Anasayfa / Genel / Unesco Tarafından İstanbul’da Koruma Altına Alınan Yerler

Unesco Tarafından İstanbul’da Koruma Altına Alınan Yerler

UNESCO’nun 1972 yılında kabul ettiği Dünya Doğal ve Kültürel Mirasın Korunmasına Dair Sözleşmeye bağlı olarak oluşturulan ‘Dünya Kültürel ve Doğal Miras Listesi’nde -2015 yılında gerçekleşen Dünya Miras Komitesi toplantısında kabul edilen miraslarla birlikte- 1031 miras alanı yer almaktadır. Bunlardan 802’si kültürel, 197’si doğal ve 32’si karma (doğal ve kültürel) miraslardır. Türkiye’nin bu listede 13’ü kültürel, 2’si karma olmak üzere 15 mirası bulunmaktadır.

Bu yazımızda UNESCO tarafından İstanbul’da koruma altına alınan yerleri sizinle paylaşıyoruz.

İstanbul şüphesiz bir dünya kentidir. İstanbul, son yapılan kazılarda ortaya çıkan liman doğrultusunda 8500 yıllık bir geçmişe sahiptir. Kentsel tarihi olarak yaklaşık 3 bin, başkentlik tarihi olarak 1600 yıla kadar uzanan tarihiyle İstanbul, Avrupa ve Asya kıtalarının kesiştiği noktada büyük önem arz etmektedir.

İstanbul, Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedilmeden önce çağlar boyunca farklı uygarlık ve kültürlere ev sahipliği yapmış, yüzyıllar boyu çeşitli din, dil ve ırktan insanların bir arada yaşadığı kozmopolit ve metropolit yapısını korumuştur. Böylece tarihsel süreçte eşsiz bir mozaik hâlini almıştır. Uzun yıllar her alanda merkez olmayı başaran dünyadaki ender yerleşim yerlerinden biri olan İstanbul, geçmişten günümüze bir dünya başkenti olarak anılmıştır.

Bu görkemli geçmişi ile farklı dinleri, kültürleri, toplulukları ve bunların ürünü olan yapıtları benzersiz bir coğrafyada bir araya getiren İstanbul, 1985 tarihinde UNESCO Dünya Miras Listesi’ne 4 bölge olarak dahil edilmiştir. Bunlar Hipodrom, Ayasofya, Aya İrini, Küçük Ayasofya Camisi ve Topkapı Sarayı’nı içine alan Sultanahmet Kentsel Arkeolojik Sit Alanı; Süleymaniye Camisi ve çevresini içine alan Süleymaniye Koruma Alanı; Zeyrek Camisi ve çevresini içine alan Zeyrek Koruma Alanı ve İstanbul Kara Surları Koruma Alanını kapsamaktadır.

AYASOFYA

Unesco-Tarafindan-İstanbulda-Koruma-Altina-Alinan-Yerler-1

Bizans İmparatoru I. Jüstinyen’in emriyle 532-537 yılları arasında İstanbul’un tarihi yarımadasındaki eski şehir merkezine inşa ettirilmiş bazilika planlı bir patrik katedraldir. Bu katedral, 1453 yılında İstanbul’un Osmanlılar tarafından alınmasından sonra, Fatih Sultan Mehmet tarafından camiye dönüştürülmüştür. 1935 yılı itibariyle müze olarak hizmet vermektedir.

YEREBATAN SARNICI

Unesco-Tarafindan-İstanbulda-Koruma-Altina-Alinan-Yerler-2

İstanbul’un en büyük kapalı sarnıcıdır. 532 yılında İmparator Justinianus tarafından inşa ettirilen Yerebatan Sarnıcı, Stoa Bazilikası’nın altında yer aldığı için Bazilika Sarnıcı olarak da bilinmektedir. Uzunluğu 140 m., genişliği 70 m. olan sarnıç dikdörtgen biçimde bir alanı kapsamaktadır. Sarnıca, 52 basamaklı taş bir merdivenle inilmektedir. Sarnıcın içinde her biri 9 m. yüksekliğinde 336 sütun bulunmaktadır. Birbirine 4.80 metre aralıklarla dikilen bu sütunlar, her sırada 28 tane 12 sıra meydana getirirler. Sarnıcın tuğladan örülmüş, 4.80 m. kalınlığındaki duvarları ve tuğla döşeli zemini Horasan harcından kalın bir tabakayla sıvanarak su geçmez hale getirilmiştir. Toplam 9.800 m2 bir alanı bulunan bu sarnıç yaklaşık 100.000 ton su depolama kapasitesine sahiptir. Yapı Bizans döneminde şehir halkının su ihtiyacını karşılamak amacı ile yapılmıştır. Bir söylentiye göre, sütunların üzerindeki şekillerin gözyaşına benzemesin nedeni Büyük Bazilika’nın inşasında ölen yüzlerce köleyi anlatmasıdır. Sarnıcın kuzeybatı köşesindeki iki sütunun altında kaide olarak kullanılan iki Medusa başı Roma Çağı heykel sanatının şaheser örneklerindendir. Ayrıca Yerebatan Sarnıcı birçok klip çekimine de ev sahipliği yapmaktadır.

