Anasayfa / Genel / Türkler’in Sembolik Anlatımları: Tamgalar ve Astroloji

Türkler’in Sembolik Anlatımları: Tamgalar ve Astroloji

TÜRKLER, TAMGALAR ve ASTROLOJİ

J.P. Roux’a göre ‘’tamga’’ ‘’takma’’ fiilinden türemiştir ve bir şeyi işaretlemek, iz bırakmak anlamı içerir. Türklerin binlerce yıldır kullandığı boy ve aile işaretleridir. Zamanla bu kelime ‘’damga’’ olarak değişmiştir.

Rus etnografik kaynaklarına göre, tamgaların prototipleri daire, kare, üçgen gibi basit geometrik şekillerden, geyik, kuş ve diğer bazı hayvanların stilize edilmiş şekillerine kadar, kutsallık atfedilen simgelerden oluşmuştur. Bunun yanı sıra birtakım Runik harfler de tamga olarak kullanılmıştır.

Türkler birbirine bitişik ve iç içe geçmiş Arapça harflerini, Türk runik harfleri gibi birbirinden ayırarak ve köşeli biçimde yazarak ‘’Kufi Yazı’’ şeklini icat etmişlerdir. Hatta arkaik dönemlerde kullandıkları Ay-Gün tamgalarını Arap harflerine uyarlamışlardır.

Türkler ve Gök Milleti

Modern yazının resimden yazıya geçiş aşamasının bağlantı halkası tamgalar ve işaretlerdir. Türkler gerçekten ‘’GÖK’’ milletiydi ve kullandıkları tamgalardaki geometrik şekiller, büyük oranda gökyüzündeki takımyıldızlar gezegenler ve yıldız açıları & görünümleriyle ilgiliydi.

Petrogliflerde boğa üzerine çizilmiş güneş başlı insanlar, Güneşin Boğa burcuna girdiği dönem olan ilkbahar mevsiminin başlangıcını müjdeler. Günümüzde ‘’Hıdrellez’’ olarak kutladığımız, mevsim döngüsünün ikonografik anlatımıdır.

Ata şamanlar çok derin bir yıldız bilgisine sahiptiler ve savaş dönemlerini Ay ve Ay’ın diğer gezegenler ile olan bakış açılarını hesaplayarak haber verirlerdi. Kayaların üzerine kazınan petroglifler ve Şaman davulları üzerindeki ‘’göksel’’ simgesel anlatım çok özel insanlar tarafından resimlenir. ‘’Uçan’’ yani gökyüzündeki cisimlerin özel ikonografik anlatımları vardır. Bir ip ile kuşlara bağlanmış ay, güneş, ve insan figürleri, onların göksel olduklarını ifade eder.

Bugün astronomi ve astrolojide kullanılan sembol ve simgelerin tamamına yakını, Türklerin kullandığı tamga ve Runik yazılardan esinlenmiştir. Türk kaya resimlerinin, kadim Türk Runik harflerinin önceli olduğunu biliyoruz. Bunlar tamga dediğimiz işaretlerinde kaynağıdır.

Satürn Oğlak Burcu

Türkçe ‘’ök’’ okunan ve keçi anlamına gelen runik harf, Türklere ait petrogliflerdeki, Türk kağanlık tamgası olan dağ tekesi ikonografisinin stilize edilmiş şeklidir. Bu keçi ya da dağ tekesi çizimi ve ‘’ök’’ okunan runik harf, astrolojideki Satürn gezegeninin simgesidir ve Satürn Oğlak Burcunu yönetir.

Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde, tarihi yapıların üzerindeki masonik semboller diye isimlendirilen işaretler, Türk Runik harflerinin ve tamgalarının bir devamıdır.

Taşçı tamgaları olarak bilinen bu işaretler, 4-5 y.y.’ da Karadeniz’in kuzeyinden Avrupa’ya akın eden Kıpçak, Kuman, Hazar gibi boylardaki, Türk taş işçisi olan insanlar tarafından, taşlara burulmuştur. Türkler yüzlerce yıl öncesinden, somut olanı, soyut sanat ile stilize ederek ifade etmiş yegâne millettir.

Daire içindeki nokta sembolü güneş ve ant okunan tamga idi. Türkler’de gündüz göğünün merkezinde yani ortasında güneş, gece göğünün ortasında kutup yıldızı vardı. Bu iki merkez Tanrı’nın gözleyen gözü olarak da düşünülmüştür. Gündüz göğünün merkezinde yani ortasında güneş, gece göğünün ortasında kutup yıldızı vardı.

Bu iki merkez Tanrı’nın gözleyen gözü olarak da düşünülmüştür. Gündüz göğününki kutup yıldızıdır. Kök Türk yazısındaki daire ya da yarım daire biçiminde gösterilen ‘’Y’’ harfi, ay ya da yay okunan fonogramdır.

