Anasayfa / Genel / Van Gogh’u Ünlü Kılan Eserler Arkasındaki Gerçekler

Van Gogh’u Ünlü Kılan Eserler Arkasındaki Gerçekler

Van Gogh’u Ünlü Kılan Eserler…

van gogh

MODERN BAŞYAPIT

Van Gogh’un önceden tasarlanmış ilk başyapıtı 1885 yazında yaratıldı. Son Akşam Yemeği’nin dini olmayan bu versiyonuna Patates Yiyenler adını verdi. Aldığı tepkiler, karışık olmakla birlikte, Van Gogh’un kendini büyük bir ressam olarak görmesine neden oldu.

van gogh

Bu dönemde Van Gogh coşkuyla, Fransız romantik ressam Eugene Delacroix’nın (1798-1863) yazılarını okuyor ve onun renklerin etkisi hakkındaki fikirlerini özümsüyordu:

‘’Geçenlerde resim yaparken, içimde renklere ilişkin belirgin bir uyanış hissettim; şimdiye kadar hissettiğimden daha güçlü ve farklıydı.’’

İLK BAŞYAPIT

Mayıs ayında Van Gogh’un arkadaşı Van Rappard iki haftalığına onu ziyarete geldi. Van Gogh’un gelişiminden açıkça etkilenerek, özellikle desenlerine övgüler yağdırdı. O gittikten sonra Van Gogh büyük bir çalışmaya başlama cesaretini buldu; önceden tasarlanmış ilk başyapıtını resmedecekti.

Babası ölür ölmez resim üzerinde çalışmaya başladı ve konusuna karar verdi. Son Yemek’in dini olmayan versiyonu olacaktı. Rembrandt’ın Emmaus’ta Yemek adlı eserinin modern zamanlara uygun olanı –tabloyu Patates Yiyenler diye adlandıracaktı. Standart akademik yöntemleri izleyerek, resimde yer alacak kişilerin taslakların, desenlerini, yağlı boya çalışmalarını yapıp eser son haline getirdi. Tanımış olduğu Groot ailesi küçük bir ücret karşılığı ona poz vermeyi kabul etti.

Yeni sorunlar Van Gogh’un hayatını bir kez daha zorlaştırdı, çünkü ailenin kızı Gordina de Groot hamile kalmıştı, sorumlusunun Van Gogh olduğu düşünüldü. Van Gogh hiçbir ilgisi olmadığını şiddetle savunsa da bölgenin rahibi, Katoliklerin ona poz vermesini yasakladı. Böylesi sorunlara rağmen resim tamamlandı.

Eserinin litografik versiyonunu gönderdiği arkadaşı Van Rappard resmin ‘’doğaya tecavüz’’ olduğunu düşünmüştü. Van Gogh onun olumsuz tepkisi karşısında yıkılmıştı. O kadar kırıldı ki beş yıllık arkadaşlıklarını bitirdi ve Van Rappard’la bir daha hiç konuşmadı. Oysa Theo resmin ikonik gücünü hemen anlamıştı:

‘’Bazıları bu tabloda bir güzellik buluyor’’ diye yazdı, ‘’bunun nedeni ise kesinlikle resimdeki karakterlerin çok sahici olması.‘’ ‘’Van Gogh’un buna cevabı şöyle oldu: ‘’İçimde bir şey yapma gücü hissediyorum, yapıtımın da başka yapıtlara karşı bunu taşıdığını görüyorum.’’

SANATTAKİ HAKİKAT

Van Gogh, Nuenen’deki durumun karışıklığından kaçıp kurtulmak için, daha fazla rezil olmadan, Avrupa’nın en büyük limanlarından birine, Anvers’e yaya olarak gitmeye karar verdi.

Ayrılmadan hemen önce İncil’li Natürmort’u yaptı. Bu aynı andan hem ileriye hem geriye bakıştır: Van Gogh aile İncil’ini, Yeşaya bölümü ‘’Hor görüldü’’ sayfası açık olarak, hemen yanında Emile Zola’nın (1840-1902) ironik bir şekilde La Loie de Vivre (Yaşama Sevinci) adını taşıyan ve baştan sona iç karartan romanıyla beraber resmetmişti.

van gogh

Çağdaş Fransız romancıları Van Gogh için son derece önemliydi. Daha sonra kız kardeşine onların önem hakkında şunları yazacaktı: ’’Bir yandan da eğer kişi hakikati, hayatı olduğu gibi istiyorsa, o zaman mesela de Goncourt’un Germinie Lacerteux, La Fille Eliza, Zola’nın La Joie de Vivre ve L’Assommoire adlı romanları ve pek çok başka başyapıt hayatı bizim hissettiğimiz gibi betimler, böylelikle doğruyu öğrenme ihtiyacımızı tatmin eder.’’

RENK VE MÜZİK

Delacroix’ nın fikirleri Van Gogh’u renk ile müziğin ilişkisi ve duygusal etkileri üzerine düşünmeye sevk etti. Bu dönemin resimleri de desenleri de kasvetli olduğu halde, o zaman bile ‘’renk ile Wagner’in müziği arasındaki ilişkinin farkında’’ olduğunu anımsıyordu.

Theo’ya, Delacroix’nın resimlerindeki ‘’renk senfonilerinin muazzam ruh hali çeşitliliği’’ hakkında yazdı, ama bu gibi fikirlerin etkisi ancak kariyerinin ileriki zamanlarında tam anlamıyla geçerli olacaktı.

Van Gogh bölge kilisesinin orgcusundan piyano dersleri almaya başlamıştı, ama dersler fazla uzun sürmedi: Alışagelmiş öğrenim yöntemlerine ilgi duymadığı için tuşlara vuru ve çaldığı notaya bağlı olarak, ‘’Prusya mavisi’’, ‘’Parlak kadmiyum’’ veya ‘’koyu aşıboyası’’ diye bağırırdı.

van gogh

van gogh

Kaynak: Van Gogh, 500 Görsel Eşliğinde Yaşamı ve Eserleri

Hakkında istanbul1881

istanbul1881
İstanbul. Tek renkle ifade edilemeyecek kadar zengin, tek kokuyla anlatılmayacak kadar çekici ve asla kaybedilemeyecek kadar değerli... İstanbul 1881, İstanbul’un büyüleyici renkleri ve baş döndüren kokularını saygı duyduğumuz ve kaybetmek istemediğimiz tarihi değerlerle harmanlayarak yaratıldı. Ayrıntılı bilgi için tıklayın.

Lütfen kontrol edin

Küçük Ressamlar Anıtkabir’de Etkinliği 19 Mayıs 2019’da Anıtkabir’de!

Bağımsızlığa Adımın 100. Yılında Anıtkabir’deyiz! Her yıl gerçekleştirilen Küçük Ressamlar Anıtkabir’de Etkinliği, bu yıl bağımsızlığa …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.