Anasayfa / Atatürk / Atatürk’ü Neden Unutamıyoruz? Atatürk’ün Ardından 10 Kasımlar…

Atatürk’ü Neden Unutamıyoruz? Atatürk’ün Ardından 10 Kasımlar…

Unutulmaz Lider Atatürk… ONU NİÇİN UNUTMUYORUZ?

Her 10 Kasım’da aynı yürek acısı, aynı hüzün. Atatürk’ü neden unutamıyoruz? İçimizi acıtan bu kederin nedeni ne?

11207-ks-games-puzzle-1000-parca-bayrak-ve-ataturk

Prof. Dr. Hikmet Özdemir’in Atatürk’ün Liderlik Sırları kitabından aktarıyoruz:

Ruşen Eşref Ünaydın, Atatürk’ün vefatından yirmi yıl sonra Prof. Nihad Reşat Belger’le yaptığı mülakatın girişinde 10 Kasım yıldönümlerinin Türk ulusu için anlamını şöyle açıklamıştır:

‘’Tabiat kanunu gereğince 10 Kasım, yer yıldızının güneş etrafındaki durmasız dinlenmesiz dönüşlerinden her birini tekrarlarken uğrayıp geçtiği 365 günden birinin adıdır…

‘’Fakat kaderin hükmü gereğince, bir büyük matemin adı olalı beri 10 Kasım, Türk milleti için takvimin öteki yapraklarından ayrı bir tarih manası aldı… Bu seferki gibi yirminci defa değil; iki yüzüncü, iki bininci defa da gelse geçse milletimiz var oldukça 10 Kasım hep bu manada kalacaktır. Bu da, ruhlarımızın kanunu gereğincedir.’’

ABD Kentucky Üniversitesi Psikiyatri Profesörü Dr. Arnold Ludwig’in 18 yıl süren ilginç bir araştırma gerçekleştirmiştir. Bu araştırma sonucunda, 20. Yüzyılın 377 lideri arasında ‘’siyasi büyüklük cetveli’’ sıralamasında Atatürk 37 puan üzerinden 31 puanla birinci olmuştur.

Atatürk’ü 30 puanla ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt ile Çin lideri Mao izlemiştir. Sıralamadaki diğer liderler ise şöyledir: Stalin 29, Mussolini 26, Hitler 25, Arafat 17.  Büyükelçi Bilal N. Şimşir’in hesaplamasına göre, yabancılar, Atatürk hakkında 73 yüceltici sıfat kullanmışlardır.

Türklerin tarihinde en büyük ‘onarım’ ve ‘’dönüşüm’ olan ‘’İkinci Ergenekon’’ mucizesinin liderliğini yapan bu kişi bir ‘’büyük insan’’dır.

20140328184419-8e652b6b-me

Büyük İnsan Kimdir?

1964 yılında Yakup Kadri Karaosmanoğlu, ‘’büyük insan’’ı şöyle anlatmıştır:

‘’Büyük insan odur ki, sevdiklerine karşı ölünceye kadar vefalıdır; sevmediklerine karşı da kalbi pas tutmasını bilmez. Şahsi, küçük ihtiraslara ise asla yakasını kaptırmaz ve hiçbir vakit insaniyetinin, içgüdülerinin hükmü altına girmez. Her hareketine yalnız akıl, insaf ve ruh asaleti rehberlik eder. Böylelerine eskiler ‘sage’ –yani hakim– adını verirlerdi.

‘’Plutarque, eski Yunan ve Roma tarihinin ünlü şahsiyetlerini en çok bu açıdan tahlil ve muhakeme etmiştir. Bunlar arasında insanlık erdeminden yoksun bulduklarını, her ne kadar büyük zafer kazanmış serdarlar, ne kadar büyük reformatörler ve devlet adamları olursa olsunlar, fazla övmekten çekinmiş ve bütün hayranlığını ya Greklerin ‘hakim’ ya da Romalıların erdemli dedikleri kişiler üzerinde teksif etmiştir.

