Anasayfa / Genel / Türkiye’de Koruma Altına Alınan Tarihi Yerler-1

Türkiye’de Koruma Altına Alınan Tarihi Yerler-1

Unesco’nun 1972 yılında kabul ettiği Dünya Doğal ve Kültürel Mirasına Dair Sözleşmeye bağlı olarak oluşturulan ‘Dünya Kültürel ve Doğal Miras Listesi’nde Türkiye’nin birçok eseri yer almaktadır. Daha önceki yazımızda İstanbul’da Koruma Altına Alınan Yerleri paylaşmıştık. Bu yazımızda da Türkiye’nin birçok yerinden Unesco tarafından koruma altına alınan kültürel miraslarımızı paylaşıyoruz.

Kapadokya ve Göreme Milli Parkı (1985)

6 Aralık 1985’ten bu yana doğal ve kültürel unsur olarak Dünya Miras Listesi’nde yer almaktadır Göreme ve Kapadokya Milli Parkı. Erciyes, Hasandağı ve Güllüdağ’ın püskürttüğü lav ve küllerin oluşturduğu yumuşak tabakaların milyonlarca yıl boyunca yağmur ve rüzgar tarafından aşındırılmasıyla Kapadokya 60 milyon yıl önce ortaya çıkmıştır.

Kapadokya-ve-Goreme-Milli-Parki-4

Kapadokya-ve-Goreme-Milli-Parki-3

Sunrise in Cappadocia, Turkey, with balloons and typical fairy chimney

İnsan yerleşimlerinin Paleolitik döneme kadar uzandığı Kapadokya’nın yazılı tarihi Hititlerle başlamıştır. Tarih boyunca ticaret kolonilerini barındıran ve ülkeler arasında ticari ve sosyal bir köprü kuran Kapadokya, İpek Yolu’nun da önemli kavşaklarından biri olmayı başarmıştır. M.Ö 12. yüzyılda Hitit İmparatorluğu’nun çöküşüyle bölgede karanlık bir dönem başlamış, bu dönemde Asur ve Frigya etkileri taşıyan genç Hitit Kralları bölgeye egemen olmuştur. Bu krallıklar M.Ö 6. yüzyıldaki Pers işgaline kadar varlıklarını sürdürmüştür. Bugün Kapadokya olarak adlandırdığımız bölge, Pers dilinde “Güzel Atlar Ülkesi” anlamında kullanılmıştır. M.Ö 332 yılında Büyük İskender Persleri yenilgiye uğratmış ama Kapadokya’da tahmin etmediği büyük bir dirençle karşılaşmıştır. Bu dönemde Kapadokya Krallığı kurulmuştur. M.Ö 3. yüzyıl sonlarına doğru Romalıların gücü bölgede hissedilmeye başlamış, M.Ö 1. yüzyıl ortalarında Kapadokya Kralları, değişen güç dengeleriyle Romalı generallerin gücüyle atanmış ve gerekirse tahttan indirilmiştir. M.S. 17 yılında son Kapadokya kralı ölünce bölge Roma’nın bir eyaleti olmuştur. Kapadokya’ya Hıristiyanlar gelmiş ve bölgeyi bir eğitim ve düşünce merkezine dönüştürmüşlerdir. 303-308 yılları arasında Hıristiyanlara uygulanan baskılar iyice artmıştır. Fakat Kapadokya baskılardan korunmak ve Hıristiyan öğretiyi yaymak için ideal bir yerdir. Derin vadiler ve volkanik yumuşak kayalardan oydukları sığınaklar Romalı askerlere karşı güvenli bir alan oluşturmuş, kayalara oyulan evler ve kiliseler, bölgeyi Roma İmparatorluğu’nun baskısından kaçan Hıristiyanlar için devasa bir sığınak haline getirmiştir.

Kapadokya bölgesi, başta Nevşehir olmak üzere Kırşehir, Niğde, Aksaray ve Kayseri illerine yayılmış önemli bir turizm bölgedir. Volkanik tüften oluşmuş ilgi çekici manzarası, Bizans kilise mimarisi ve Hıristiyan tarihinden önemli bir devri sergileyen görünümü her daim turistleri etkilemeyi başarmıştır.

Kapadokya-ve-Goreme-Milli-Parki-1

Ana ulaşım yollarına uzaklığı ve engebeli bir alan olması, gizlenmek isteyen veya dini inzivaya çekilenler için uygun korunma yeri olmuştur. Manastır hayatı 3. yüzyıl sonları ile 4. yüzyıl başlarında başlamış ve hızla yayılmıştır. Manastırlar, kiliseler, şapeller, yemekhaneler ve keşiş hücreleri, depo ve şarap yapım yerleri bulunan mekanlar oyulmuş, duvar resimleri ile süslenmiştir. UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan alanlar içinde; Göreme Milli Parkı, Derinkuyu ve Kaymaklı Yeraltı Şehirleri, Karain Güvercinlikleri, Karlık Kilisesi, Yeşilöz Theodoro Kilisesi ve Soğanlı Arkeolojik Alanı yer almaktadır.

Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası( Sivas-1985)

Anadolu Selçuklu Devleti’ne bağlı Mengücek Beyliği döneminde inşa edilen Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası; cami, darüşşifa ve türbeden oluşmaktadır. Ulu Cami, Süleyman Şah’ın oğlu Ahmet Şah tarafından; Darüşşifa ise eşi Melike Turan Melek tarafından yaptırılmıştır. Bu eserin başmimarı Muğis oğlu Ahlatlı Hürrem Şah, 1228 yılında başladığı eserini 1243’te bitirmiştir.

Divrigi-Ulu-Camii-ve-Darussifasi-2

Bu eser mimari unsurlarıyla ve süslemeleriyle dikkat çekmiştir. Başta kapılar ve sütunlar olmak üzere, külliyenin birçok yerinde bulunan, Ahlatlı ve Tiflisli ustaların ellerinden çıktığı bilinen taş işçiliğinin en nadide ve en ince örneklerini bu eserde dikkat çekici unsurların başında gelmiştir. Bu eseri diğer eserlerden farklı kılan en temel özellik ise uzaktan bakıldığında simetrik olduğu düşünülen ancak gerçekte asimetrik olan bezemelerde kullanılan motiflerinin her birinin birbirinden farklı olması, on binlerce motifte tekrara düşülmemesidir. Gerek mimari üslubu gerek süslemesi bakımından ön planda olan bu eser görülmeye değer eserler listesinin daima başında yer almaktadır.

Evliya Çelebi yüzyıllar önce bu esere duyduğu hayranlığı şöyle ifade etmiştir: “Methinde diller kısır, kalem kırıktır”.

Divrigi-Ulu-Camii-ve-Darussifasi-1

Bu önemli eser, sanat tarihçileri tarafından “Divriği mucizesi”, “Anadolu’nun Elhamrası” gibi ifadelerle anmaktadır.

Bu önemli kültürel mirasımız 1985 yılında UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası” listesine alınmıştır.

Hattuşaş: Hitit Başkenti (1986)

Hitit İmparatorluğu’nun başkenti olarak Anadolu’nun önemli merkezlerinden biri konumunda olan Hattuşa (Çorum, Boğazköy) 1986 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alınmıştır.

Hattuşaş sözcüğü Hattus sözcüğünden yani Hatti insanlarının verdiği orijinal addan gelir. Hattuşaş Çorum’un Sungurlu ilçesinin güneydoğusunda Boğazkale ilçesinin 4km doğusundadır. Hattuşaş çok geniş bir alana yayılmıştır.

Hattusas-Hitit-Baskenti-2

1834 yılında Hattuşa ve Yazılıkaya keşfedilmiş, 1835-1894 yılları arasında yabancı arkeologlar çalışmalar yürütmüş, bölge tam olarak 1904 yılından itibaren ise Alman Doğu Kültürleri Araştırma Merkezinin denetiminde incelenmeye başlamıştır. Bölgeye dair kazılar 1939 yılından bu yana aralıksız devem etmektedir.Yapılan kazılarda 5 kültür katı ortaya çıkmıştır. Bu katlarda Hatti, Asur, Hitit, Frig, Galat, Roma ve Bizans dönemlerinden kalma kalıntılar bulunmuştur. Kalıntılar Aşağı Kent, Yukarı Kent, Büyük Kale (Kral Kalesi), Yazılıkaya’dan oluşmaktadır.

Hattusas-Hitit-Baskenti-1

Hattuşa’nın en büyük ve etkileyici kutsal mekanı, şehrin dışında yer alan, yüksek kayalar arasında saklanmış Yazılıkaya Kaya Tapınağıdır. Tapınak’ta 90’tan fazla tanrı, tanrıça, hayvan ve hayal ürünü yaratıklar kaya yüzeyine işlenmiştir. Boğazkale; Hattuşa ve Yazılıkaya ören yerleri 02.10.1998 tarihinde Milli Park olarak ilan edilmiştir.

Nemrut Dağı (Adıyaman-Kahta-1987)

Nemrut, Doğu ve Batı medeniyetlerini 2150 metre yükseklikte buluşturmayı başarabilmiş önemli bir kültürel mirastır.

Nemrut-Dagi-3

Yüksekliği on metreyi bulan heykelleri ve metrelerce uzunluktaki kitabeleriyle UNESCO Dünya Kültür Mirası’nda yer almayı hak etmiştir. Bu önemli bölgede Kommagene Kralı I. Antiochos’un tanrılara ve atalarına minnettarlığını göstermek için yaptırdığı mezarı, anıtsal heykelleri ve benzersiz manzarası ile Helenistik Dönemin en görkemli kalıntıları yer almış, böylece insanları hem eşsiz kültürel mirasla hem dünyanın en muhteşem gündoğumu ve gün batışının seyredilebildiği yerle buluşturma imkanı tanımıştır.

Nemrut-Dagi-2

Nemrut-Dagi-1

Pamukkale ve Hierapolis Milli Parkı (Denizli-1988)

Büyük Menderes Havzasında eski ve tarihi bir şehir kalıntısıdır. İlk çağdaki adı Hierapolis idi. Bu şehrin kalesi, bugünkü Denizli şehrinin merkez bucağına bağlı Ecirli köyünün yakınlarında bulunmaktadır.

Pamukkale-ve-Hierapolis-Milli-Parki-2

Pamukkale-ve-Hierapolis-Milli-Parki-1

Pamukkale adı, kireçli sıcak suların çökelmesi sırasında meydana gelen pamuk gibi beyaz pamuk taşlarından gelmektedir. Çaldağı’nın güney eteklerinden gelen kalsiyum oksit içeren suların oluşturduğu görkemli beyaz travertenler ve geç Helenistik ve erken Hıristiyanlık dönemlerine ait kalıntılar içeren Hierapolis arkeolojik kenti, antik çağlardan bugüne kadar ulaşan en çarpıcı merkezlerden biridir.

Pamukkale-ve-Hierapolis-Milli-Parki-4

Dünya Kültür Mirasý Listesi'nde yer alan termal sýcak sularýn kirecinin çökeltisinden oluþan Pamukkale, "Dünyanýn en beyaz tepesi" unvanýný korumak için 300 bin metrekarelik yer belli aralýklarla adeta pamuk tarlasý sular gibi sulanýp kurutularak beyazlatýlýyor. Pamukkale yapýlan beyazlatma çalýþmalarýnýn ardýndan antik dönemden bile daha büyük ve güzel hale geldi. Pamukkale'nin bu hale gelmesinde suyun düzenli kullanýlmasý önem taþýyor. 2007'de kuraklýktan dolayý saniye'de 215 litreye kadar düþen su miktarý, bu yýl 415 litreye çýktý. Pamukkale'nin bazý yerlerinin beyaz olmamasý suyun azlýðýndan deðil, tam aksine çok olmasýndan kaynaklanýyor. Çünkü travertenlerin beyazlamasý için üç gün su akýtýlmasý, yaklaþýk 5 günde kurutulmasý gerekiyor. Suyun ilk döküldüðü alanlarda çok sýcak olmasý akýntý ve çanaklarda suyun kurumamasýndan dolayý beyazlýk oluþmuyor. 14 Temmuz 2012 / Resul Cengiz

Antik kentin M.Ö. II. yüzyılda Bergama krallarından II. Eumenes tarafından kurulduğu, adını ise Bergama’nın kurucusu Telephos’un eşi Heira’dan aldığı sanılmaktadır. Eski kaynaklara göre metal ve taş işlemeciliği, dokuma kumaşları ile ünlü olan kent, Büyük Konstantin döneminde Frigya bölgesinin başkentliğini yapmış, Bizans döneminde Piskoposluk merkezi olmuştur. Bu özellikleri ile alan UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer almaktadır. Bölge çok çeşitli rahatsızlıklara iyi geldiğine inanılan şifalı suları ile de ünlüdür.

Xanthos-Letoon(Antalya-Muğla-1988)

 Xanthos: Antik Çağ’da Likya’nın en büyük idari merkezi konumunda olan Xanthos, Fethiye’te 46 km. uzaklıktadır.

Xanthos-Letoon-3

Xanthos-Letoon-2

Fethiye’ye 46 km. uzaklıkta, Kınık köyü yakınlarında bulunan Xanthos, Antik Çağ’da Likya’nın en büyük idari merkezi idi. Pers istilasına değin bağımsız yaşamışlardır.

Tarihçi Heredot M.Ö. 545 yılındaki Pers-Xanthos savaşıyla ilgili şöyle yazar: “Pers ordusu başlarında komutanları olduğu halde Xanthos ovasına indiği zaman Xanthos’lular bitmez tükenmez kuvvetlere karşı az sayı ile dövüştüler. Yiğitlikle nam saldılar ama yenildiler. Kadınları çocukları hazineyi ve köleleri kaleye doldurdular. Ateşe verdiler. Öyle ki yangın kaleyi yerle bir etti. Bundan sonra birbirlerine yeminle bağlanarak düşmana saldırdılar. Ve hepsi de savaşarak öldüler.” Bu yangından sonra şehir tekrar inşa edilmek zorunda kalmış hatta M.Ö. II. yy.da Likya Birliğinin başkenti olma görevini üstlenmiştir. Daha sonra Romalıların kontrolüne giren kent, bir süre sonra Bizans egemenliğine girmiş ve 7. yy.daki Arap akınlarına kadar Bizans egemenliğinde kalmıştır. Topraklarına yerleşen her kültürü kucaklayan Xanthos 1988 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alınmıştır.