Ok-Yay Türklerin Yin-Yang işareti olarak da yorumlanabilir

Kırlar güneş simgesi idi. Ok Şamanlıkta sihirli uçuşun da simgesidir. Kutadgu Bilig de Güneş Kalkana ışıkları kargıya benzetilir. Kün-Ay ile Ok-Yay benzer işaretlerdir. Yay Ay ile ilişkilendirilir. Ok-Yay Türklerin Yin-Yang işareti olarak da yorumlanabilir.

Tengri okunan işaret daire içindeki artı işaretidir ve artının ortasındaki kesişme noktası kutup yıldızını sembolize eder. Türklerin Tanrı tamgasıdır ve kayaların üzerinde sıkça görülür. C.G. Jung’a göre de en arkaik Tanrı simgesi budur.

Uygur Türklerine göre daire Güneş’i sembolize ederken, Ay iç içe dairelerle gösterilir.. Türklerde Kün-Ay sembolü en yüksek mertebedeki göksel parlaklık simgesidir. Kün-Ay sembolünün bir diğer anlamı 21 Mart ekinoks döneminde Ay ve Güneşin bir araya gelmeleri ile gündüz ve gecenin eşitlenmesidir.

21 Mart, Nevruz olarak adlandırılan ve Güneşin Koç burcuna girdiği dönemi haber veren bir konumdur. Fakat bundan binlerce yıl önce, Ekinoks dönemi Boğa Burcuna denk geliyordu ve arkaik dönemde Boğa kültü vardı. Bu yüzden petrogliflerde, stilize boğa ve boğa boynuzu çizimlerine de rastlamak mümkündür.

Bulgaristan’da bulunan, Pliska rozeti üzerindeki sembollerin tamamı, Türklerin kullandığı runik harfler ve tamgalardır. Tam ortasında Kayı boyu tamgası bulunan bu rozeti, bilim adamları bir gökyüzü haritası olarak yorumlamışlardır. Pliska rozetinden yola çıkara Türk Oğuz boy tamgalarını da anlamlandırmak mümkün olmuştur.

Türkler tüm sahip oldukları kültürel değerlerin, özel eşyalarının, hayvanların üzerini tamgalamışlardır. Kayaların üzerindeki arkaik işaret ve tamgaları halı, kilim, para ve diğer eserlerin üzerinde görebiliriz. Tamgaların zamanla anlamları değişse ve yitirilse bile, bilinçaltında kalan arketipik imgeler, çeşitli sanat eserlerinin üzerinde simgeye dönüşerek açığa çıkmıştır.

Proto Türklere ait en eski kaya resimleri Yenisey Pisanitsa’da bulunmaktadır. Pisanitsadaki Kartal Takımyıldızının iz düşüm çizimleri, Türkler içi binlerce yıl hiç önemini kaybetmeden varlığını sürdürmüştür. Selçuklu Türklerine kadar olan zaman sürecinde evrimleşerek, ikonografik bir sembol olmuştur.

Tamga olarak kullandıkları kozmolojik sembollerden bir tanesi de Pleiades yani Ülker Takımyıldızıdır. Türkler bu Takımyıldızın diagram çizimlerini kayaların üzerine kazımışlardır. Zamanla bu simge başka anlamlar kazanmış ve Süleyman’ın mührü olarak Türk paralarının üzerinde varlığını sürdürmüştür. Türkler 7 kız kardeş adını verdikleri bu yıldızı önce 7 nokta şeklinde göstermişlerdir. Bu yıldız grubu efsanevi Türk Kağanı Mete ya da Mao-Tun ile de alakalıdır. ‘’Mao’’ Çince Ülker Takımyıldızına verilen isimdir. Çinliler Türkleri uzun örgülü saçlı bir Alp’e benzettikleri Ülker Takımyıldızı ile ilişkilendirirlerdi.

Türk tamgaların oluşum değişim ve gelişim aşamaları, dikkatlice analiz edilip incelendiğinde, şaşırtıcı sonuçlar ile karşılaşılır. Örneğin birçok Tamganın tek kaynağı ve çıkış noktasının, Türk kağanlık ikonografisi olan ‘’Dağ Tekesi’’ çizimlerinden türediği görülür.

Dağ Tekesi İkonografisi

Göktürk Kağanlık tamgalarının büyük bölümünü, Göktürklere ait paraların üzerinde gösterebiliriz. Bu tamgaların ana kaynağı da Türk Kağanlık işareti olan dağ lekesi ikonografisidir. Soyutlanmış ve stilize edilmiş şekilde geometrik hale getirilmiş boynuz, baş, gövde, ayak parçaları kullanılmıştır.