Çünkü tarihte en derin, silinmez izler bırakan büyük adamların asıl bu iki vasfı taşıyanlar olduğunu görmüştür.’’

Yine 1964 yılında Prof. Tarık Zafer Tuna’ya şunları yazmıştır:

‘’10 Kasım bir ağlama duvarı değildir. 10 Kasım bir tapınma günü de değildir. Her yıl bu tarihte toplanan bizler, kişi olarak, toplu olarak bize hayat, hürriyet veren fikirler ve olaylar üzerinde durmak lüzumunu duyuyoruz.

Bu düşünme anında görüyoruz ve anlıyoruz ki, insanca yaşamamızı sağlayan savaşlarımız, çabalarımız bir isimde, ülküleşmiş, mefhumlaşmış bir isimde düğümleniyor: Atatürk.

‘’Genç kuşaklar, onun ölüm tarihinde doğmuş ve bugün otuzuna yaklaşmış olan genç insanlar, Atatürk ve Atatürkçülük etrafında dinmek bilmeyen istismarcı bir akımın baskıları altında, haklı olarak soracaklardır:

‘’Niçin biz Atatürk’e bu kadar bağlıyız?

‘’Yarım yüzyılı aşan ömür rakamlarına merdiven dayamış ‘eski’ ler de bu soruya artık kesin yanıt aramak zorundadırlar.

‘Çünkü Atatürk Türk devriminin ustası, gerçekleştiricisidir’.

‘Atatürk, sürü muamelesi yapılmak istenilen bir milletin ihtilâl, istiklâl sembolüdür’.

‘Millî şuuru’, ‘millî haysiyeti’ , ‘ millî vicdanı’ , ‘ millî namusu’, ‘millî izzetinefsi’, ‘millî gururu’, (hep onun kullandığı terimlerdir bunlar) haklı bir ihtilalin meşrutiyet prensipleri saymış olan bir liderdir.’

ataturk-galeri-8

Bu arada bir konuda da görüşümü belirtmek isterim. Atatürk’ü sevemeyenler veya nefret edenler olmuştur ve olacaklardır. Atatürk’ün sağlığında ve ardından olduğu gibi zamanımızda da böyleleri vardır. Gerçekten bu olgu son derece acıdır.

Prof. A. Süheyl Ünver, insan yaşamındaki bu dramatik olguyu şöyle açıklamıştır:

‘’Atatürk merhumla hiç karşılaşmadım. Uzaktan bir defa, kendisine layık tevazu ve mahcubiyet haşmeti içinde geçerken gördüm. Benim için bu kadarı kafi idi. Onunlar bir defa görüşme fırsatı olacaktı, onu ben kaçırmadım. Müteessir değilim. Zira onun hakkında o kadar güzel şeyler işitiyordum ki beni doyuruyordu. Aleyhinde bulunanlar da az değildi. Zaten mükemmel insanları sevenlerle sevmeyenleri sayısının bir birbirine denk gelmeleri lazımdı.’’

ataturk

Atatürk’ün sağlığında onun düşünce ve eylemi hakkında son derece ağır ithamların ve iddiaların yer aldığı kitaplar yayınlanmıştır. Kuşkusuz onun sevenleri bu tür saçmalıkları karşılıksız bırakmamışlardır.

Kaynak: Atatürk’ün Liderlik Sırları, Prof. Dr. Hikmet Özdemir

Hakkında istanbul1881

istanbul1881
İstanbul. Tek renkle ifade edilemeyecek kadar zengin, tek kokuyla anlatılmayacak kadar çekici ve asla kaybedilemeyecek kadar değerli... İstanbul 1881, İstanbul’un büyüleyici renkleri ve baş döndüren kokularını saygı duyduğumuz ve kaybetmek istemediğimiz tarihi değerlerle harmanlayarak yaratıldı. Ayrıntılı bilgi için tıklayın.

Lütfen kontrol edin

Atatürk’ün Cumhuriyet Anlayışı

Cumhuriyet Nedir? Türkler Neden Cumhuriyet İle Yönetilmelidir? Atatürk’e gelinceye kadar, ülke içinde ve dışında Türk …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir