları ile Hevsel Bahçelerinin ‘Dünya Kültür Mirası’ olarak tescillenmiştir.

Efes Antik Kenti 

Efes Antik Kenti, İzmir’in Selçuk ilçesinde yer almaktadır. Antik dünyanın en önemli yerleşim yerlerinden ve dünyadaki en ünlü antik kentlerden biridir. Efes Antik kenti; Celsus Kütüphanesi, Artemis Tapınağı ve Yamaç Evleri ile muhteşem bir kültürel miras oluşturmaktadır. Efes Antik Kenti’nin ilk yerleşim biriminin bugün Selçuk ilçesindeki kalenin bulunduğu ve Aziz John Kilisesi’nin bulunduğu tepenin olduğu düşünülmektedir.

Efes-Antik-Kent-3

Helenistik ve Roma Döneminin üstün kentleşme, mimarlık ve dini tarihine ışık tutan simgeleri barındıran Efes’te farklı dönemlere ait en üstün mimari ve kent planlama örnekleri bulunmaktadır.

Efes-Antik-Kent-2

Antik Dönemin yedi harikasından biri olarak ünlenen kült merkezi Artemision, Hz. İsa’nın annesi Hz. Meryem’e ait Meryem Kilisesi, İsa’nın havarilerinden biri olan ve Yahya İncili’ni Efes’te yazan St. John’ın mezarı üzerine inşa edilen Bazilika gibi Erken Hristiyanlık dönemine şahitlik eden benzersiz eserler, günümüzde Hristiyanlar tarafından hac mekanı olarak kabul edilen Meryem Ana Evi ve Beylikler döneminde inşa edilen İslam yapıları ile Efes aynı zamanda dini tarih açısından da bir kültür mirası olma özelliği taşımaktadır.

Efes-Antik-Kent-1

KAYNAKLAR

T.C. KÜLTÜR VE TURİZİM BAKANLIĞI TANITMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

SAFRANBOLU KAYMAKAMLIĞI

KASTAMONU İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ

AMASYA İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ

T.C KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI KÜLTÜR VARLIKLARI VE MÜZELER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

T.C. ŞEHİRCİLİK VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI TABİAT VARLIKLARINI KORUMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

DİVRİĞİ KAYMAKAMLIĞI

ANLIĞITANITMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

http://www.kulturvarliklari.gov.tr

http://www.aktuelarkeoloji.com.tr

http://www.mersin.web.tr/mamure-kalesi

http://www.kulturvarliklari.gov.tr/

http://www.antalyamuzesi.gov.tr/tr/perge-orenyeri

http://www.divrigiulucamii.com/tr/Sivas_Divrigi_Ulu_Camii_Genel_Bilgi_1.html

http://mebk12.meb.gov.tr

 

Hakkında istanbul1881

istanbul1881
İstanbul. Tek renkle ifade edilemeyecek kadar zengin, tek kokuyla anlatılmayacak kadar çekici ve asla kaybedilemeyecek kadar değerli... İstanbul 1881, İstanbul’un büyüleyici renkleri ve baş döndüren kokularını saygı duyduğumuz ve kaybetmek istemediğimiz tarihi değerlerle harmanlayarak yaratıldı. Ayrıntılı bilgi için tıklayın.

Lütfen kontrol edin

Atatürk’ün Milli Eğitime Bakışı

Atatürk’ün Milli Eğitim İle İlgili Sözleri Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri öğrenimin sınırı ne olursa …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.