 Letoon: Antik Çağ’da Likya’nın dini merkezi konumunda olan Letoon, Xanthos’a da 4km. uzaklıkta yer almaktadır.

 Letoon’da Leto, Apollon ve Artemis tapınakları ile birlikte, bir manastır, bir çeşme ve Roma tiyatrosu kalıntıları bulunmaktadır. Bulunan kalıntılar İ.Ö. VII. ve İ.S.VI. yüzyıllar arasındaki zamana aittir. Grek tarzı tiyatro, Letoon bölgesinde günümüze değin korunmuş en önemli yapısıdır

Letoon, adını mitolojik bir olaydan almıştır. Aslında şehir, Tanrı Apollon ve Artemis’in annesi Leto adına kurulmuştur. “Tanrılar kralı Zeus, Leto’ya aşık olur ve birlikteliklerinden, Leto ikiz çocuklarına hamile kalır. Hera’dan kaçan Leo Anadolu kıyılarına kadar gelir. Yolda karşılaştığı kurtlar onu Xanthos Nehri’ne kadar kılavuzluk eder. Leto minnettarlık içinde nehri Apollon’a adar ve o zamana kadar “Termilles” adıyla bilinen yere Yunanca kurt anlamına gelen, “lykos” sözcüğünden türetilmiş olan “Lykia” adını verir.

Xanthos-Letoon-1

Tarihi Safranbolu Evleri (Karabük-1994)

 18, 19 ve 20. Yy başlarında yapılmış yaklaşık 2000 ev ile Türk kent kültürünün en önemli yapı taşlarını oluşturmaktadırlar. Bu evlerden 800 kadarı koruma altındadır.

Tarihi-Safranbolu-Evleri-1

Safranbolu evleri bölge halkı tarafından ‘şehir’ ve ‘bağlar’ olarak adlandırılmaktadır. ‘Şehir’ olarak adlandırılan bölüm aslında ‘kışlık’ evi; ‘Bağlar’ olarak adlandırılan bölüm ise aslında ‘yazlık’ evi temsil etmektedir. Evlerin yapımında taş, kerpiç, ahşap ve alaturka kiremitler kullandıkları gibi bir evin görüntüsü diğer evin manzarasını kapamaya şekilde inşa edilmiştir. Tasarımlarıyla dikkat çeken bu evler, merkezi konumdaki kamu binalarına, dini yapılara ve anıt eserlere dönük olacak biçimle inşa edilmiştir.

Tarihi-Safranbolu-Evleri-3

Tarihi-Safranbolu-Evleri-2

KAYNAKLAR

T.C. KÜLTÜR VE TURİZİM BAKANLIĞI TANITMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

SAFRANBOLU KAYMAKAMLIĞI

KASTAMONU İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ

AMASYA İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ

T.C KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI KÜLTÜR VARLIKLARI VE MÜZELER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

T.C. ŞEHİRCİLİK VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI TABİAT VARLIKLARINI KORUMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

DİVRİĞİ KAYMAKAMLIĞI

SELÇUK BELEDİYESİ

http://www.kulturvarliklari.gov.tr

http://www.aktuelarkeoloji.com.tr

http://www.mersin.web.tr/mamure-kalesi
http://www.kulturvarliklari.gov.tr/

http://www.antalyamuzesi.gov.tr/tr/perge-orenyeri

http://www.divrigiulucamii.com/tr/Sivas_Divrigi_Ulu_Camii_Genel_Bilgi_1.html

http://mebk12.meb.gov.tr

 

Hakkında istanbul1881

istanbul1881
İstanbul. Tek renkle ifade edilemeyecek kadar zengin, tek kokuyla anlatılmayacak kadar çekici ve asla kaybedilemeyecek kadar değerli... İstanbul 1881, İstanbul’un büyüleyici renkleri ve baş döndüren kokularını saygı duyduğumuz ve kaybetmek istemediğimiz tarihi değerlerle harmanlayarak yaratıldı. Ayrıntılı bilgi için tıklayın.

Lütfen kontrol edin

Ortamı Mis Gibi Kokokutan Dekoratif Mumlar

Hem dekoratif, hem mis kokulu: İşte Kokulu Mumlar Dekorasyonun önemli öğelerinden kokulu mumları sizler için …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.