Medusa Başı

Unesco-Tarafindan-İstanbulda-Koruma-Altina-Alinan-Yerler-3

Medusa’nın mitolojiye dayandırılarak anlatılan farklı versiyonlardaki hikayesi her daim büyük bir merakla dinlenmektedir. Farklı anlatımların olması Medusa’yı daha da gizemli kılmaktadır. Bir söylentiye göre Medusa Yunan mitolojisinde yer altı dünyasının dişi canavarı olan üç Gorgona’dan biridir. Bu üç kız kardeşten yalnızca Medusa olumludur. Medusa, kendisine bakanları taşa çevirme gücüne sahip Yılan Başlı bir canavardır. 0 dönemde büyük yapıları ve özel yerleri kötülüklerden korumak amacıyla Gorgona kafalarının resim ve heykellerinin konulduğu, Medusa’nın da bu düşünceyle buraya konulduğu sanılmaktadır.

Yine bir rivayete göre Medusa siyah gözleri, uzun saçları ve güzel vücudu ile övünen bir kızdır. Yunanlı Tanrı Zeus’un oğlu Perseus’u sevmektedir. Tanrıça Athena de Perseus’u sevmekte ve Medusa’yı kıskanmaktadır. Athena, Medusa’nın saçlarını korkunç yılanlar biçimine sokar. Artık Medusa kime baksa, baktığı kimse taş kesilir. Perseus, Medusa’nın büyülendiğini düşünerek başını keser ve kesik başı eline alarak savaşlara katılır. Başı görenler taş kesilir ve Perseus savaşları kazanır. Bu olaydan sonra Medusa’nın eski Bizans’ta kılıç kabzalarına ve sütun kaidelerine ters ve yan olarak işlendiği söylenmektedir.

Bir başka rivayete göre ise Medusa, kendisini Perseus’un kılıcında görmüş ve taş kesilmiştir. Bunun için buradaki heykeli yapan heykeltıraş ışığın yansıma pozisyonlarına göre Medusa’yı normal, ters ve yan olmak üzere üç ayrı pozisyonda yapmıştır.

SÜLEYMANİYE CAMİİ

Unesco-Tarafindan-İstanbulda-Koruma-Altina-Alinan-Yerler-4

Usta mimar Mimar Sinan’ın ellerinden çıkmış bu eser, Kanuni Sultan Süleyman döneminde 1550 yılında yapılmaya başlanmıştır. Mimar Sinan, inanılmaz mütevazı davranarak ‘Kalfalık Eserim’ olarak nitelendirmiştir bu eseri. Eser, caminin külliyesi ile birlikte 1557 yılında tamamlanmıştır. Caminin 4 tane minaresi bulunmaktadır. Bunun nedeni Kanuni’nin İstanbul’un fethinden sonra tahta geçen 4. padişah olmasıdır. Minarelerde bulunan toplam 10 şerefe, Kanuni Sultan Süleyman’ın 10. Osmanlı Padişahı olmasını simgelemektedir.

Bir yıl caminin temelinin sağlamlaştırılması için cami inşaatına ara verilmiştir. İran Şahı Tahmasb,  verilen bu uzunca aranın nedeninin, caminin Osmanlı maliyesine getirdiği ağır yük olduğunu ve Kanuni’nin zorlandığını düşünmüştür. Hem inşaatın devamı hem gücünün büyüklüğünü göstermek için yüklüce bir kervanı ve içi mücevherlerle dolu bir kutuyu Kanuni’ye göndermiştir. Tabii bu armağanların gönderilme nedenini açıklayan bir mektubu da birlikte göndermeyi ihmal etmemiştir.

Kanuni, Tahmasb Han’ın bu mektubuna oldukça sinirlenmiştir. Bu mektubu kendisiyle dalga geçme olarak yorumlayan Kanuni, kervanla gelen tüm malları elçinin gözleri önünde dağıtmıştır. Mimar Sinan’a da içi birbirinden değerleri mücevher kutusunu vermiştir. Kanuni, Mimar Sinan’a mücevher kutusunun içindeki tüm mücevherleri yapının taşlarına karıştırmasını emretmiştir.  Mimar Sinan, büyük bir ustalıkla bütün mücevherleri caminin minarelerinden birinin taşları arasına yerleştirmiştir. Mücevherlerden dolayı güneş vurduğunda pırıl pırıl parlayan bu minareye halk arasında “Cevahir Minaresi” adı verilmiştir.

Süleymaniye Camide elektriğin olmaması nedeniyle camiyi aydınlatmak için yakılan mumların camiye zarar vermemesi için Mimar Sinan orta kapının hemen üzerine is odası adı verilen bir oda yapmıştır. Caminin içinde oluşan is, hava akımı ile dört küçük pencereden bu odaya çekilmiştir.   Odada biriktirilen bu is ile birçok ferman ve önemli belge yazılmıştır. Bu yöntemin kullanılma nedeni, bu is ile yazılan belgelere akıcı bir madde dökülse bile yazılar zarar görmemesidir. Bu is ile yazılan belgelerdeki yazıları silmenin tek yolu ise kağıdı tahrip etmekten geçmektedir. Bu da güvenirliliği arttırmıştır.

UNESCO’nun fark edip korumaya aldığı bu eserlere hepimizin sahip çıkabilmesi dileğiyle…

Kaynak: T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü

T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürlüğü

http://www.kulturvarliklari.gov.tr

http://www.aktuelarkeoloji.com.tr

Hakkında istanbul1881

istanbul1881
İstanbul. Tek renkle ifade edilemeyecek kadar zengin, tek kokuyla anlatılmayacak kadar çekici ve asla kaybedilemeyecek kadar değerli... İstanbul 1881, İstanbul’un büyüleyici renkleri ve baş döndüren kokularını saygı duyduğumuz ve kaybetmek istemediğimiz tarihi değerlerle harmanlayarak yaratıldı. Ayrıntılı bilgi için tıklayın.

Lütfen kontrol edin

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız Kutlu Olsun!

19 Mayıs, Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı Kurlu Olsun!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.