Orta Asya şamanları göksel yolculuklarını geyik ile yaparlar. Bu yolculuğu anlatan tasvirler kaya resimleri üzerinde görülebilir. 5, 7 ve 12 kat olarak tasavvur edilen gök katları sembolik bir anlatımla kayalar üzerine çizilmiştir. Bu gök katları yine geyik boynuzları ile ifade edilmiştir.

Kozmolojik sembollerin, doğadaki varlıkların, eşyaların ve kutsal hayvanların stilize edilmiş şekillerinin, tamga olarak kullanılması, Türk runik yazısındaki harflerin de temelini oluşturmuştur. Örneğin ‘’Eb’’ okunan ve ‘’Ev’’ anlamına gelen piktogram runik harf, Göktürk kağanlarının da kullandığı, Çin tarzı ev şeklinin soyutlanmış çizimidir.

Göktürk harflerinden biri olan ve piktogram olarak ‘’At’’ okunan harf-tamga, Türkeş Devleti parasında adeta at üzerindeki bir eyer gibi gösterilmiştir.

Orion Simgesi

Türklere ait kozmik gizemli sembollerden biri de, Altın Ordu Devleti’ne ait bayrakların üzerinde görülür. Bayrak üzerinde, Campbell’ın Orion simgesi olarak gördüğü (+) işaretinden çıkan Orion’un kılıcı resimlenmiştir. Zannedildiği gibi bu simge haç değildir. Bayrak üzerindeki Ay ve Güneş gece ve gündüzün eşitlendiği dönemi yani ekinoksu ifade eder. (Güneşin Orion Takımyıldızıyla birlikte yükselmeye başladığı dönem) Yıldız sembolleri ise gökyüzü haritasındaki 12 takımyıldızdır.

Bir Selçuklu şifa tası üzerindeki ikonografiler, gökyüzü ile bağlantılı kozmolojik sembollerdir. Orta Asya Türk düşünesinde evreni çevirdiğine inanılan iki ejder, birbirine dolanmış ve kuyrukları şifa düğümü oluşturmuştur. Akrep Takımyıldızı, Kurt Takımyıldızı ve Yılancı Takımyıldızı tas üzerinde ifade edilmiştir. Yılancı (Ochiuchus) yani Serpens, iki ayrı yan şeklinde betimlenen Caput ve Caudia’dır. Ochiuchus yani yılanı tutan yaşlı adam, Türk mitlerinde Lokman hekim adıyla anılan ve şifa verdiği düşünülen yaşlı bilge arketipidir. Kaduse, sopaya dolanmış yılan sembolü ve günümüzde kullanılan tıp sembollerinin de çıkış kaynağıdır. Bu kozmik bölge yaratılışın başladığı düşünülen, yeniden doğuş ile bağlantılı bir merkezdir. Bu yüzden şifa ile bağlantılı simge ve mitolojilerinde kaynağıdır.

Ejderha ile bağlantılı bir başka ikonografi Piri Reis’e atfedilen sancak üzerindeki betimlemedir. Ejderhanın ağzından çıkan hayat ağacı ikonografisi, yaratılışın başlangıç yeri olan kozmik merkezdir. Sancağın üzerinde şifa düğümleri de betimlenmiştir.

Güneş ve Ay ilerlerken, yörüngeleri Ay düğümleri ile kesiştiğinde tutulmalar olur. Türk mitolojisinde bu durum ejderhanın Ay’ı yediği şeklinde yorumlanır. Kuzey ve güney Ay düğümleri ejderhanın başı ve kuyruğu olarak nitelendirilir. Türklere ait bu çizimlere kayaların üzerinde ve çeşitli el yazmalarında rastlanır. Göktürklere ait paraların üzerinde de bu işaretler kağan tamgası olarak kullanılmıştır.

Kaynak: Türklerin Kozmik Sembolleri Tamgalar, Nuray Bilgili

Hakkında istanbul1881

istanbul1881
İstanbul. Tek renkle ifade edilemeyecek kadar zengin, tek kokuyla anlatılmayacak kadar çekici ve asla kaybedilemeyecek kadar değerli... İstanbul 1881, İstanbul’un büyüleyici renkleri ve baş döndüren kokularını saygı duyduğumuz ve kaybetmek istemediğimiz tarihi değerlerle harmanlayarak yaratıldı. Ayrıntılı bilgi için tıklayın.

Lütfen kontrol edin

Atatürk’ün İnsan ve Kadro Yetiştirme Politikası

Atatürk’ün İnsan ve Kadro Yetiştirme Politikasına Yakından Bakış! Atatürk, Osmanlı Devleti zamanında yetişmiş eski kültürün …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.